
14 Mart Çerkes (Adığe) Dili ve Yazımı Günümüz Kutlu Olsun!
Dünyanın en eski dillerinden biri olan anadilimiz Çerkesçe, ne yazık ki UNESCO'nun "tehdit altındaki diller" listesinde yer alıyor, çünkü Çerkesçe'yi konuşan Çerkes sayısı, özellikle diasporada her geçen gün azalıyor. Hatta artık 50 yaşın altındaki gençlerimizin çok azı anadilimizi biliyor ve/veya konuşabiliyor.
Bu durum, anadilimizi yitirdiğimizde kimliğimizi ve geleceğimizi de yitireceğimizi bilen Çerkes aydınlarını çok tedirgin ediyor.
Son yıllarda gerek diasporada gerekse vatan Çerkesya'da anadilimizin önemine dikkat çeken toplantılar ve kampanyalar örgütleniyor. Sevindirici olan, artık siyasi kurumlarımızın ve Cumhuriyetlerimizin de sorunun farkına varmış olmaları…
Çerkesçe'nin varlığının garanti altında olmamasının başlıca nedeni nüfusumuzun az, dilimizi öğrenmenin zor, Çerkes halkının anadiline ilgisiz olması değil; içerisinde yaşadığımız ülkelerin ulusal ve etnik kimlikleri, dilleri ve kültürleri koruma konusunda isteksiz olmaları, bu konuda gerekli yasal düzenlemeleri yapmamalarıdır.
Başka ulusları ve/veya etnik ulusal toplulukları bir "tehdit" olarak algılıyor, kimliklerini, kültürlerini, dillerini, belki yasaklamıyor, ama korumaları ve geliştirmeleri için hemen hiç bir destek vermiyorlar.
Rusya Federasyonu da, "üniterleşme" sürecine girdi. Federasyon kurulurken, tanınan ve tanımlanan haklarımız kağıt üzerinde kaldı, bir bir yok edildi ve en son anayasaya göre “devlet dili” olmasına rağmen Çerkesçe “seçmeli ders” statüsüne alındı.
Elbette biz de hata yaptık. Anadilimize yeterince sahip çıkmadık. Anadilimizi kendi imkanlarımızla, evde-dernekte öğrenebileceğimizi sandık, devletlerin bu konudaki sorumlulukları üzerine konuşmadık.
Halbuki, bir insan topluluğunun kimliği ve geleceği demek olan anadili üzerine ulusal bilincinin olması ve topluluk üyelerinin duyarlılıkları çok önemlidir.
Önce bir ulusal bilinç ve duyarlılık olmalı, sonra devlet desteği! Bu ikisi de anadilinin yaşatılabilmesi için, "olmazsa olmaz"dır.
Dünyada, devletten destek almadan, hatta devletlerin baskı ve asimilasyon politikalarına rağmen, halkların kendi güçleri ve çabaları ile anadillerini yaşatmaya çalıştıkları örnekler var. Ama hiç biri başarılı olamadı. Ta ki bu halklar, kimliklerini ve dillerini yasal güvence altına alıncaya; anadillerini hayatın her alanında: günlük yaşamda ve kamusal alanda örgütleyinceye ve kullanıncaya kadar.
Kapalı toplumlarda, köylerde anadilini ve ulusal kültürü daha uzun süre korumak mümkündü, ama günümüzde mümkün değil. Bunun için, mutlaka devletlerin başka ulusların ve etnik-ulusal toplulukların varlıklarını, demokratik hak ve özgürlüklerini tanımaları gerekiyor.
Son yıllarda, artık asimilasyonun çıplak gözle de görünür olması nedeniyle, asimilasyona karşı bir duyarlılık var. Anadilimizi koruma ve yayma yönünde bir istek ve çaba var. Vatanda küçük ve henüz yetersiz de olsa bir ilerlemenin olduğunu biliyoruz
Bu çabaların hepsi değerli, ama yeterli değil. Daha duyarlı, daha istekli olmalı, daha çok çalışmalıyız.
Ama "yok olduk, bittik..." gibi yakınmalar da abartılı. Çerkes halkı ve Çerkesçe kesinlikle yok olmayacaktır. Kimse umudunu yitirmemelidir, umutsuzluk tohumları ekmemelidir.
Çerkes halkının varlığını yaşatabilmesi için güçlü dinamikleri var. Belki "ölüyü diriltemeyiz"; ama "kalan sağlar": yurtseverler Çerkes halkının ve Çerkesçe'nin geleceğini garanti altına alacaklardır.
Bu bilinçle,
ÇERKES ( ADIĞE ) DİLİ VE YAZIMI GÜNÜ HEPİMİZE, TÜM DÜNYA HALKLARINA KUTLU OLSUN.
Çerkesya Hareketi
13 Mart 2026



