Eskimeyen Bir Röportaj: Dönüşcüler Anlatıyor - 'Artık Evim Maykop'tur...'

#8564 Ekleme Tarihi 23/07/2022 09:24:24

* Makbule kendini tanıtır mısın?

- 45 yaşındayım, Antalya’nın Yeleme köyünden, Yedic sülalesindenim. Atatürk Üniversitesi biyoloji bölümünü bitirdim.

Eşim ve o zamanlar dört aylık olan kızımla birlikte 25 şubat 1992’de Maykop’a geldim. 19 yıl oldu ama saat beşte Maykop’a girdiğimizi bugün gibi hatırlıyorum.

Kızım Gufab şimdi ondokuz yaşında ve üniversitede okuyor. Onbeş yaşında Bislan adında bir oğlum var. Eşimden ayrıldım. Çocuklarımla birlikte yaşıyorum.

* Burada ne işle meşgulsün, hayatını nasıl kazanıyorsun?

- Geldiğimde “Rusca öğrenince biyoloji öğretmenliği yapabilirsin” demişlerdi ama biyoloji öğretecek kadar Rusca öğrenmek imkansız göründü gözüme. Ben her işte çalışabilirim. Şu işi yapmam bu işi yapmam demedim hiçbir zaman.

Maykop’ta merkez pazarın içinde büfe işletiyorum. Sandviç, çay, kahve vb yiyecek içecek satıyoruz. Ev kirası, çocukların ihtiyaçları vb olmak üzere ailemin geçimini bu büfeden sağladığım gelirle karşılıyorum.

İnsan hiç bir yerde aç kalmaz. Çalışmak istedikten sonra burada da aç kalınmıyor. İnsan Kafkasya’da yaşamakta  samimi ise her işi yapar. Bir yerde yaşamaya karar verdiğinizde oranın koşullarına da uyum sağlıyorsunuz.

* İş yaparken zorlandığın şeyler oluyor mu?

- Çalışırken ya kanuni kurallara harfiyen uyacaksın ya da tanıdığın olacak. Böyle yaparsan zorlanmadan çalışırsın. Onun dışında yanımda çalışan elemanlarla bazen sorunlar oluyor. Çalışma disiplini buradaki çoğu insanda yok. İşe geç geliyorlar ya da hiç  gelmeyebiliyorlar. Çalışırken birden “ben gidiyorum “deyip çıkıp gidebiliyorlar. Hiçbir şey yapamıyorsun. Bu durumla özellikle Ruslarda daha yaygın olarak karşılaşıyorum. İçki içmişse işe gelmiyor vs. Bunların dışında herhangi bir problemle karşılaşmıyorum.

* Geldiğinde Adıgece biliyor muydun? Burada mı öğrendin?

- Herşeyi anlıyordum ama konuşamıyordum, telaffuz bozukluğum vardı. Buraya geldikten sonra bir sıkıntım kalmadı artık rahatlıkla konuşabiliyorum. Gündelik hayatta Adığelerle Adıgece, Ruslarla Rusça konuşuyorum. Adığecem Rusçamdan daha iyi.

* Çocukların Gufab ve Bislan Adıgece  biliyorlar mı?

- Biliyorlar. Konuşmakta biraz çekingenler ama anlayabiliyor, konuşabiliyor, okuyabiliyor ve yazabiliyorlar. Gündelik konuşmaları rahatlıkla sürdürebilirler. Adığe arkadaşlarıyla Adıgece iletişim kurabiliyorlar. Buradaki Adıge çocukları nasılsa onlar da öyleler. Onlarla aynı derecede Adıgece ve aynı derecede Rusca konuşabilirler. Artı Türkçe de biliyorlar. 

Kızımla ilk beş yıl boyunca sürekli Adığece konuştum. Türkiye’de büyütmüş olsaydım annem, babam, kardeşlerim hepsi Adığebze konuşuyor olmalarına rağmen herhalde bunu başaramazdım. En iyi ihtimalle anlıyor ama konuşamıyor olurlardı.

Biz TR‘deyken de dilimizle, kültürümüzle, herşeyimizle Adığeydik. Zaman değişti. Oradaki yeni nesiller artık dilimizi konuşamıyor. Biz çocuklarımızı burada büyüterek  dillerini, kültürlerini öğrenmelerini sağlayabildik.

* Buradaki Adığelerle arkadaşlık, komşuluk ilişkilerin nasıl? Yerli arkadaşların var mı ?

