Ana Dil Gününde Çerkes( Adiğe) Dili Ve Yokoluş Endişeleri

Ana Dil Gününde Çerkes( Adiğe) Dili Ve Yokoluş Endişeleri

#2063 Ekleme Tarihi 14/03/2019 11:13:44

Dil, Can'dır demiş Çerkesler, Her lisan ayrı bir candır. Can yoksa beden cesettir. Tıpkı onun gibi, artık dili yoksa ulus ta ölmüştür. ÇERKES( ADİĞE) lerin " DİLSİZ ULUS ÖLÜDÜR" demeleri de bundandır. Bu deyimin Çerkes'çe açılımı " BZENIÇE TLEPKIR PSENIÇ" şeklindedir. 

Dil yalnızca can değildir insan için. Can, bitkilerde de hayvanlarda da vardır. Onlar da, insanlar gibi doğar, yaşar ve ölürler. 

Fakat insanın durumu diğer canlılardan başkadır. Canla birlikte, candan önce, Arapların ( RUH  ) Dedikleri bir can daha vardır. ÇERKES'çe canın en derin özü anlamında " PSEKUPSE " veya canın gözbebeği anlamında " PSEKUĞE" ya da canın özü anlamında " PSEKUPÇE" Denilebilir. Kutsal can anlamında " PSE TLAP' E " denilmesi de uygundur. Zira insanı diğer canlılardan ayıran, onu insan yapan, bu ruhun geliştirdiği düşünsel yetenek ve bunun desteklediği üretme yeteneğidir. 

Bir ulus için dil, özellikle de ana dil öyledir. Yalnızca can değil, onu ulus yapan ve ulusal aidiyetinin oluşmasını sağlayan bir ruhtur. Zira dilin çok işlevleri vardır. Onunla sadece konuşmayız, yalnızca düşüncelerimizi, sevinçlerimizi, üzüntülerimizi ve acılarımızı anlatmayız. Sadece iletişim kurarak yaşayamayız. Onunla düşünürüz, kimliğimiz, kişiliğimiz onunla biçimlenerek ete kemiğe bürünür. Doğayı, çecreyi, uygarlığı değiştirecek olanaklar verir bize. 

Tarihsel süreç içerisinde Dünya'ya ilk gelen insan doğayla karşılaştı. Binlerce yıldan beri yapmış olduğu yaşam savaşında doğayı ve çevreyi dönüştürürken iç güdüsel tepkilerini, var olan düşünce yetenekleriyle birleştirerek, kendini de, başlattığı üretim ilişkileriyle dönüştürmeye başladı. Üretirken, canlılarla, cansızlarla ve diğer hemcinsleri insanlarla ilişkileri oldu. Bu ilişkilerde bir şeyleri anlatmalları

 gerekti. İşaretlerle başlayan kendini ifade etme çabası daha sonraları, mağaralarda yaptığı kaya resimlerine, daha sonraları da, gördüğü her şeye bir isim verdiği seslere dönüştü. 

Üretim ilişkilerinin süreç içerisinde yoğunlaşması, üretilen değerlerin çoğalmasıyla, takas işleminin yapılmaya başlanması ve pazarların oluşmasıyla, daha kalabalık insan gruplarının bir araya geldiklerini görüyoruz. Bu hareket, dillerin de gelişmesini beraberinde getirdi. Dünya 'nın çeşitli bölgelerinde oluşan pazarların çevresinde oluşan artı değerler, uygarlıkları ve toplumsal sınıfları oluşturdu. 

Her bölgenin, Topoğrafik, coğrafi, sosyolojik ve ekonomik özelliklerine göre diller oluştu. Yani bu oluşan diller, onun kulkanıldığı doğal, ekonomik, sosyolojik yapıya göre şekilleniyor, onu kullanan topluluğa özgü oluyordu. 

