Röportaj Dizisi(9) Hatko Schamis: 'Gençler, Bizi Aşın!'

#6621 Ekleme Tarihi 04/02/2021 09:48:48

* Birçoğumuz seni tanıyoruz ama yine de adet yerini bulsun: kendinden bahsedebilir misin, Hatko Schamis kimdir?

- Hatko Schamis, T'lepserko ailesinden bir Reyhanlılı. Kültürel, sosyal ve siyasal ilişkilerin iç içe geçtiği ve birbirini etkilediği bir ortamda büyüdü. Hayata bakış açısı, ekonomik, insani ve toplumsal ilişkileri hep siyasi hayallerinin etkisi altında kaldı.

Schamis, önce hayal kurdu, sonra ona göre yaşadı... Bu nedenle bir çoklarının "alıp başımı başka diyarlara gidesim var" deyip de yapamadıklarını, ben yapabildim. Bunu yapmamın önünde bir engel ve/veya hayat yüküm olmadı.

Uzun zaman önce bir yazımda, "ben sabah kahvemi bile aynı hayalleri kurduğum, geleceğe birlikte yürüdüğüm insanlarla birlikte içerim" demiştim. Kimileri bunu "vefasızlık" olarak görse de, hala öyle yapıyorum.

Bu nedenle hayallerime hayat bulaşmıyor, bulaşamıyor...

Elbette karakterimi Çerkes kültürüm ve Çerkeslik bilincim şekillendirdi, ama kalbimde hep başka halklara, kültürlere de yer oldu. Bu nedenle bende, karakterimde her yerden, her halktan bir şeyler var sanırım.

* Vatandaki yerli ve diasporadan gelen gençlerin kurduğu arkadaşlık ilişkilerinde bir rol oynadığını biliyoruz. Bu süreci biraz da senden dinlemek isteriz.

- Çoğumuz "Çerkes Halkı"ndan veya "Çerkes Ulusu"ndan bahsederiz, ama ağzımızdan pek de bilinçli olarak çıkmaz bu sözler. Kendimizi "yerellik"ten, içerisinde yaşadığımız ve büyüdüğümüz çevre ve ilişkilerden kurtaramadığımız için, diyelim. Ve bunu hemşericilik, akrabacılık şeklinde siyasi ilişkilerimize de yansıtırız. Göksunlu, Kayserili, Reyhanlılı... veya Kabardey, Abzah... olmak siyasi kararlarımızda önemli bir rol oynar.

Ben böyle bir insan değilim. Bu nedenle Nalchık'ta bir eksikliği görmek zor olmadı benim için: Suriye'den, Ürdün'den, Türkiye'den gelen gençler kendi kolonilerinde yaşıyorlardı. Elbette istisnaları da vardı. Ama onları da "başkaları" fazla ilgilendirmiyor gibiydi.

Büyük hayaller kuramayınca böyle olur, hayatı da küçülür insanın.

Kısaca; Suriyeli, Ürdünlü, Türkiyeli olan insanlara "biz, hepimiz Çerkesiz, Çerkes Ulusuyuz, Kardeşiz"i anlatmak ve göstermek; bunu anlatacak, gösterecek ve hissettirecek ortamlar örgütlemek gerekiyordu. Bunu yapmaya çalıştım.

Ne yazık ki, daha sadece bir kaç adım atmışken, oturumum iptal edildi ve sınır dışı edildim.

Elbette izi kalmıştır, ama çok da abartmamak lazım başardıklarımızı. 

* Türkiye'de vatandaki üniversitelerin iyi olmadığına dair bir kanı var. Bu kanı hakkında gençlere orada da okuyan biri olarak neler söylemek istersin?

- Elbette bazı eksikleri var; ama öğrenmek, kendini geliştirmek istemeyeni Oxford'a da götürsen, bir bahane bulur. Ben Nalchık üniversitesinden mezun olup da, Türkiye'deki sınavlarda başarılı olan, hatta dereceye giren veya Rusya Federasyonu'nda çok iyi işlerde çalışan gençlerin olduğunu da biliyorum.

Bence biraz da, SSCB döneminden kalan bazı alışkanlıklar var orada. Hem Üniversite bileşenlerinde, hem de gençlerde. Ve bunu değiştirme çabası zayıf.

Her bölümü değil, ama bazı bölümleri çok iyi Nalchık üniversitesinin. Dil eğitimi de. Ama kimse, hiç bir yerde, derslere bile girmeden, kendisi çaba göstermeden bir şey öğrenemez.

