
Şehirden uzaklaşmadan doğayla ve kültürle iç içe olabileceğiniz, Çerkes mutfağının en özel tatlarını sadece yerinde tadabileceğiniz, sonbaharın tam da ruhuna uygun bir köy düşünün. Melen Çayı’nın huzur veren sesi, sobada pişen yemeklerin kokusu ve sararmış yaprakların altında uzayıp giden yürüyüş yolları sizi bekliyor. İzmir’e uzak değil, ama kalabalıklardan çok uzakta
Ahmet Buğra TOKMAKOĞLU - EGE TELGRAF/ İzmir’den fazla uzaklaşmadan, dört bir yanı doğa harikalarıyla çevrili, sessizliğin ve lezzetin buluştuğu bir köyde soluk almak istiyorsanız, Düzce’nin saklı cennetlerinden Köprübaşı Ömer Efendi Köyü sizi bekliyor. Sonbahar, bu köye gitmek için en doğru zaman çünkü renkler doygun, hava taze, sofralar bereketli. Çerkes kültürünün izleriyle dokunmuş bu köy, hem geçmişin zarafetini yaşatıyor hem de doğanın tam ortasında huzurlu bir deneyim sunuyor.
EFSANELERİ ARATMAYAN BİR KÖY
Köprübaşı Ömer Efendi Köyü, klasik Karadeniz köylerinden farklı olarak geniş bahçeleri, birbirine mesafeli evleri ve düzenli yerleşimiyle dikkat çekiyor. Evlerin her biri çiçeklerle bezenmiş, meyve ağaçlarının altında yer alıyor. Burada yürürken rüzgâr sadece yaprakları değil, tarihin sesini de taşıyor. Düzce merkeze sadece 15 kilometre uzaklıkta olmasına rağmen, şehir karmaşasından tamamen izole bir başka dünyaya adım atmış gibi oluyorsunuz.
DOĞAYLA KUCAKLAŞAN BİR YAŞAM
Köy sadece kendisiyle değil, çevresindeki doğa harikalarıyla da büyülüyor. Efteni Gölü’nün dingin yüzeyi göçmen kuşların konaklama yeri; Güzeldere Şelalesi 130 metreden dökülen sularıyla serinliğin ta kendisi. Pürenli ve Kardüz Yaylaları, sararan yapraklar altında yürüyüşe çıkanların en çok uğradığı rotalar. Ve tüm bunlar Köprübaşı Ömer Efendi Köyü’nün sadece birkaç adım ötesinde. Melen Çayı ise köyün içinden geçiyor ve adeta hayatın damarlarından biri gibi köyü besliyor.
ÇERKES MİMARİSİNİN EN GÜZEL HALİ
Köyde ilk dikkat çeken şeylerden biri de insanların güler yüzü ve zarif konukseverliği. Çerkes kültürüne özgü bu sıcak karşılama, sizi yabancı gibi değil, uzun zamandır beklenen bir misafir gibi hissettiriyor. Eski bir köy konağından dönüştürülen Köydeyiz Kır Bahçesi isimli restoran da bu misafirperverliğin kalbinde yer alıyor. İçeride yanan sobanın sıcaklığı, dışarıdaki serin sonbahar havasıyla büyüleyici bir tezat oluşturuyor. Burada zaman yavaşlıyor, sohbetler uzuyor, yemekler masallara dönüşüyor.
SOFRALAR BİR KÜLTÜRÜ ANLATIYOR
Köprübaşı Ömer Efendi Köyü’nde yemek yalnızca karın doyurmak değil; bir gelenek, bir anlatı, bir kültür aktarımı. Özellikle sadece bu köye özgü olan seku ve mamursa gibi yemekler, sofraya oturduğunuz anda sizi geçmişe doğru bir yolculuğa çıkarıyor. Darı, yoğurt ve şekerle yapılan seku; Ramazan aylarında sahur için hazırlansa da, her mevsim doyurucu ve eşsiz lezzetiyle öne çıkıyor. Mamursa ise misafir geldiğinde yapılan, büyük özenle hazırlanan, tereyağı ve isli Çerkes peyniriyle taçlandırılan özel bir yemek. Burada her şey köyden geliyor. Meyveler, süt, un, yoğurt… Her malzeme doğal, taze ve yerel. Bu yüzden sadece lezzet değil, şifa da taşıyor.
YENİ KUŞAKLARA MİRAS AKTARILIYOR
Köy sadece yemekleriyle değil, yaşattığı kültürüyle de benzersiz. Eski bir okul binasının restore edilmesiyle oluşturulan Adige Kültür Evi, Çerkes kültürünün canlı tutulduğu bir merkez gibi çalışıyor. Gençler burada dillerini, danslarını, şarkılarını ve geleneksel el sanatlarını öğreniyor. Her detayda geçmişin izleri, her adımda geleceğe bırakılan izler hissediliyor. Bu yönüyle köy, sadece bir seyahat noktası değil, yaşayan bir kültür merkezi gibi.
SONBAHARIN RENGİ SOFRANIN BUHARINDA
Sonbahar bu köyde bir başka yaşanıyor. Sararan yapraklar, tüten bacalar, bahçede kahve eşliğinde edilen sohbetler ve sobada kızaran kestaneler… Tüm duyularınıza hitap eden bir deneyim. Gün batımında Melen Çayı boyunca yürüyüş yapabilir, ardından yöresel bir sofrada sıcacık bir seku eşliğinde içinizi ısıtabilirsiniz. Ve belki de en güzeli: Bu köyde zaman sizin ritminize göre akıyor. Kimse acele etmiyor, kimse sizi aceleye getirmiyor.

GİZLİ TARİFLERİN İZİNDE
Çerkes peynirinin sırrı, bu köyde nesiller boyu aktarılan yöntemlerde saklı. Süt, maya, isleme yöntemi… Hepsi geleneksel. Endüstriyel üretimle değil, özenle, sabırla yapılıyor. Bu yüzden burada yediğiniz peynirin tadı, şehirde hiçbir yerde bulamayacağınız kadar özel. Çuvalda dinlendirilen, is kokusunu içine çekmiş peynir, köy sofralarının olmazsa olmazı.
YAKIN, ULAŞILABİLİR VE GERÇEK
Köprübaşı Ömer Efendi Köyü, doğayla, kültürle ve lezzetle dolu gerçek bir kaçış noktası. İzmir’e yakın sayılabilecek kadar kolay ulaşılıyor. İster hafta sonu bir nefes molası, ister mevsimlik bir keşif için rotanızı bu köye çevirdiğinizde, geriye sadece iyi ki gelmişim demek kalıyor. Bu köyde her şey yavaş, her şey sıcak, her şey gerçek.
Muhabir: Ahmet Buğra TOKMAKOĞLU
Kaynak: Ege Telgraf



