
Merhaba ben Huşt Nihan,
Bu yıl 5. kez düzenlenen Çerkesya Gençlik kampına ikinci katılışım, geçen senede evime mest olmuş bir vaziyette dönmüştüm. Bu yıl ise daha bambaşka hisler ile döndüm ve anladığım kadarıyla her yıl daha iyiye, daha ileriye doğru yol alacağız.
Öncelikle şunu belirtmek isterim ki;
En büyüğümüzden en küçüğümüze kampa katılan herkes yaşımızı, sosyal statümüzü, kurumsal kimliklerimizi ve gündelik yaşantılarımızın bizi sığdırmaya çalıştığı kalıplarımızın hepsini kampın kapısında bıraktık.
Yemeklerimizi birlikte yaptık, bulaşıklarımızı birlikte yıkadık, yemek yiyebilmek için kimse kimseden hizmet beklemedi herkes kalkıp sıraya girdi tabağını kendi hazırlayıp, çöplerini kendi döktü. Çeşitli atölyeler düzenlendi, şarkılar söylendi, ceuglar ve zexesler yapıldı hepsi birbirinden mükemmeldi ve kamp atmosferini soluyor olmak bile bir çok şeye değdi. Kampta herbirimizin tek kimliği vardı o da “Çerkesya Sevdalısı Çerkesler” olmamızdı ve o kadar bizdik ki başka hiç bir şeyi eminim gözlerimiz görmedi.
Bu kamp sana ne hissettirdi Nihan diye soracak olursanız bu gerçekten kelimelerin kifayetsiz kaldığı hislerdi. Gökyüzünden pamuklara atlatmak gibi, dağlarda, kırlarda yalın ayak koşmak gibi ve belki de köklerinin varlığını yılda sadece 7 gün hissedebilen bir ağaç gibi o kadar özgür, o kadar hür ama o kadar da aittim. Şimdi ise gerçek hayata dönebilmek için bir haftaya daha ihtiyacım var ve şimdiden önümüzdeki kampı iple çekiyorum.
Bu aidiyet duygusunu bize unutturmayacağına emin olduğum başta Hatko Schamis abime, hoş sohbetleri ile gönülleri fetheden saygıdeğer abilerim Haydar Timurlenk, Djançate Aykut, Pihava Uğur, Hıdzelt Ferhat, Saim Atılgan ve Seyit Besli’ye, kampta kimseyi aç bırakmamaya yemin etmiş Yedic Selma ablama, kampın başından sonuna her işe koşuşturan değerli arkadaşım Nart ve sevgili kardeşim Metkan’a ve kampta emeği geçen adını sayamadığım herkese sonsuz teşekkürü borç bilirim.
Адыгэ, уей-уей!



