21 MAYIS İÇİN NE YAPMALI?

#195 Ekleme Tarihi 13/10/2015 09:39:22
19 Nisan 2011 Salı Saat 23:03   Önce Kafkasya Forumu adı altında biraraya gelen gençler Çerkeslerin de sokaklara çıkılabileceklerini göstermişlerdi. İki aydır da sağolsun “İnisiyatif” yaşamımıza bir heyecan ve hareketlilik kattı. Ben bazı yanlışları gözümde o kadar büyütmüyor, bu cesur çıkışları, artıları ve eksileriyle, ileriye doğru atılmış adımlar olarak görüyor, önemsiyorum. Son yıllarda ileri doğru atılan adımlardan biri de “Çerkesya Yurtseverleri”  söylemidir. Henüz yenidir, eksikleri çoktur, örgütlenmemiştir; ama cesur bir çıkıştır, bir ihtiyaca cevap vermektedir. Diaspora Çerkeslerinin kurumlarını ve geleceğini bu cesur çıkışların harmanlayıp yeniden yapılandıracağına inanıyorum. Ki daha şimdiden “hava”nın değişmeye; en geleneksel kurumlarımızın bile kendilerini gözden geçirmeye başladıklarını, teorik ve pratik açılımlar yapmaya çalıştıklarını görüyoruz. Birkaç  arkadaş “bugüne kadar yapılanlar yeterli değil”  diyerek “ne yapmalı?” sorusunu önümüze koyduğumuzda genel olarak şu konularda anlaşmıştık: 1)  Çerkes ( Adıge ) halkı anavatanda ve diasporada yurtsever bir karakter kazanmalı, diğer Kuzey Kafkasya Halklarından bağımsız, kendi öz örgütlenmesini ve birliğini yaratmalıdır. 2)  Tarihi topraklarda ( Çerkesya ) uluslaşma perspektifi olmalı, ulusal bilinç geliştirilmelidir. 3)  Anavatana Dönüş uluslaşma sürecimizin stratejik öneme sahip bir aşaması; ama uluslaşma mücadelemizin bir parçası olarak ele alınmalıdır. 4)  İçerisinde yaşadığımız bütün  ülkelerde demokratik hak ve özgürlükler için mücadele etmeli, demokrasi mücadelesinin bir parçası olmalıyız. 5)  Kendimizden başlayarak kurumlarımızı  ve giderek toplumumuzu demokratikletirmeli, bu konuda asla eyyamcılık yapmamalıyız. 6)  Demokratik mücadele yöntemlerinden sapmamalı, şiddeti reddetmeliyiz. 7)  Örgütlerimizde, söylemlerimizde, mücadele sürecinde kullanacağımız motiflerde ve dilde giderek daha çok Çerkesleşmeliyiz (Adigeleşmeliyiz). 8)  Uluslararası kamuoyuna açılmalı, ittifaklar aramalı; ama dış güçlerin müdahalesine ve içişlerimize karışmalarına izin vermemeliyiz. 9)  Ahlaklı  siyaset yapmalıyız.   Bu çerçevede, bir yandan yazı çizilerimizle düşüncelerimizi açmaya, diğer yandan hem anavatanda ve hem de diasporada bu asgari ilkelerde anlaşabileceğimiz insanlarımıza ulaşmaya çalıştık. „Cerkesyayurtseverleri.com“ bu arayışlarımızın hem bir ürünü, hem de aracı oldu. Ve „Çerkesya Yurtseverleri“ söylemi gelişti… Zaman zaman „2059 yılında Çerkesya’da kişi başına düşecek milli gelir ne kadar olacaktır?“  veya „sünnet düğünlerinde pxeiç  çalmak serbest olacak mı?“ gibisinden sorular sorup, bunlara cevap veremeyince „teorik olarak zayıfsınız“ diyenlere veya üç ayda bizleri „başarısız“ ilan edenlere güler geçer, bir siyasi hareketin örgütlenmesinin yıllar, hatta onyıllar alacağını bildiklerinden emin olduğum bu arkadaşların asıl amaçlarının bizleri gözden düşürmeye çalışmak olduğunu düşünürüm. Belki de genel olarak „yeni“ olandan beklentilerin büyük olması  nedeniyle, bizlerin de her soruyu yanıtlayabilmemizi; elimizdeki „sihirli değnek“ ile herşeyi bir anda ve hızla değiştirmemizi; hiç hata yapmamamızı istiyorlar. Bu mümkün değil! Bu nedenle merak edenler için birkez daha özetledim: Yukarıdaki 9 madde, Çerkesya Yurtseverlerinin ilkeleridir. Bu kadar! Bu kadarcık. Hatta isterlerse „Çerkesya Yurtseverleri Çerkes (Adıge ) halkının anavatanı Çerkesya’da uluslaşması gerektiğine, Çerkes Uluısal Sorunu’nun çözümünün buradan geçtiğine inanan Çerkesler (Adıgeler )dir“ diye daha da özetleyebilir; „ne yapmak istiyorsunuz?