Federasyon mu Yoksa Metropolün Korunması mı?

#6727 Ekleme Tarihi 22/02/2021 09:47:59

Geçen yılın belki de en önemli entelektüel olaylarından biri “Sonsuz imparatorluk. Rusya Kendini Arıyor" adlı kitabın yayınlanması.

Yazarları, tarihçi Alexander Abalov ve ekonomist Vladislav Inozemtsev, tüm Rusya tarihini yüzyıllar önce oluşan ve günümüze kadar aşılamayan emperyal özünün evrimi bakış açısı yönünden gözden geçiriyorlar.

İmparatorluğu, l. Peter tarafından 1721'deki sözde beyanına indirgemiyorlar, geniş bir tarihsel panoramayı gözler önüne sererek, Rusya tarihindeki imparatorluk dönemlerinin ara bağlantılarını ve hatta sürekliliğini takip ediyorlar.

Onlara göre, Rusya, bir tür sonsuz imparatorluktu ve halen de öyle- hem resmi ilanından önce hem de, görünüşte nihai, yıkımından on yıllar sonrasına kadar emperyal stratejiler ve hareket taktiği üreterek komşuları için bir tehdit olmaya ve federalizmin tomurcuklarını ve kendi içindeki özyönetimi bastırarak sürdürdü.

Yazarların bakış açısına göre bu tür birkaç dönem vardı: İlk olarak "Moskovya", Bizans geleneğini kabul ederek bunu kendi ‘’3.Roma’’  mesihçiliğine dönüştürdü. Ardından Altın Ordu’yu yenerek bu orduya ait tipik genişleme ve işgal edilen alanları kontrol etme metotlarını benimsedi.

Dahası, Avrupa'nın gerisinde kaldığını fark eden St. Petersburg İmparatorluğu, oradan pek çok askeri ve başka teknolojiler ithal etti, ama aynı zamanda Avrupa'nın "özgür düşüncesini" olabildiğince görmezden gelmeye çalışıyordu.

Bunun aksine ise, "halkların kendi kaderini tayin hakkı" konusunda radikal Avrupa sloganıyla yola çıkan SSCB, daha sonra nüfuzuyla dünyanın yarısını kaplayan en büyük totaliter imparatorluğa dönüştü.

Post-Sovyet Rusya’sı ise daha önceki dönemlerin "Postmodern" bir sentezi denemesi görünümünde. Fakat tüm bu imparatorlukların birbirileriyle benzer olduğu nokta ise iktidarın bir iç merkezileşme politikası izlemesi ve kendi başına bir amaç olarak agresif bir dış genişleme için çabalaması.

Bu panorama oldukça mantıklı görünüyor, ancak yine de yazarların "Rusya'nın emperyal doğası"nı kaçınılmaz ve açıkça önceden belirlenmiş bir şey olarak göstermeye çalıştıkları izlenimi var.

Oysa farklı tarihi seçenekler çok daha fazla…

Örneğin, filozof Mihail Epstein 1990 yılında yazdığı ‘’Rusyalar Hakkında’’ adlı makalesinde şu iddiada bulundu:

Rusya başlangıçta "Rusya toplulukları" olarak doğdu, yani "bir" ülkeden fazlası - dünyanın özel bir yerinde birçok ülkeden oluşan, Avrupa veya Asya gibi… Bir "parçalanmışlık" değil kabile bolluğunun ve çeşitliliğin olduğu Rus toprakları.

Kitabın yazarları "federalizm tohumlarını ve özyönetimi" savunuyorlar. Vladislav Inozemtsev'in iki yıl önce verdiği bir röportajda bana Rusya'da federasyonun prensipte imkansız olduğunu söylediğini düşünürsek, bunu gözlemlemek büyük bir zevk. Görünüşte son yıllardaki "emperyal uygulamaların" ölçüsüz çoğalması, kadercileri bile alternatif arayışlara yönlendirdi.

Kitapta ayrıca çeşitli tarihi imparatorlukların ayrıntılı bir karşılaştırması da sunuluyor. Birçoğunda Metropolü kolonilerden ayıran okyanuslar varken bunlardan farklı olarak sadece Rusya kıtasal bir monolit şeklinde ortaya çıktı.

Belki de bu, bu bölgelerin sömürgesizleşmesini yavaşlattı.

Bununla birlikte, bugünün Rusya'sındaki "koloniler" ile ilgili olarak "metropol" un küstahlığı tamamen korunmuştur.

"Federal" medyada ( gerçi metropolün başkentine yoğunlaştıkları için federalizmle hiçbir ilgisi yok ), genellikle diğer bölgelerin "vilayet", "çevre" vb. şekilde tanımlandıkları görülür.

Dünyadaki gerçek federasyonlarda, Amerika Birleşik Devletleri ve Almanya gibi, bunu hayal etmek bile tamamen imkansızdır.

Bana göre, yazarlar önemli bir noktayı bir şekilde gözden kaçırıyorlar - Rusya'da, emperyal kolonizasyonun hedefleri sadece diğer etnik gruplara ait topraklar değil, aksine ilk olarak kendisine ait Rus topraklarıydı. İmparatorluk, o zaman henüz Moskova Çarlığı olarak, ilk Novgorod ve Psovskaya cumhuriyetlerini yenilgiye uğratmakla başlamıştı.