İşte, ÇERKES Dili de, binlerce yıl önc insanlığın Kafkasya, ÇERKES'lerin de " ÇERKESYA" dedikleri, tarihsel, otokhton vatanlarında oluştu. İnsanlar binlerce yıl önce bu coğrafyada birlikte yaşadılar. Tüm insanlığın " KAFDAĞI" masallarının kaynağını oluşturan, 5.500 metreyi aşan yükseklik ve heybetleriyle Kafkas Dağlarının " OŞHAMAFE"  Bulunduğu bölgede ÇERKES ( NART) Mitolojilerini oluşturdu. ADİĞE KHABZE dediğimiz, Çerkes toplumunun birlikte yaşayışını düzenleyen toplumsal anayasasını geliştirdi.

M.Ö 3.ncü binli yıllardan başlayarak ÇERKES'lerin, ÇERKESYA' dan çıkarak ,Karadenizin kuzeyinde " KUBAN UYGARLIĞI" nı ve oradan çıkarak Trakya üzerinden, ve ÇERKESYA'nın güneyinden giderek HATTİ  Uygarlığını oluşturduğunu, batıya yaptıkları yolculuğun, Balkanlar, İtalya, Fransa, İspanya ve İngiltere'ye kadar ulaşarak KELT Toplumunu oluşturduklarını  tarihçiler söylemektedir.

ÇERKESLER kendilerine " ADİĞE" derler. Günümüzde, İtalya' nın Kuzey Bölgesinde, bir ADİĞE nehri ve adı ADİĞE olan bir yerleşim biriminin bulunmasını nasıl açıklamak gerekiyor?

Dünya dil grupları içerisinde ÇERKESÇE; Kafkas dil ailesinin "  ABASKO-KERKET " Yani Abhaz-ADİĞE (ÇREKES) dil grubuna girmektedir.İspanya'da yaşayan BASK toplumunun dili de bu gruba girmektedir.

HATTİLER' in, Anadoluda oluşan bir ABHAZ-ADİĞE ( ÇERKES)  Federasyonu olduğunda birleşiyor Dünya bilim çevreleri. 

ÇERKES'ler, dillerini Ortadoğu ve Kuzey Afrika' ya da taşıdılar bu tarihsel süreç içerisinde. Bu coğrafyada bulunan eski yazıtların ÇERKESÇE ile çözüm evi mziklerini görüyoruz. 

Dillerini, kültürlerini bu kadar geniş bir coğrafyaya taşıyan ÇERKES'lerin süreç içerisinde kurdukları uygarlıkların yıkılması sonucu  kısmen bulundukları yerdeki dil ve kültürlere karışıp asimile olduklarını, kısmen de vatanları ÇERKESYA' ya döndüklerini görüyoruz.

ÇERKESYA'nın oğrafi olarak korunaklı bir yapıya sahip oluşu, oraya dışarıdan bir müdahalenin veya saldırının zor oluşu, binlerce yıl Çerkes'lerin burada tutunmalarını ve beraberinde " NIDELFIBZE" dedikleri ana dillerini, " KHABZE" Denilen yazılı olmayan anayasalarını ve bunların üzerine inşa ettikleri " ŞIENKHABZE" denilen kültürlerini korumalarını sağlayabilmiştir. 

Fakat 16.ncı yüzyıldan itibaren Rusya, Osmanlı, İngiliz, Fransa gibi emperyalist devletlerin Dünya'yı paylaşım savaşlarında KAFKASYA ve ÇERKESYA Coğrafyası sıcak denizlere inebilmenin atlama tahtası olmuş, ÇERKESYA 300 Yıllık bir savaş alanı olmuştur. ÇERKESLER bu süreç içerisinde sürekli savaşmaya zorlanmış, bunun sonucunda insanlık tarihinin görebildiği en korkunç ve en uzun soykırım süreci sonunda binlerce yıldır yaşamakta oldukları vatanları ÇERKESYA' dan nüfusun % 90 ı zorla çıkarılarak o zamanki Osmanlı topraklarına, Rus Çarlığı ve Osmanlı Devletinin yaptıkları antlaşma sonucu sürgüne gönderilmiştir. ÇERKESLER, Osmanlı coğrafyasına darmadağın edilerek, o günkü siyasal çıkarlara göre yerleştirilmiştir. Özellikle, hiç bir yerde yerli nüfusa göre çoğunluk olmamalarına dikkat edilmiştir. Niteki m, günümüzde de Çerkes'lerin nüfus oranı hiç bir yerde yerli nüfusun% 10 unu geçmemektedir. 