“ diye soranlara şöyle bir ipucu verebilrim: Bizler dünyaya bu gözlüklerle bakacak, bu hedefe kilitlenecek ve karşılacağımız sorunlara bu ilkeler ışığında çözümler bulmaya çalışacağız. Ve bizimle bu ilkelerde anlaşan herkes, Çerkes (Adıge ) olsun olmasın, Çerkesya Yurtseveridir, olabilir. Bunun için 90-60-90 ölçülerinde olmaları gerekmiyor? „O eskiden şöyle diyordu“ veya „şucuydu“ gibi önyargılarımız yok ve kimseyi birlikte çalıştığı insanlara veya kurumlara bakarak tasnif etmiyoruz. Bugün için önceliğimiz kendimizi anlatmak ve söylemimizi ete kemiğe büründürmek; yani örgütlenmektir. Kendimizi örgütlemektir. Şartlar olgunlaştığında, belki de çok yakında, bunun somut adımlarını atacak, Çerkesya Yurtseverlerini kurumlaştıracak ve birlikteliğimizin hukukunu yapacağız. Bu arada elbetteki „gündem“ üzerine tavırlar geliştiriyor, doğru bulduklarımıza gücümüz oranında destek veriyoruz. Çerkes Hakları İnisiyatifi’ni 12 Mart’ta kayıtsız şartsız, 17 Nisan’da da „kısmen“ veya „kerhen“ destekledik ve eleştirdik. Köprüleri atmadan, „buraya kadarmış“ demeden. Çünkü biz „en akıllı“ olduğumuzu iddaa etmiyor, herkesin siyasi düşüncelerine ve kimliklerine saygı duyuyor, farklılıklara rağmen birlikte olabilmenin ve çıkabilecek sorunları çözebilmenin hukukunu yapmamız gerektiğine inanıyoruz. „Toplumumuzun ve kurumlarımızın demokratikleşmesi“ dediğimiz budur. Ama sokaklara çıkıyor olmanın heyecanı ve hengamesi nedeniyle pek göze batmayan sorunlar da çözme yönümde irade geliştiremediğimiz için bir güven bunalımına neden oluyor ve birlikteliğin zeminini bozuyor. 17 Nisan Kadıköy eylemine „herşeyimizle“ destek verememizin altında yatan neden bu „güvensizlik“ti ve geçen yazımda özetle anlatmaya çalıştım. Henüz bunları hazmedememişken şimdi de 21 Mayıs süreci çıktı önümüze. Önce Kaf Fed Beşiktaş’ta bir anma düzenleyeceğini açıkladı. Ardından Kafkasya Forumu 21 Mayıs’ta Taksim’de toplanacaklarını ve Rusya Federasyonu konsolosluğuna yürüyeceğini duyurdu. Sonra da İnisiyatif’in 21 Mayıs’ta „hem Taksim’deyiz hem de Beşiktaş’ta“ sloganı altında etkinliklere katılacaklarını duyduk. Belki de erken gelen kapar diye mi düşünüyorlar, bilmiyorum; ama bu sene herkes „ilk karar alan olma telaşı“ içerisinde? Hatta Almanya’da birilerinin aylar öncesinden 21 Mayıs için Hamburg’ta bir müze ile anlaştıkları söyleniyor. Resmen rekor! Bunun üzerine „kambersiz düğün olmaz“  diyerek Çerkesya Yurtseverleri de 21 Mayıs’ta saat 15 00’da Taksim’de olacaklarını ve buradan Beşiktaş’a yürüyeceklerini açıklayınca birileri fısıltı gazetelerine ilanlar verip „bu, bölücülüktür!“ dedikodusu yaymaya başladılar. Halbuki asıl yanlış olan ve sorgulanması gereken neden kimsenin kimseye „21 Mayıs’ta ne yapalım?“ veya „birlikte ne yapabiliriz?