Tiranlığa Karşı Panzehir

#7712 Ekleme Tarihi 15/12/2021 04:43:35

Majesteleri, Ekselansları, Nobel Komitesi'nin seçkin üyeleri, seçkin konuklar!
8 Ekim sabahı annem beni aradı. Yeni ne var ne yok diye sordu.
- Ne olsun dedim, anne Nobel ödülünü aldık...
- Bu iyi. Başka yeni ne var?
-Anne, şimdi sana her şeyi anlatacağım.

"Düşünce özgürlüğünün, diğer sivil özgürlüklerle birlikte ilerlemenin temeli olduğuna inanıyorum.
İnsanlığın kaderini şekillendirmede, sivil ve siyasi özgürlüklerin, belirleyici önemi hakkındaki tezi savunuyorum!
Uluslararası güven, toplumda açıklık, enformasyon özgürlüğü, inanç ve açıklık olmaksızın; silahsızlanma ve güvenliğin düşünülemeyeceğine inanıyorum.
'Barış, ilerleme, insan hakları' bu üç hedef ayrılmaz bir şekilde bağlantılıdır."
 
Bu, Dünya vatandaşı, büyük bir düşünür olan Akademisyen Andrei Sakharov'un Nobel konuşmasından.
 
Bu konuşma burada, bu şehirde, 11 Aralık 1975 Perşembe günü, karısı Elena Bonner tarafından yapıldı.
Sakharov'un sözlerinin burada, dünyaca ünlü salonda ikinci kez okunmasını gerekli gördüm.

Şimdi bu, bizim için, benim için neden bu kadar önemli:

Dünya demokrasi sevgisini yitirdi.

Dünya, yönetici seçkinlerle ilgili hayal kırıklığına uğradı.

Dünya diktatörlüğe doğru elini uzatıyor.

İlerlemenin insan hakları ve özgürlüklerle değil de, teknoloji ve şiddetle sağlanabileceği yanılsaması ortaya çıktı.

Özgürlük olmadan ilerleme bu kadar olur.

İneksiz böyle bir süt ... (bu yaklaşımla ancak bu kadar olur).

Diktatörlükler, kendilerinin şiddete daha kolay erişmesini sağladı.

Ülkemizde ve sadece ülkemizde de değil, popüler olan fikir şu: "Kandan kaçınan politikacılar zayıf insanlardır. Buna karşın dünyayı savaşla tehdit etmekse gerçek vatanseverlerin görevidir."

İktidarlar aktif olarak savaş fikrini pazarlıyorlar.

Savaşın agresif olarak pazarlanmasının etkisi altında, insanlar, 'savaşın olabilirliği' fikrine alışıyorlar.

Devlet televizyon kanallarındaki militarist söylemin tüm sorumluluğu, hükümetler ve onlara yakın olan propagandacılarına aittir.

Ama başka televizyonlarda başka insanları da gördüm. Dürüst ve korkutucu.

Çeçen savaşı sırasında, bir istasyonda, beyaz buzdolabı dolu 5 vagon raylarda duruyordu.
Etraflarında günün her saati güvenlik vardı. Savunma Bakanlığına bağlı 124. Laboratuar Birliği'ne ait tekerlekli bir morgdu.
Soğutmalı kamyonlarda, kimliği belirsiz asker ve subay cesetleri vardı.
Birçoğunun, doğrudan mermi isabet etmesinden veya işkenceden kaynaklı, artık yüzleri yoktu. Laboratuar başkanı Birinci Derece Kaptan Shcherbakov, isimsiz asker kalmaması için her şeyi yaptı.

Ve rayların yakınındaki küçük bir evde bir televizyon seti vardı. Bir bekleme odasında olduğu gibi, koltuklarda kayıp askerlerin anne ve babaları vardı. Ve video kameralı bir operatör, ölü bedenlerin görüntülerini birbiri ardına yayınlıyordu. Birer birer, 458 kez... 

O kadar çok asker, "Savaş, ölüm güzergahı"ndan gelen son trende, -15 derecede bu vagonların raflarında yatıyordu. Aylarca Çeçenya'nın dağlarında ve vadilerinde erkek çocuklarını arayan ve ekranda oğullarının yüzünü gören anneler, “Bu o değil! O değil!" diye bağırıyorlardı.
Ama o’ydu.

Mevcut ideologlar, Anavatan için yaşam değil, Anavatan için ölüm fikrini teşvik ediyor. Bu onlara ait televizyonların bir kez daha bizleri kandırmasına izin vermeyelim.