Ben Türkiye'de ODTÜ'de okudum. Biraz "inek"tim diyebilirim. Ama Almanya'da Darmstadt Teknik Üniversitesi'ne gittiğimde çok şaşırdım. Kantinlerde bile insanlar gruplar halinde ders çalışıyor, ödev yapıyorlardı. Dersleri kaçıran çok az öğrenci vardı. Çoğu aynı zamanda bir işte çalıştığı halde. "Yuh, ODTÜ'de bile böyle değildi, nereye geldim ben" dedim kendi kendime. Ama ortama uymaya çalıştım. Nalchık üniversitesinde böyle bir ortam yoktu.

Kısaca, üniversitede eksikler var elbette; ama başarı ve hatta üniversitelerin daha iyi olması için bile öğrencilerin buna katkı sunması gerekiyor.

Elbette orası vatanımız, içimizde bir özlemle gidiyoruz oraya; herşeyi görmek ve yaşamak istiyoruz, ama öğrenci olduğumuzu da unutmamalıyız. "Vatana döndüm, şimdi onun ekonomik-siyasi gelişmesine katkı sunmalıyım" gibi bir isteğimiz ve vizyonumuz olmalı.

Bir de, insanlar oradaki üniversiteleri, mesela Türkiye'dekilerle karşılaştırıyorlar. O üniversitelerden aldıkları diplomanın Türkiye'de ne kadar işlerine yarayacağına bakıyorlar. Kafalarında üniversite bittikten sonra geri dönme planları var sanırım.

Elbette bunu da yadırgamıyorum, ama böyle düşünürsen, Türkiye'den aldığın bir diploma da Almanya'da "ikinci sınıf" diploma muamelesi görüyor. Önemli olan, diplomanın o ülkede işe yarayıp yaramadığı ve senin o diplomayı almak için ne kadar öğrendiğin.

Bence, öncelikle vatanda yaşama vizyonu olanlar orada üniversite okumaya giderlerse daha iyi olur. Veya burada gençlere, vatana dönüş ve vatanda yaşama bilinci verilirse...

* Vatanında okumak, yaşamak veyahut orayı gezip görmek diasporadaki gençlerin bir kısmının hayali. Hepsi için de vatanında okumak, yaşamak veya orayı ziyaret etmek farklı anlamlar taşıyor. Senin için vatanında okumak ne gibi anlamlar taşıyordu?

- Genel doğruları, vatanda öğrenci olmanın anlamını, bir önceki sorumda cevaplamaya çalıştım aslında. Benim özelimde durum biraz farklıydı. Elbette ki vatana yaşamaya ve kök salmaya gitmiştim. Ama benim bir de siyasi misyonum, önceliğim vardı.

Üniversiteye bir iş-meslek sahibi olmak için gitmedim. Buna ihtiyacım, maddi bir sorunum yoktu. Ben üniversitede önce Rusça öğrenmek, sonra gençlere Almanca-Türkçe öğretmek istedim. Olmadı...

Bunun nedeni, vatanımı yeterince sevmemiş veya gerçekten orada yaşamak istememiş olmam değil. Vizyonum ve misyonum. Veya hayallerim. Benim bu hayallerim karşısında, ODTÜ veya Darmstadt Teknik Üniversitesi Diplomaları ve Türkiye, Almanya, İtalya... gibi ülkeler bile küçülmüş, önemsizleşmişti. Nalchık'ta da bu oldu! Farklı bir şey olabilir miydi? Olabilirdi tabii, ama toplumsal yapımız henüz buna hazır değil. Hazırlamaya çalışıyoruz....

* Vatan diasporadan okumaya gelen gençler için ne düşünüyor?

- Vatan, "Çerkes olsun, vatanına dönsün, bizimle birlikte yaşasın da, isterse çamurdan olsun" diye düşünüyor. Hatta ben, keşke biraz daha seçici olsalardı, hem bizim için hem de onlar için: yani Çerkes Ulusu için daha iyi olurdu diye düşünüyorum...

Gençlere büyük bir sevgiyle sahip çıkmaya çalışıyor, imkanları ölçüsünde yardım ediyorlar. Ama bu destek ve sahiplenme örgütsel ve/veya kurumsal değil. Bu, önemli bir eksik ve ben, tam da bunu değiştirmeye çalışıyordum orada. Birilerinin gözüne battı!