- Uzun zaman bahçeli bir evde oturduk. Adığe komşularımla her gün birbirimiz görmezsek eksiklik hissederdik. Özellikle seksen yaşında bir teyze ve ben yaşlardaki kızıyla çok iyi ilişkilerimiz vardı. Şimdi oturduğum ev bir apartman dairesi ve   komşuluk ilişkilerim burada da gayet iyi. Birbirimize gidip geliyoruz. Çocuklarımız arkadaşlık ediyor.

Türkiye’den dönenlerle görüştüğüm kadar buradaki Adığelerle de görüşüyorum. İyi bir Adığe çevrem var. Düğün, cenaze vb toplumsal sosyal olaylara katılırım. Mutlaka gitmemiz gerektiğini düşünürüm. Buradaki adetlere uygun davranıp acı, tatlı günlerinde yanlarında olmalıyız ki kaynaşabilelim. 

Gündelik hayatta başımı örtmüyorum ama Adıgey’de cenazelerde kadın erkek herkes başını örter. Ben de gerektiğinde buna uygun davranırım.

Onyedi yılda onlarda da bizlerde de hızlı sosyal değişiklikler oldu. Birbirimize daha çok yaklaştık. Yakın ilişkide olduğumuz insanlar için söylüyorum, onlar bizden aldı biz onlardan aldık.

Buradaki Adığeler biraz kapalı bir toplum olarak yaşadılar. İyi ki de öyle yapmışlar eğer öyle yapmamış olsalardı Adıgey'de Adıgelık de kalmazdı. Koca Rusya’nın içinde 120 bin kişiyi eritmek çok kolay olurdu. Bugüne kadar kalabilmelerini biraz da yabancılara kapalı bir toplum olarak yaşamalarına bağlıyorum. Kendilerini, yabancı ilişkilere kapatarak korundular.

Biz dışarıda olanlar gelenekleri ve dansları dile göre daha çok koruduk. Müslüman Türk kültürünü de aldık tabii.

İlk geldiğim zamanlarda tanıştığım insanlarla ilişkim hala devam ediyor. Evlerine her gittiğimizde sofra hazırlamaya kalkarlar, zahmetli işlere girişirlerdi. Adığe kültüründe gelen misafire  yemek yedirmek elbette var ama biz, çok sık görüştüğümüz insanlara her seferinde çok zahmetli ve uzun sürecek sofralar kurmuyoruz. 

Sadece çay, kahve içilerek de iyi sohbet edilip güzel vakit geçirilebileceğini bizden öğrendiler. Tabii bu durum bizim yakın çevremizdeki arkadaşlarımız için geçerli.

* Akrabalarınla da görüşüyor musun?

- Görüşüyorum ama kaynaşmak için akraba olmak gerekmiyor. TR’den gelmiş olmak bizi burada herkesle akraba yaptı zaten. Arkadaş daha yakın oluyor. Buralı bazı  arkadaşlarımın aileleri benim kendi ailem gibi oldu. Tanıştığım bütün insanlar akrabalarıymışım gibi yaklaştılar.

* Türkiye’ye gittiğin zaman neler hissediyorsun?

- Gidene kadar annemi, babamı, üç kardeşimi, arkadaşlarımı, akrabalarımı elbette özlüyorum. Ailemizin bir parçası orada olduğu sürece bütünüyle kopma şansımız yok.

Önceleri her yıl gidiyorduk ama şimdi birkaç yılda bir gidiyoruz. Gittikten bir süre sonra yani onları gördükten, biraz vakit geçirdikten sonra Maykop’a gelmek istiyorum.

Türkiye’ye yabancılaştım. Gezmeye, ziyarete giderim ama artık evim Maykop’tur. Burada yaşamak isterim. Kendimi ait hissettiğim, mutlu olduğum yer burası.

Maykop güzel, yaşanılabilir, sakin bir şehir. Burada kaybolmazsınız. Yollar birbirine paralel. Oksijen sıkıntısı çekmezsiniz. Her taraf ağaç, yeşil...

Bir tek, Antalya’dan geldiğim için denizi özlediğimi söyleyebilirim. İçinde olup yüzmekten çok kenarında oturmayı, denizin kokusunu duymayı özlüyorum.

* Çocukların TR’ye gittikleri zaman ne hissediyor nasıl  davranıyorlar?

- Oğlum bir hafta sonra geri gelmek istiyor. Kızımın orada akraba çevresinde yaşıtları daha fazla ve buradan da iletişim halinde oldukları için biraz daha fazla kalmak istiyor ama sonuçta buraya gelmek istiyor o da. İkisi de TR’de yaşamayı istemiyorlar. Bir süre kaldıktan sonra “Anne artık geri gidelim” diyorlar. Kendilerini buraya ait hissediyorlar. Oğlum özellikle çok fazla buraya ait hissediyor kendini.