Hibrid savaşta, Boeing MH-17'nin trajik, çirkin ve kriminal hikayesi, Rusya ve Ukrayna arasındaki ilişkileri mahvetti ve gelecek nesillerin onları eski haline getirip getiremeyeceğini bilmiyorum... Üstelik jeopolitikacıların hasta kafalarında Rusya ile Ukrayna arasındaki savaş artık imkansız olmaktan çıkmaya başladı.
Ama biliyorum ki savaşlar, asker cesetlerinin tanımlanması ve esirlerin değişimi ile sona erer. Çeçen savaşı sırasında Novaya Gazeta ve gözlemcimiz Binbaşı Izmailov, 174 kişiyi esaretten kurtarmayı başardı. Şimdi, yeni sıfatımla, hala yaşayan esirleri evlerine geri döndürmek için bir şeyler yapabilirsem söyleyin bana. Ben hazırım.

1990 yılında bu salonda Barış Ödülü alan bir kişiyi daha hatırlamak istiyorum.
[Moskova. Kremlin. 18 Nisan 1988] Politbüro toplantısı var. Sovyet bakanlarından biri Afganistan'daki birliklerin ülkeyi terk etmemesini talep ediyor, Mihail Gorbaçov sert bir şekilde sözünü kesiyor: "Şahin çığlığınızı kesin!"
"Şahin çığlığını kes!"
Neden politika ve gazetecilik için modern bir program olmasın: "Cenazesiz bir hayata başlamak."

Ancak, Avrupa'nın merkezinde çok kanın hakim olduğu Ukrayna'nın doğusunda yaşanan olaylara, birde Belarusya Devlet Başkanı Lukashenko'nun oyunu da eklendi. Askerler, Orta Doğu'dan gelen mültecileri, makineli tüfekler altında, yine, Avrupa Birliği sınırlarını koruyan makineli tüfeklere doğru sürüyor. Taraflar birbirini suçlarken perişan olan, adeta iki ateş arasında koşuşturan insanlar.

Biz gazeteciyiz, işimiz belli: Gerçekle yalanı ayırmak. Yeni nesil profesyonel gazeteciler bilgi tabanlarıyla, büyük verilerle nasıl çalışılacağını biliyor. Ve onları inceledik, kimin uçaklarının mültecileri çatışma noktasına getirdiğini bulduk. Sadece gerçekler. Belarus uçakları bu sonbaharda Orta Doğu'dan Minsk'e uçuşlarını dört kattan fazla artırdı. 2020 Ağustos-Kasım aylarında 6 uçuş ve bu yılın aynı aylarında 27 uçuş gerçekleşti. Belarus şirketi geçen yıl sadece 600 kişi taşırken, bu yıl sınırları zorlamaları için, 4,5 bin kişi taşıdı. Ve aynı sayıda 6.000 mülteci, Irak'tan bir havayolu tarafından teslim edildi.
Silahlı provokasyonlar, çatışmalar böyle örgütleniyor. Biz gazeteciler, işin nasıl yapıldığını öğrenerek görevimizi yaptık. Sıra politikacıların.

Devlet için halk mı, yoksa halk için devlet mi? Bugünün ana çatışması budur. Stalin bu çatışmayı kitlesel baskılarla çözdü.
Modern Rusya'da cezaevlerinde ve soruşturma sırasında işkence uygulaması devam ediyor. İstismar, tecavüz, korkunç gözaltı koşulları, ziyaret yasağı, annenin doğum gününde görüştürülmemesi, gözaltının sonsuz uzatılması. Duruşmadan önce ağır hastalığı olanları da cezaevine gönderiliyor, hasta çocuklar rehin alınıyor, delil sunmadan suçlarını itiraf etmeleri isteniyor.

Sahte suçlamalarla ilgili ceza davaları, ülkemizde genellikle siyasidir. Muhalif politikacı Alexei Navalny, büyük bir Fransız parfüm şirketinin Rus direktörünün yalan ihbarı üzerine bir kampta tutuluyor. Müdür bir açıklama yazdı, ancak mahkemeye çağrılmadı ve kendisini kurban olarak tanımadı. Ama Navalny yatıyor. Parfüm şirketi bu işin, kokusunun ürünlerinin aromasına zarar vermeyeceğini umarak kenara çekilmeyi seçti.
Tutuklu ve hükümlülere karşı uygulanan işkence hakkında giderek daha fazla şey duyuyoruz. İnsanlara işkence yapılıyor, onları kırmak için, cezanın ağırlığını artırmak için cezanın üstüne birde işkenceyle cezalandırılıyorlar. Bu vahşilik!