Şunu da eklemeliyim: Eğer bu sevgi ve sahiplenme son yıllarda eskiye oranla biraz azalmışsa, nedeni, daha çok bizim yaptığımız hatalar. Vatana giden-dönen bazı insanların misyonlarına ve orada insanların beklentilerine uygun tavır almamış, yaşamamış olmaları.

* Vatanına dönüp orada yaşamaya veya okumaya çalışan gençlere neler söylemek istersin?

- Ulusal mücadelenin yükü, dünyanın her yerinde gençlerin omuzlarındadır. Hayatı gençler değiştirir ve güzelleştirir. Bizim gençlerimiz de bu bilinçle yaşamalılar.

Çünkü Çerkes ulusunun geleceğinden "büyükler" değil; gençler sorumlular.

Vatana Dönüş, Çerkes Sorunu'nun çözüm kapısıdır. Vatana Dönüş'e en uygun kesim de, gençlerdir. Vatandaki yaşama daha çabuk uyum gösterebilir, orada kendilerine daha kolay bir gelecek örgütleyebilirler.

Bence vatana Dönüş hayali kurmayan bir genç, başarılı olur veya olmaz, genç değildir. Hayatın yükü altında ezilmiş; gençliğin dinamizmini, cesaret ve cüretini yitirmiştir.

Çerkes gençleri diasporada saraylarda yaşamak yerine, vatanda bir kulübede yaşama hayali kurmalılar. Merak etmesinler, orada da her şey var, orada da güzel yaşayabilirler.

Ama eğer gençler buna hazır değilse, kabahatin çoğu onlar da değil; ailelerinde, kurumlarımızda, bizde. Çünkü onları vatan ve millet sevgisi ile donatmıyoruz.

* Türkiye'de ODTÜ'de, Almanya'da Darmstadt Teknik Üniversitesinde, Rusya'da Nalchik Devlet Üniversitesinde okudun. Hem Avrupa'da eğitimi gördün hem vatanda. Aradaki farkları senin gözünden dinlemek isteriz. Eğitim açısından bahsedildiği kadar büyük farklar var mı? 

- Şartlar ve olanaklar farklı tabii. Özellikle Almanya, öğrencilere kaliteli olanaklar sunuyor ve "kaliteli olanaklar, kaliteli öğrenciler çıkarıyor". 

Darmstadt TU'da yurtta kalıyordum. Kendime ait bir odam vardı. Üniversitenin kapıları 24 saat açıktı. Kütüphanesinde aradığın her şeyi bulabilirdin... vs vs. 

Ama üniversite, sadece iş ve meslek eğitiminin alındığı bir yer değil. Gençler üniversitede sosyal, kültürel ve siyasal olarak gelişirler. Bunlar birbirini destekler ve tamamlar. Biri eksik kalırsa, diğeri de güdük kalır. Yani sosyal siyasal yaşamın dışında kalan öğrenciler üniversitede de başarılı ve topluma yararlı olamazlar. 

Bu nedenle Almanya mesela, öğrencilerin sosyal-siyasal yaşam içinde olmalarını teşvik eder. Ben öğrenci temsilcisiydim Darmstadt TU'da. Senato'daydım. Üniversiteyi ilgilendiren her konuda karar alma sürecine katılıyordum. Bunun için özel burs veriyorlardı bana.

Rusya'da ve Nalchık'ta böyle bir ortam; toplumda da bu bilinç yok. Siyasi faaliyetler istenmiyor orada. Hatta sosyal faaliyetlere bile şüpheyle bakıyorlar.

Sadece geçinecek bir mesleğinin olmasını isteyen gencin, hayatı güzelleştirme vizyonun da olamayacağını bilmiyorlar. Veya biliyor, tam da bunu istemiyorlar. Ama değişir, değişecek...

* Vatandaki ve diasporadaki gençlere bir mesajın var mı?

- Bizi aşsınlar!

Çerkesya Gençliği
Diğer Haberler
  • facebook sharing buttonFacebook
  • twitter sharing buttonTwitter
  • pinterest sharing buttonPinterest
  • linkedin sharing buttonLinkedin
  • tumblr sharing buttonTumblr
  • vk sharing buttonvk
  • odnoklassniki sharing buttonOdnoklassniki
  • reddit sharing buttonReddit
  • whatsapp sharing buttonWhatsapp
  • googlebookmarks sharing buttonGoogle Bookmarks