* Türkiye’ye gittiğinde çocuklarının yaşıtlarına baktığında neler düşünüyorsun? Maykop’ta yetiştikleri için Türkiye’deki  yaşıtlarından eğitim-öğretim başta olmak üzere eksik kaldıkları bir taraf görüyor musun?

- Hiçbir eksiklik görmüyorum. Burada çocuklarımıza yeterli eğitim veriliyor. Gençlik her yerde gençlik, orada da burada da gençler yaşları gereği bazen ana babalarını üzecek şeyler yapabiliyorlar ama tam tersine davranış olarak TR’deki yaşıtlarına göre burada yetişenlerin daha iyi olduklarını gördüm.

Burada eğitim daha sıkı gibi geliyor bana. Sınıflar 20-30 kişilik. İlkokuldan başlayıp liseyi bitirene kadar aynı okulda okuyorlar.

Adıge öğretmenler Adıge cocuklarıyla özel olarak ilgileniyorlar. Sadece okulda değil, dışarda bir yanlışlarını gördüklerinde müdahale ediyorlar.

Gufab ilkokul boyunca Adığe sınıfında okudu. Otuz öğrenci hepsi Adığeydi. Okulu bitirdiler şimdi üniversiteye gidiyorlar. 

Arkadaşlarıyla iletişimi devam ediyor. Onun sınıfındaki otuz Adığe çocuğun ailesiyle ben de tanışmış oldum. Okulun düzenlediği pikniklere gidildi, tanışıldı. Çocuğun onbir yıl aynı öğrencilerle birlikte okuyorsa mutlaka diğer çocukların aileleriyle bir ilişkin oluyor.

Bizim dönüşümüzün, bilmeyenlerimizin dil öğrenmesi, az bilenlerimizin geliştirmeleri gibi Adığe toplumunun geleceğine  katkısı olduğu bir gerçek ama dönüşümüzün çocuklarımıza daha fazla katkısı oldu. Asıl önemli olan bu. Bizden farklı olarak onlar Adığebzeyi hem okuyor hem yazabiliyorlar. 

Haftada iki defa Adığebze dersleri var. Öğretmenleri çok mükemmel, sadece dil öğretmekle kalmıyor. ”Adığe kızı böyle davranır, Adığe çocuğu öyle yapmaz" vb ögütlerle çocukları khabzeye göre eğitiyorlar da. 

Burada yaşayarak çocuklarımın bu ülkenin gelecegine, bu halkın varlığına büyük katkıları olduğunu düşünüyorum.

* Eşinden ayrıldın. İki çocuğuyla yıllardır yalnız yaşayan bir anne olarak kendini burada güvende hissediyor musun? 

- Kendimi burada herzaman güvende hissettim. İlk yıllarımızda bahçeli bir evde oturmuştuk. Kapımız açık uyuduğumuzu çok hatırlarım. Bir dönem arabalar çalınıyor, dışarı araba konulamıyor diye TR‘ye lanse edildi. Hep şunu söyledim: 

Antalya’da araba çalınıyor. Şehir büyük olduğu için herkes duymuyor ama Maykop küçük bir şehir. Bir hırsızlık olduğunda hemen herkesin haberi oluyor, duyuluyor, farkediliyor. 

O zamanlarda Antalya’da, İstanbul’da veya Türkiye’nin başka şehirlerinde de arabalar çalınıyor, hırsızlık yapılıyordu. Orada olduğu gibi burada da böyle şeyler yaşandı.

Üstelik son yıllarda Türkiye’de evine hırsız girmemiş insan neredeyse kalmamışken burada böyle sorunlar yok denecek kadar azaldı.

Ben son sekiz yıldır iki çocuğumla bir evde yalnız yaşıyorum ve kendimi her zaman güvende hissediyorum. Burada yalnız bir bayan hicbir tacizle karşılaşmadan TR’dekinden çok daha fazla rahat eder. Gece 12 ‘de bile yalnız başıma bir yerden bir yere yürüyerek ya da taksi çağırarak gidip gelebilirim. Kimse laf atmaz, rahatsız etmez. 

* Buradaki sağlık hizmetlerinden memnun musun?

- Kızımı buraya dört aylıkken getirdim. Bir rahatsızlığı olduğunda ilaç ihtiyacından tutun süt ve mamasına kadar tüm ihtiyacını devlet karşılıyordu. Şimdi de sağlık masraflarını karşılayamayan vatandaşa devlet zorluk çıkarmıyor. İhtiyacını veriyor. Hastaysan hastaneye yatman gerekiyorsa hiçbir ücret ödemeden tedavi olabiliyorsun.