Görevi dünyanın farklı yerlerinde ve bölgelerinde işkence uygulamalarına ilişkin veri toplamak olan bir ‘’Uluslararası İşkenceye Karşı Mahkeme’’ oluşturmak için inisiyatif alıyorum. Bu tür suçlara karışan cellatları ve sahiplerini belirlemek için.
Tabii ki her şeyden önce, dünyanın her yerinden araştırmacı gazetecilere güveniyorum.
İşkence, kişiye karşı işlenmiş en ağır suçlardan biri olarak kabul edilmelidir.
Bu arada Novaya Gazeta, kağıt üzerinde de yayınlanmaya devam ediyor. Hapishanelerde de okunabilelim diye, çünkü orada internet yok.

Şu anda Rusya'da iki eğilim birbirleriyle mücadele ediyor.
Bir yandan, Rusya Devlet Başkanı, Akademisyen Sakharov'un 100. yıldönümü adına bir anıt dikilmesine yardım ediyor.
Öte yandan ülkemizde Başsavcılık, "Memorial" merkezinin tasfiye edilmesini talep etmektedir. "Memorial", Stalinist baskılar ve kurbanlarının rehabilitasyonu konusunda çalışıyor. Ve savcılar, merkezi "insan haklarını ihlal etmekle" suçluyor!
Memorial'ın Sakharov tarafından kurulduğunu hatırlatmama izin verin.

Belki de ölü Sakharov'un anıtı, yaşayan, çalışan projesinden daha güvenlidir?..
Memorial halk düşmanı değildir! Memorial halkın dostudur!

Elbette bu ödülün gerçek gazetecilerden oluşan tüm profesyonel topluluğa verildiğini anlıyoruz.
Meslektaşlarım, para aklama teknolojilerini ifşa etti ve milyarlarca çalıntı rubleyi bütçeye iade etti, offshore hesaplarını açığa çıkardı ve Sibirya ormanlarının izinsiz kesimlerini durdurdu. Sonunda devlet; Novaya Gazeta, Echo Moskvy, Dozhd ve diğer meslektaşlarımın, dünyanın en pahalı ilaçlarına ihtiyaç duyan nadir hastalıkları olan çocukların tedavisindeki çabalarını destekledi.
Bu arada, yetim hastalıkları denen (spinal müsküler atrofisi (SMA) olanlar dahil) çocuk ve genç yetişkinlerin kaderinin bağlı olduğu ilaç sektörü temsilcilerinin, bizimle yuvarlak masada oturacağını umuyorum. Belki uygun fiyatlı ilaçlara ve erken teşhis için gerekli tarama aletlerine para harcarlar, belki zengin dünya, hala hayatta olan on binlerce erkek ve kız çocuğu için para bulur?..
Bu ödülü hasta insanlara yardım etmek ve bağımsız gazeteciliği desteklemek için kullanacaklara ileteceğiz!

Ancak Rusya'da gazetecilik, şu anda karanlık zamanlardan geçiyor. Son birkaç ayda yüzden fazla gazeteci, medya, insan hakları savunucusu ve STK "yabancı ajan" statüsü aldı. Rusya'da onlar “halk düşmanı”.

Meslektaşlarımızın çoğu işsiz. Bazılarıysa ülkeyi terk etmek zorunda kalıyor.
Ne kadar olduğu belli olmayan bir süre insanın alışık olduğu hayatını elinden alıyorlar. Belki sonsuza kadar... Bu bizim tarihimizde olan şeyler.

Gelecek yıl 29 Eylül'de, "felsefi buharlı geminin" St. Petersburg'dan Stetten limanına hareket etmesinden bu yana 100 yıl olacak. Bolşeviklerin, entelektüel seçkinlerin yaklaşık 300 önde gelen temsilcisini, Rusya'dan kovduğu başka bir yolculuk. "Oberburgermaister Haken" vapurunda, helikopterlerin gelecekteki mucidi Sikorsky'yi, Zvorykin televizyonunun yaratıcısı, filozoflar Frank, Ilyin, Pitirim Sorokin’i sürgüne gönderdiler. En büyük düşünür Nikolai Berdyaev de oradaydı. Herkes gibi onun da pijama, iki gömlek, iki çift çorap ve bir kışlık mont almasına izin verildi. Böylece Anavatan, büyük vatandaşlarına veda etti: Eşyalarınızı bırakın, beyninizi de yanınıza alabilirsiniz.

Tablo bugün, gazeteciler ve insan hakları aktivistleri için kendini tekrar ediyor.
Şimdi "felsefi vapur" yerine "gazetecilik uçağı" kalkıyor. Bu elbette bir mecaz ama mesleğimizin onlarca temsilcisi Rusya'dan ayrılıyor.