Yazarlar Yekaterinburg gazetesi olan ‘’Benim Şehrim’’e verdikleri röportajda şu soruyu yanıtlamakta zorlandılar:

Rusya'da metropol ve koloniler arasındaki "sınır" nerede? Çünkü buradaki metropol, diğer bölgeleri kolonileştiren bir ülke değil (İngiltere, İspanya, Portekiz vb. olduğu gibi), kendi bölgelerini bile kendi kolonileri olarak gören “dikey iktidarın” kendisi.

Vladislav Inozemtsev şunu söylerken kesinlikle haklı: “Moskova kendini Rusya'da çok özel, diktatörce bir konuma koydu.” Ve Ural gazetecileri röportajlarının başlığına bile bu cümleyi koydular.

Gerçekten, mesela Moskova ordularınca 1485 yılında ele geçirilen Tver, metropol sayılabilir mi ve aynı orduların bir sonraki Kazan’ın fethinden ne kazanmış oldu?

Sonsuz İmparatorluğun benzersizliği sürekli meşguliyetinin "toprak toplamak" olması, o topraklarda yaşayanların etnik kökenlerinin farklı olması ise kendisini hiç rahatsız etmiyor.

Ancak kitabın yazarları yine de duruma kolonilerin değil, metropolün bakış açısıyla bakıyorlar - ve bu nedenle, kitapta verilen tüm derin bilgiye rağmen, bazen can sıkıcı boşluklar görülüyor.

Şöyle diyorlar: "Sibirya'daki sömürge karşıtı mücadele saçma görünüyordu: Bölgede metropolün çok az temsilcisi vardı; kimlik bilinci unsurları kırıntısından bile yoksundular; özerk bir gelecek vizyonu doğma ihtimali dahi yoktu".

Burada, 19. ve 20. yüzyılın başlarında çok önemli bir şey tamamen göz ardı ediliyor. Sibirya bölgeselciliği hareketi "Oblast" savunucuları kesinlikle sömürge karşıtı otonomistlerdi.

Başlıca teorisyenlerinden Nikolai Yadrintsev kitabına "Coğrafi, Etnografik ve Tarihi Açıdan Bir Koloni Olarak Sibirya" adını vermişti.

1865'te, bir grup bölgeci (Oblastcı) sadece fikirleri yüzünden tutuklandı ve ağır işten sürgüne kadar çeşitli cezalara mahkum edildi.

Bugünün Rusya'sıyla bir paralellik kurarsak, o zamanın modern bölgeciliğin takipçileri de günümüzde, "toprakların yabancılaştırılması"yla ilgili yasalara göre kesinlikle ceza alırlardı.

Bu nedenle, "Sonsuz İmparatorluk" yazarlarının 1991'de "büyük imparatorluğun çöktüğü" iddiaları biraz abartılı görünüyor. Gerçekte, basitçe yeniden biçimlendirildi, boyutu az küçüldü.

Ancak bu nedenle daha da sert biçimde “kendi” halklarını ve bölgelerini baskı altında tutan ve aynı zamanda dış genişleme için çaba gösteren bir hal aldı.

Hatta şöyle bir tarihsel paradoksu not edebiliriz – son dönem "perestroyka" SSCB’si gerçekte şu an mevcut olan Postsovyet Rusya’sından çok daha az emperyal bir politika izledi.

1990'da, birlik cumhuriyetleri ve Rusya’nın içindeki özerk bölgelerin çoğu egemenlik beyanlarını ilan ettiler - ancak bugünün Rusya Cumhuriyetlerinde bu belgelerin yasaklanmış olduğu bir gerçek.

Uluslararası alanda ise, o zamanki Kremlin "ortak bir Avrupa evi"nden bahsederken -  şimdi bu fikirler yerini saldırgan bir Avrupa karşıtı propagandaya bıraktı.

Kitabın final çıkarımlarından birinde, kesinlikle haklı olarak, şöyle deniyor:

Seçkinlerin federalizmin değerlerini kabul etme konusundaki isteksizliği, tarihsel ve mantıksal olarak Rus emperyal yapısının canlanmasının ilk temel nedeni haline geldi.

Fakat kitabın yazarları, imparatorluk sonrası düzenlemeden bahsederken garip bir varsayımda bulunuyorlar:

"Bu ülkenin adı ne olursa olsun, ister katı bir şekilde merkezileştirilmiş olsun, ister özerk; ancak Rus, parçalardan oluşsun, o kadarda önemli değil... bir durum değişmeden kalacak: artık bir imparatorluk olmayacak".

Geleceğin bu "katı merkezileştirilmiş" şeklindeki varyantı beni biraz şaşırttı. Çünkü Rusya koşullarında herhangi bir "katı merkeziyetçilik", hatta en "reformist" olanı, "metropol"un korunması ve bölgesel öznelliğin kaçınılmaz olarak bastırılması anlamına gelecektir.

Ve eğer gerçekten, eşit ve sözleşmeye dayalı bir federalizmi ortaya çıkaramazsak, o zaman "kendini arayan Rusya", yeni bir "sonsuz imparatorluk" döngüsüne girme riskini alır...

Vadim Shtepa

Kaynak: sibir.reali

Çeviri: Çerkesya Hareketi Haberi Merkezi

Dünyadan
Diğer Haberler
  • facebook sharing buttonFacebook
  • twitter sharing buttonTwitter
  • pinterest sharing buttonPinterest
  • linkedin sharing buttonLinkedin
  • tumblr sharing buttonTumblr
  • vk sharing buttonvk
  • odnoklassniki sharing buttonOdnoklassniki
  • reddit sharing buttonReddit
  • whatsapp sharing buttonWhatsapp
  • googlebookmarks sharing buttonGoogle Bookmarks