Çerkeslerin Vatana Dönüş Hareketi, Dönüşün İlk Günlerinde Başladı -1-

#7636 Ekleme Tarihi 17/11/2021 08:46:41

Çerkeslerin, vatana geri dönüşü sorunu, daha Osmanlı İmparatorluğu’na ilk sürgün edildikleri günlerde ortaya çıkmıştır.

Anavatanlarını terk eden Çerkesler, Osmanlı İmparatorluğu’na göç etmeyi zorunlu ve geçici bir önlem olarak görüyorlardı ve yakın zamanda yeniden vatanlarına geri dönme fırsatına sahip olacaklarından emindiler. 

Osmanlı İmparatorluğu’nun Karadeniz kıyılarında kendilerini son derece zor koşullar içinde bulmuşlardı. 

İstanbul, Samsun, Trabzon, Sinop, Varna, Köstence gibi limanlara getiriliyorlardı. Bu kadar çok sayıda Cerkesin gelmesini beklemeyen yerel makamlar, onlara geçici barınma ve minimum yiyecek sağlama konusunda bile zorluk çekiyor, Çerkesleri kıyıda, yırtık çadırlara, boş kışlalara, avlu, ahır, bahçe, kömürlük gibi alanlara yerleştiriyorlardı.

Yerel halk arasında bulaşıcı hastalıkların yayılmasından korkan Avrupalı konsolosların talebi üzerine Osmanlı makamları, Karadeniz kıyısındaki Çerkes sürgünler için karantina kampları kurdular ( Açka-Kale, Sarı-Dere, Samsun vb. ). 

Trabzon'daki Rus Konsolosluğunun bilgilerine göre, Mayıs 1864'e kadar Trabzon ve çevresindeki kamplardaki Çerkeslerin sayısı 200 bin kişiyi aştı ve aynı yılın Eylül ayında 250 bin kişiye ulaştı. Samsun ve çevresindeki Çerkeslerin sayısı ise 1864 sonbaharında 110 bin kişiydi.

Tifüs ve çiçek hastalıklarının yanı sıra gıda kıtlığı da Çerkes sürgünlerinin toplu ölümlerine neden oldu. Çerkeslerin Osmanlı kıyısındaki ölümlerinin boyutunu Trabzon'daki Rus Konsolosunun aşağıdaki sözleri gözler önüne sermektedir. (10 Haziran 1864)

"Sürgünün başlangıcından bu yana, 247 bin kişi burada; yani Trabzon'da ve çevresinde kaldı, bugüne kadar 19 binden fazla kişi öldü, şimdi Trabzon ve çevresinde 63 190 kişi var. Günde ortalama ölüm sayısı 180-250 kişi. Bir kısmı iç bölgelere yönelmeye başladılar ( Akça-Kale ilçesi ), ancak çoğu gemilerle Sameda'ya gidiyorlar.

Geçen hafta 7500 kişi gönderildi. Yarın Kerederugas'a yaklaşık 4000 kişinin gitmesi bekleniyor. Keresund'da yaklaşık 1500 kişi var.

Samsun’un çevresinde 110 binden fazla kişi var. Ölüm oranı günde yaklaşık 200 kişi. Birçok kişi paşalığın iç kısmına gidiyor. Trabzon kış boyunca çok zarar görmüştü, şimdi sıra Samsun’a geldi.

Sinop, Bibol ve Erekli'de yaklaşık 10 bin var.

3000'den fazla kişi askere alındı ve alımlar devam ediyor. Trabzon’da alım Samsun’a göre daha başarılı gidiyor. Bütün bu sayıları hesaba katarsak Anadolu kıyıları için 350 bin gibi bir rakam elde ederiz.”

Trabzon'daki İngiliz Konsolosu Stevens da raporunda (19 Mayıs 1864) Akça-Kale ve Sarı-Dere’de 25 bin, Samsun’da ise 40 bin Çerkesin bulunduğunu kaydetti. Aralarında ölüm oranı günde 120-150 kişiydi.

A.N. Moşin’in bilgilerine göre sadece Trabzon'da, 1864 Mayıs ayına kadar 30 binden fazla Çerkes ölmüş. Samsun’da ise aynı yılın Eylül ayına kadar ölen Çerkeslerin sayısı 50 binden fazla. 

1863-1864 yılları arasında Osmanlı İmparatorluğu’nda ölen Çerkes sürgünlerin toplam sayısı 100 binin üzerindeydi. 