Ancak birileriy ise böyle bir fırsattan mahrum kaldı.

Rus gazeteciler Orhan Cemal, Kirill Radchenko, Alexander Rastorguev, Rus özel askeri şirketlerinden birinin faaliyetlerini araştırmak için geldikleri Orta Afrika Cumhuriyeti'nde acımasızca vuruldu. Orhan'ın dul eşi Ira Gordienko, Novaya Gazeta'da bizim için çalışıyor. 30 Haziran 2018'deki cinayetten bu yana, resmi soruşturmanın yalanlarını ifşa etti. İşte size sadece bir ayrıntı; paha biçilmez maddi kanıt, - Kurbanların kıyafetleri Orta Afrika Cumhuriyeti polis yetkilileri tarafından yakıldı!- Rus soruşturması herhangi bir sonuç elde etmedi. Ve uluslararası soruşturma da aynı şekilde. BM Genel Sekreteri António Guterres, soruşturmaya yardım sözü verdi. Muhtemelen unutmuştur. İşte size hatırlatıyorum.

Tabii ki her zaman olduğu gibi şu sorulabilir: Meslektaşlarınız oraya neden gitti?
Tanıklık etmek için. Kanıtlamak için. Şahsen görmek için. Büyük savaş fotoğrafçısı Robert Çapa'nın dediği gibi: "Fotoğrafınızı beğenmiyorsanız, demek ki çekerken yeterince yakın değildiniz."

Meslektaşlarım için en sık sorulan soru: "Korkutucu değil mi?" 
Bu onların görevi. Hükümetler geçmişi sürekli iyileştirirken, gazeteciler geleceği iyileştirmeye çalışır.
Ve bu ödül, "gerçek gazetecilik" içindir. Bu ödül, Novaya Gazeta'dan ölen meslektaşlarıma verildi; Igor Domnikov, Yuri Shchekochikhin, Anna Politkovskaya, Anastasia Baburova, Stas Markelov ve Natasha Estemirova. Tabi ki bu ödül, aynı zamanda profesyonel bir görevi yerine getiren bir topluluk olan, yaşayan meslektaşlarıma da verildi.
Bu ödülün açıklanmasından bir gün önce, Anna Politkovskaya'nın öldürülmesinin 15. yıldönümünü andık. Katiller adil cezalar aldı, ancak suçu emreden kişi bulunamadı ve zaman aşımı süresi doldu. Resmi olarak beyan ederim: Novaya Gazeta'nın yayın kurulu bu sınırlama süresini tanımıyor.

Rusça ve İngilizce'de ve diğer dillerde bir söz vardır: “Köpek havlar, ancak kervan devam eder” (it ürür kervan yürür. Ç.N.) . “Köpek havlar, ancak kervan devam eder" sözü şu şekilde yorumlanır: "Kervanın hareket etmesine hiçbir şey engel olamaz."

Bazen iktidarlar, gazeteciler hakkında bu şekilde çok küçümseyici konuşuyorlar. Yani havlarlar ama hiçbir şeyi etkilemezler.
Ama geçenlerde bu deyimin anlamının, zıt anlamlı olduğunu öğrendim.
Köpekler havladığı için kervan ilerliyor.
Dağlarda ve çöllerde her şeye hırlar ve yırtıcı hayvanları ürkütürler. Ve ileriye doğru hareket, ancak kervana eşlik ettiklerinde mümkündür.

Evet, hırlar ve ısırırız. Dişlerimiz ve tutuşumuz var. Ama biz hareketin koşuluyuz.
 
Biz tiranlığın panzehiriyiz!

P.S
Bir dakika zaman kalması için uğraştım.

Ayağa kalkalım ve bu meslek için canını veren gazeteci kardeşlerimiz Maria Resse anısına, bir dakikalık saygı duruşunda bulunalım ve zulme uğrayanları destekleyelim.

Gazetecilerin yaşlı ölmesini istiyorum...

 

Kaynak:
Copyright © The Nobel Foundation 2021
https://www.nobelprize.org/prizes/peace/2021/muratov/179405-muratov-nobel-lecture-russian/

Çeviri: Çerkesya Hareketi Haber Merkezi

Dünyadan
Diğer Haberler
  • facebook sharing buttonFacebook
  • twitter sharing buttonTwitter
  • pinterest sharing buttonPinterest
  • linkedin sharing buttonLinkedin
  • tumblr sharing buttonTumblr
  • vk sharing buttonvk
  • odnoklassniki sharing buttonOdnoklassniki
  • reddit sharing buttonReddit
  • whatsapp sharing buttonWhatsapp
  • googlebookmarks sharing buttonGoogle Bookmarks