“ diye sormamış olması değil mi? Kimseye birşey sormadan karar almak „bütünleştiricilik“ mi? Bir de anlamadığım, neden bu sene herkes yangından mal kaçırır gibi eylem kararları alıp hızla kamuoyuna duyuruyor? „Ben yapıyorum gel katıl“ demek ve böylece başkalarını karar mekanizmasının dışında tutmak için mi? Hatta bazıları ortada daha bir plan ve program yokken „tarih ve saatleri“ kamuoyuna duyurdular. Niye acaba? Sonra böyle ortaklık veya birlik olur mu? Bu nedenle ben, bugün „birlik“ isteyenlerin sağduyusu olmaya ve kamuoyuna bir „21 Mayıs Organizyon Komitesi“ çağrısı yapmaya karar verdim. Evet, gerçekten birlik ve bütünlük isteyenlere buradan çağrı yapıyorum: Gelin „21 Mayıs Organizasyon Komitesi“ oluşturalım. Ne yapılacağına birlikte karar verelim. Hemen bu hafta sonu, 24 Nisan Cumartesi günü, olmadı en geç 30 Nisan’da bize kapılarını açacak bir dernekte toplanalım. Benim 21 Mayıs ve „eylem birliği“ üzerine düşüncelerim de net: 21 Mayıs 1864, Kuzey Kafkasya halklarının katledildiği, Çerkeslerin ( Adıgelerin ) soykırımdan geçirildiği, Çerkesya’nın iç ve dış sürgünlerle insansızlaştırılıp yokedilmek istendiği Rus-Kafkas savaşlarının resmen sona erdiği gündür. Bu soykırım ve sürgün bir insanlık suçudur. Sorumlusu da Çarlık Rusyasıdır. Bunun tüm dünyaya anlatılması, tanıtılması ve Çarlık Rusyasının politik mirasçısı RF tarafından tanınması gerekmektedir. RF’nun atacağı böyle bir adım hem yaraların sarılması, güven ilişkilerinin kurulması yönünde atılmış bir adım olacak hem de halkımızın Çerkesya’da uluslaşmasının önünü açacaktır. Bu nedenle 21 Mayıs’lar ve RF kurumları  veya temsilcilikleri önünde ve „Çerkes Soykırım ve Sürgünü Tanınmalıdır“ sloganı altında anılmalıdır. Çünkü 21 Mayıs’ın Çerkeslerin soykırıma uğradıkları, sürgün edildikleri ve Çerkesya’nın yokedildiği günü simgelediği Çerkeslerin ( Adıgelerin ) siyasi örgütleri ve Cumhuriyetleri tarafından resmen tanınmış; RF parlementosuna, UNPO ve Avrupa Parlementosuna bunu tanıması çağrısı yapılmışken diğer Kuzey Kafkasya Halklarının Cumhuriyetlerinin, devletlerinin veya temsilci kurumlarının Rus-Kafkas savaşlarının sonuçları ve 21 Mayıs ile ilgili böyle bir iddaaları yoktur. Buna rağmen Kuzey Kafkasya halkları  21 Mayıs’larda birlikte protesto eylemleri örgütleyebilir ve 18. ve 19. yüzyıllarda halklarımızın katledilmiş olmalarını birlikte protesto edebilirler, hatta etmeliler. Ama sapla samanı karıştırmamalı, mesela Abhaz devleti sürgün derken; birileri soykırım dememeli veya Çeçenya katliamlardan ve acılardan sözeder, soykırım ve sürgün laflarını ağzına almazken; başkaları kendi kendilerine gelin güvey olup hukuki altyapısı olmayan iddaalarda bulunmamalılar. Çünkü siyasi ve hukuki altyapıları olmayan bu iddaalar biz Çerkeslerin ( Adıgelerin ) soykırım ve sürgünün tanınması için yürüttüğümüz çabaları karartmaktadır. Eğer bu çerçevede anlaşabilirsek mutlu olurum. Yok anlaşamazsak her kurumun veya grubun kendi düşüncelerini özgürce ifade edebilecekleri, siyasi tercihleri ve kimlikleri ile katılabilecekleri; teknik boyutunun birlikte kararlaştırılacağı bir eyleme ve „eylem birliği“ne de varım. Bu da mümkün olmazsa eğer, Yurtseverlerin genel ilkelerini benimseyen herkesi 21 Mayıs Cumartesi günü Çerkesya Yurtseverlerinin programına katılmaya çağırıyorum. Çerkesya Yurtseverleri büyük değiller, zengin değiller; ama ne söyledikleri ve istedikleri belli. 21 Mayıs 2011’de Taksim’i renklendireceklerinden de eminim…
  • facebook sharing buttonFacebook
  • twitter sharing buttonTwitter
  • pinterest sharing buttonPinterest
  • linkedin sharing buttonLinkedin
  • tumblr sharing buttonTumblr
  • vk sharing buttonvk
  • odnoklassniki sharing buttonOdnoklassniki
  • reddit sharing buttonReddit
  • whatsapp sharing buttonWhatsapp
  • googlebookmarks sharing buttonGoogle Bookmarks