21 Mayıs 1864 tarihi, ÇERKES Ulusunun, ÇERKES kültürünün ve ÇERKES DİLİ nin yokoluşa gönderildiği gündür. Tüm Dünya'nın gözleri önünde ÇERKES halkı'nın fiziksel ve  kültürel soykırımının insanlık vicdanında tescillendiği gündür. 2 Milyon ÇERKES'in yokoluşa gönderilmesi, insankığa, tarihe, bilime ihanettir. 

Anadil, ÇERKESÇE'de " NIDELFIBZE" olarak adlandırılmıştır. Türkçe açılımı " Annenin dili, Annenin konuştuğu dil" anlamındadır. Ataerkil toplum düzeninde yüzyıllardan beri zaten babanın yoğun işleri vardır. Bu yoğun işleri dolayısıyla doğan çocuğuna ayıracak zamanı yoktur ve ata erkil mantığ erkek işi değildir. Bu işi, ailede onu dünyaya getiren annenin yapmas

 gerekir anlayışı egemen anlayıştır. Dolayısıyla, yeni doğan çocuğa dil öğretme  işi annenin görevi olmuştur. 

Çocuk ilk doğduğunda annesinin kucağına verilir. Anne, ilk sütünü verirken, ilk ninni sözlerini söyler, kendi diliyle çocuğuna KUŞE OARED'ler söyler. İşte, bunları hep anne yaptığı ve çocuk dili anneden öğrenmeye başladığı için " ANA DİL" Denmiştir konuşulan tüm dillere.  

ÇERKES'lerde  ANA DİL sorunu 21Mayıs 1864 günü başlamıştır. Binlerce yıldır birlikte yaşayarak, bir tarih, bir toplumsal hafıza, bir kültür oluşturan ve bunu kendi yarattığı Anadille sağlayan ÇERKES 'lerin birlikte oluşturabilecekleri bir gelecek, koymaları gereken ANA DİL'leri ellerinden alınmıştır. 155Yıllık sürgünde bir Diaspora oluşturan ÇERKES toplumu, binlerce yıldır ürettiği değerlerden, Orta Yakın doğu kültürlerinin " KARA KUTUSU" Olan ana dillerinden bir çok şey kaybetmiştir. Günümüzde, genelde, 40 yaşın altında olanlar ana dillerini ya anlayamıyor, yada konuşamıyorlar. Ana dilini bilme yaşı 50-60 lara yükselmiştir. Önlem alınmadığı takdirde, UNESCO ve Uluslarası Temsil edilmeyen Uluslar örgütü UNPO' nun verilerine göre ÇERKESÇE, Önümüzdeki 50 yıl içerisinde kaybolup, yokolması muhtemel diller listesndedir. Nitekim, bir ÇERKES diyalektik olan VUBIKHÇA Türkiye Cumhuriyeti topraklarında yok olmuştur. 

Günümüzde Çerkes'ler, VatanlarıÇERKESYA' da oluşturulan 3 özerk cumhuriyet, ve bir otonom ilçede yaşamakta  olup, bu bölgede bile Çerkes nüfus çoğunluğu yoktur.

Çerkes toprakları 155 yıldan beri Rus Çarlığı'nın uyguladığı soykırım ve sürgünün getirdiği insansızlaştırmanın yaralarını saramamış,, ÇERKES'lerin ana dilleri, kendi otokhton topraklarında bile yok olma tehlikesiyle karşı karşıya bulunmaktadır. 