Yılda iki defa okullarda çocukları sağlık taramasından geçiriyorlar. Çürük diş vb sorunları varsa tedavi ediliyor. Okullarına haftada iki kere dişçi geliyor. Sürekli hemşire bulunuyor.

Ailemizde hepimizin sağlık sorunları oldu. Doktorların, hemşirelerin hastalarla ilişkisi çok insanca.

Annem buraya gelmişti. Kalpten rahatsızdır annem. Doktora götürdüm .”Yatıralım tedavi olsun “dediler, istemedi. Annemi ikna etmek için doktor, “sana tek oda vereyim, yanında Adıgece bilen hemşire bulunsun, onu da istemiyorsan sabah gel akşam git yeter ki tedavi ol” diye çok ısrar etti. 

Annem ilgiden çok etkilenmişti.

Böbreğim için hastaneye yattığımda bana yapılan Rusca açıklamaları anlayamıyordum. Rusca bilmiyorum diye Adığe hemşire verdiler. Hiç tanımadığım Adığe hemşire kızlar bile mesaileri bittiğinde “bir ihtiyacın var mı? “ demeden işten çıkmadılar.

Burada hayvandan insana, canlı hayatına ilgi ve şefkat var. Pazarda bile sağlık görevlileri görev yapıyor. Tansiyonu yükselen, ağrı kesici isteyen onlara gidiyor

* Rus halkına karşı ne hissediyorsun?

- İlk geldiğim zamanlar Ruslara karşı daha çok tepkim vardı. Sonuçta bize zararları dokunmuştu. Bu istesek de istemesek de içimizden atabileceğimiz bir şey değil. Bir yakın arkadaşım sırf bu tepkisinden yıllardır burada yaşamasına rağmen Rusca öğrenemiyor. 

Kızımla bu konularda fazla konuşmamamıza rağmen şimdi kızımda var o tepki. Okulda Adığe tarihini okuyorlar: “Neden benim anneannem, babaannem Türkiye’de”, “madem Adığeyiz neden annemle babam orada doğdu”gibi soruların cevaplarını istiyordu daha küçükken bile? Okulda Rus arkadaşları da olmasına rağmen  yakın arkadaşlarını Adığelerden seçiyor.

Benim annem buraya gezmeye geldiğinde o kadar endişeliydi ki yolda hastalandı. Uçaktan Krasnodar’da indik Maykop’a gelene kadar annem yolu görmedi, çünkü anneannesi buradan gittiğinde gençmiş ve o dönemde “insanları çitlere oturttular, çocukları öldürdüler” gibi yapılan zulümlerle ilgili çok şey anlatmış.  

Burada kalan kızkardeşiyle “dolunay olduğunda ikimiz de gökyüzüne bakalım, böylece birbirimizi görmüş gibi oluruz” diye anlaşmışlar ayrılırken. 

Bu tür şeyleri dinleyerek büyümüş annem. 

Maykop’a ulaştığımızda Hekuj Adam ve eşi Zara ile tanıştığında ancak rahatladı. Onu görmeye gelen komşular, arkadaşlar ya Adıgece ya da Türkçe konuştu. Ertesi gün “Sanki köydeyim. Kendimi Yeleme’de gibi hissediyorum.” diyordu.

Ruslarla bu konularda öyle uzun uzun sohbet etmedim ama Türkiye’den gelen bir Adığe olduğumu öğrendiklerinde 

“Burası sizin toprağınız, yurdunuza döndünüz ” diyorlar.

Eğer bir Adığe ve Rus herhangi bir konuda tartışıyorlarsa Adığe haksızsa da haklıdır. 

Evvelden otobüslerde rahatca Adıgece koşuşamazlarmış, atılırlarmış. Şimdi durum tersine döndü, Adığe kimliği daha ön plana çıktı. Ruslar daha sessiz. Yeri geldiğinde alttan alıyorlar.

Sohbet için teşekkür ederim Makbule.                                                                                

Hazırlayan: Çetao N.Yağan

Çerkesya Hareketi Haber Merkezi

Çerkesya
Diğer Haberler
  • facebook sharing buttonFacebook
  • twitter sharing buttonTwitter
  • pinterest sharing buttonPinterest
  • linkedin sharing buttonLinkedin
  • tumblr sharing buttonTumblr
  • vk sharing buttonvk
  • odnoklassniki sharing buttonOdnoklassniki
  • reddit sharing buttonReddit
  • whatsapp sharing buttonWhatsapp
  • googlebookmarks sharing buttonGoogle Bookmarks