Bu kadar çok sayıda Çerkesin ölümünün başlıca nedeni, Osmanlı makamlarının ideal koşullar vaat edilen göçmenlerin kabulünü ve yerleştirilmesini organize edememesiydi.

Çerkes sürgünler için bir başka felaket de köle ticareti olmuştur.

Karantina kamplarında tutsak kalan Çerkeslerin çaresiz durumu, Çerkes kızlarını satın almaya ve onları Osmanlı soylularına satmaya niyetlenen Osmanlı tüccarlarının işine geliyordu. Yoksulluktan ölen Çerkes sürgünler çocuklarını tüccarlara 3 kuruşa satmayı kabul etmek zorunda kaldılar.

1864 Kasım’da Trabzon'daki İngiliz konsolosu, 1863-1864 yılları arasında Anadolu kıyılarına gelen 10 bin Çerkesin satıldığını bildiriyordu ( 8 ).

Osmanlı hükumeti sonunda Çerkes sürgünlere yardım için bazı tedbirler aldı. Çerkesler için devlet bütçesinden para tahsis edildi ve bir bağış kampanyası başlatıldı. 

Sultan Abdul Aziz ( 1861-1876 ), bizzat kendisi bağış kampanyasına örnek oldu; Sultan ve Veliaht adına Çerkeslere önce 300 bin kuruş, sonra 5 milyon kuruş daha bağışladı. 

Edirne (Adrianopol) halkı da Çerkesler için 400 bin kuruş toplamıştı (10). Göçmen Dayanışma Derneği de Çerkesler için düzenli olarak bağış topladı. 

Ve 1899 yılında, satışlarından elde edilen gelirin kendi fonuna gittiği damga pullarının basımını düzenledi. Osmanlı İmparatorluğu’nun tüm resmi belgelerine bu pulların eklenmesi gerekiyordu.

Yine de, hükumet tarafından alınan bütün önlemlere rağmen, Çerkesler için tahsis edilen paralar yetersiz kalmış ve her zaman hedefine ulaşmamıştır.

Çerkes yazarı M. Yeçeruh durumu şöyle ifade ediyordu: 

"Hükumetin muhacirlerin (göçmenlerin) bir düzen kurmaları için ayırdığı paralar acımasızca talan edildi ve mazlum insanlar, aptal ve kibirli yetkililerden merhamet beklerken öldüler". (12)

Osmanlı İmparatorluğu’na gelen Çerkeslerin çoğu yeniden anavatanlarına dönmeyi umdukları için uzun bir süre yerleşmeye çalışmadılar. 

İdare birimlerin temsilcileri ile herhangi bir çatışma veya anlaşmazlık çıktığında, Osmanlı’da yaşamak istemediklerini ve kesinlikle Kafkasya döneceklerini belirtiler.

İzmir Valisi Seyit Osman, bir üst makama yaptığı başvurulardan birinde şöyle diyordu: 

“Ancak göçmenler toplu bir biçimde yaşamayı veya geldikleri yere geri dönmeyi takıntı haline getirmişler; bu tür bahanelerle zaman kaybediyorlar, halbuki onlara her türlü yardım yapıldı, yerleşmeleri için uygun koşul sağlandı ve sağlanmaya devam ediliyor.

Bu tür istekler bölgeye yerleşmeyi reddetmelerinden önce de gözlenmiş, aynı zamanda herhangi bir zorlama olmamıştı. Doğaları gereği bu gibi durumlarda göçmenler, yetkililerin kararlarına hemen direnmeye başlar ve çeşitli hadiselerin nedeni haline gelirler. 

Onların davranış ve eylemleri beyleri, liderleri ve kabile başkanları tarafından belirlenir. Bu direnişin arkasında liderlerin de olması nedeni ile, yerleşimin gerçekleştirilmesi ancak zorlama yolu ile mümkün görünmekte.

Bu bey ve liderlerden bazıları Rus yetkililerle görüştüklerinde göçmenleri bu şekilde davranmaya zorluyorlar. Göçmenler bu ortama girdikten sonra, yerel halkın desteği ile rahatlığa alışmaya başlıyor ve yerleşmeleri tamamlanır tamamlanmaz çalışmaları gerektiğini unutuyorlar. 