Peki çözüm nedir? 

Bize göre çözüm, öncelikle Çerkes' lerin yaşadıkları devletler, başta TÜRKİYE olmak üzere, ülkeler yönetimlerinin Rusya Federasyonuyla çifte vatandaşlık ve kültürel antlaşmalar yapmaları; 

Rusya Federasyonunun ÇERKES'lerden geçmişte uygulanan soykırımdan dolayı özür dileyerek vatanlarına kayıtsız şartsız yerleşmrlerine izin vermesi, hatta bunu finanse etmesi; 

Birleşmiş Milletler, UNESCO, UNPO Gibi uluslararası örgütlerin bu konuda demokratik tavırlarını ortaya koyarak baskı yapmaları gerektiğine inanıyoruz. 

ÇERKES 'ler Türkiye 'de Kurtuluş savaşı'na girdiklerinde ÇERKES cenin dışında bir dil bilmiyorlardı. Şimdi ise onların torunları ana dillerini konuşamıyorlar. ÇERKES lere bu savaşın sonrasında ETHEM in şahsından dolayı " HAİN" Yaftası ve asimilasyon kalmıştır. 

TÜRK MİLLİYETÇİLİĞİ şeklinde oluşturulan resmi ideoloji, Türkçe ve Türklerin dışındaki tüm dil ve milliyetleri red, inkar ve yok sayma politikasıyla ötekileştirmiş, ÇERKES 'çe ve diğer dil ve kültür lere yaşam hakkı tanımamıştır. 

Osmanlı döneminde İstanbulda kurulan ÇERKES Numune Mektebi, ÇERKES çe yayın yapan ĞUAZE Gazetesi, ÇERKES Kadınları Teavun Cemiyeti Cumhuriyetin ilanından sonra kapatılmıştır. 

Biyolojik olarak ÇERKES anne babadan doğmuş, fakat hiç bir zaman ÇERKES olmamış Ethem 'n şahsında ÇERKES lere vurulan ve ötekileştirme ye gerekçe yapılan "HAİN" Damgasını kabul etmiyoruz. Bu konu ÇERKES lerin vicdanlarını ksnatmaya devam ediyor. Hala, asimilasyon için bir baskı aracı olarak Çerkes'lerin tepesinde DEMOKLES'İN KILICI gibi sallanıyor. Bize göre, demokrasinin olmazsa olmaz koşulu, devletin toplumla barışmasıdır. Bunun için de devletin, bu güne kadar vatandaşlarına karşı  işlemiş olduğu tüm yanlışlardan ve suçlardan dolayı özür dileyip toplumla barışması gerekmektedir. 

"BU DEVLET BENİM DEVLETİM" Anlayışının egemen olmadığı bir devlet içerisinde barışın ve demokrasinin oluşması ve egemen olması mümkün değildir. 

Biz;  ANA DİL sorununun, vatan ÇERKES YA ve demokrasi nin egemen olduğu, tüm dillerin ve kültürlerin özgürce, alabildiğine gelişebildiği bir Dünyada çözülebileceğine inanıyoruz. 

Dünyayı güzelleştiren tüm seslere, tüm renklere selam olsun. 

ОРЭПСЭУ ТИ НЫДЭЛФЫБЗЭР!... ОРЭПСЭУ АДЫГАБЗЭР! ОРЭПСЭУ ЧЭРКЭСЯ.!....

 

BIJ MEHMET YENER

Dil-Xabze
Diğer Haberler
  • facebook sharing buttonFacebook
  • twitter sharing buttonTwitter
  • pinterest sharing buttonPinterest
  • linkedin sharing buttonLinkedin
  • tumblr sharing buttonTumblr
  • vk sharing buttonvk
  • odnoklassniki sharing buttonOdnoklassniki
  • reddit sharing buttonReddit
  • whatsapp sharing buttonWhatsapp
  • googlebookmarks sharing buttonGoogle Bookmarks