Yerleşmeleri hızlı bir şekilde tamamlanmaz ise geri döneceklerini söyleyerek yerel yetkililere iradelerini dikte etmeye çalışıyorlar. Çevredeki insanlar da onların bu davranışlarından şikayetçi olmaya başladılar". (13)

19. Yüzyılın 60-80’li yıllarında Osmanlı İmparatorluğu’nun farklı bölgelerindeki Rus Konsolosları, raporlarında, Çerkes sürgünlerin ezici çoğunluğunun konumlarından memnun olmadıklarını ve anavatanlarına geri dönmek istediklerini düzenli olarak bildirdiler.

Bu belgeler, Çerkeslerin anavatanlarına geri dönmelerine izin verilmesi talebi ile Rus Konsolosluklarına yaptıkları başvurular hakkında da bilgi içeriyor.

Konsoloslar, ayrıca, anavatanlarına dönmek isteyen Çerkeslerden gelen rüşvet teşebbüsü ve tehdit vakalarını da bildirdiler.

Varna’daki Rus Başkonsolosluğu’nun müdürü A. Olhina'nın İstanbul'daki Rus Elçisi Y.P. Novikova’ya verdiği raporda (4 Temmuz 1863) şunlar vardı:

"...birçok Nogay, Kırım Tatarı ve Çerkes anavatanlarına geri dönmek istiyor. Bunun için Osmanlı devletinden değil bizim devletimizden gelecek onayı merak ediyorlar" ( 14 ).

Haziran 1864’te, 100 Şapsığ ve 100 Natuhay ailesi anavatanlarına dönmek ve Rus yasalarına göre yaşamak istediklerini belirttiler ( 15 ).

Kafkas Ordusu Genelkurmay Başkanı A.P. Kratsev'a bir gönderdiği bir mesajda (17 Haziran 1864), A.N. Moshin şunları belirtti: 

“Çerkesler arasında Türk hükumetin talimatına karşı güçlü bir hoşnutsuzluk mevcut. 100'den fazla aile, geri dönmelerine izin verilmesi için bana rüşvet vermek amacıyla bir casus gönderdi. Bildiğim kadarıyla, hoşnutsuzlukları ve geri dönme umutları dış ajanlar tarafından destekleniyordu". (16)

A.N. Moshin, başka bir gönderisinde (29 Haziran 1864) ise şunları belirtti:

“ Vatanlarına geri dönmek ve bizim yasalarımıza uymayı kabul etmek isteyen 1000 Şapsığ ailesi dışında, yaklaşık 100 Natuhay aile Kafkasya’ya dönmeleri için iznin olup olmadığını öğrenmek için bizim konsolosa geldiler" (17).

1865 yılının Mart ayında ise 2 bin Çerkes anavatanlarına dönmek istediklerini bildirdiler. (18)

A.N. Moşin, İstanbul'daki Rus elçisi N.P. İgnatev'a başka bir gönderisinde (22 Şubat 1865) şunları yazmıştı:

“… kısa zaman önce, bize sadık olan bazı Çerkes liderler tarafından kendi insanlarının arasında Türk hükumetine karşı güçlü bir hoşnutsuzluk söz konusu olduğu konusunda bilgilendirildim; kandırılmış olduklarını düşünüyorlar. Ayrıca insanların Rus İmparatoruna Rusya’ya dönmelerine izin verilmesi ve hükumetin kendilerine göstereceği bölgeye yerleşmeleri için Petersburg'a elçi göndermek istediklerine dair söylentiler mevcut. 

Bu söylentilere özellikle dikkat edilmelidir; çünkü Çerkes halkı arasında hoşnutsuzluk giderek artmakta. Sinop’tan Mikeli de Çerkeslerin geri dönmek istedikleri ve kendisi tarafından durdurulduklarına dair bilgi vermişti. 

Bize sadık olan Şapsıg Gaspulet, Samsun’daki insanların yerel yetkililerden şikayetçi olduklarını ve 30 bin Çerkesin bulunduğu Terme ve Çarşamba’yı terk etmek istediklerini söylemekte. Az önce aldığım bilgilere göre, bu hoşnutsuzluğu kendi elçileri aracılığıyla Sefer Bey’in malum oğlu Karabatır körüklemeye çalışıyor…” ( 19 )

  • facebook sharing buttonFacebook
  • twitter sharing buttonTwitter
  • pinterest sharing buttonPinterest
  • linkedin sharing buttonLinkedin
  • tumblr sharing buttonTumblr
  • vk sharing buttonvk
  • odnoklassniki sharing buttonOdnoklassniki
  • reddit sharing buttonReddit
  • whatsapp sharing buttonWhatsapp
  • googlebookmarks sharing buttonGoogle Bookmarks