Sınırları Zihinlerde Yıkmak: Doğu ve Batı Çerkesçesinin Ortak Geleği Üzerine

#12975 Ekleme Tarihi 17/03/2026 01:30:36

​Jane Bülent tarafından kaleme alınan "Dil ve Diyalektik" başlıklı yazıda, ulusal mesele sadece "anlaşılabilirlik" testine ve haritadaki coğrafi boşluklara indirgenerek ele alınmıştır. Bu yaklaşım, bir ulusun varoluşunu teknik bir kullanım kılavuzu gibi okumaktan öteye gidememektedir. Yazıda "bilimsel formülasyon" adı altında sunulan tezler, aslında tarihsel bir yorgunluğun ve parçalanmışlığın rasyonalize edilmesinden başka bir şey değildir. Unutulmamalıdır ki uluslaşma süreci, olanı olduğu gibi kabul eden statik bir tespit müessesesi değil; parçalanmış olanı ortak bir gelecek idealinde birleştiren bir irade beyanıdır.

​Dilbilimsel Statikçilik ve Lehçe Sürekliliği

​"Dil ve Diyalektik" yazısında, "eğer birbirlerini anlamıyorlarsa farklı dillerdir" denilerek keskin bir hüküm kurulmaktadır. Her ulusal dilin, uluslaşma-devletleşme öncesi ve uluslaşma sürecinde o ulusun yaşadığı coğrafyanın farklı yörelerinde lehçeleri ve/veya şiveleri vardır. Bu farklar, ulusal eğitim, okul, medya... eliyle giderilir.

Almanca’nın kuzey ve güney şiveleri arasındaki uçurum, Doğu ve Batı Çerkesçesi arasındaki farktan çok daha derindir. Ancak Alman ulusu, bu farkları bir ayrışma gerekçesi değil, standart bir yazı dili etrafında birleşerek aşmıştır.

​Anlaşılabilirlik, biyolojik bir yazılım değil; maruz kalma, eğitim ve ortak medya ile inşa edilen dinamik bir süreçtir. Doğu ve Batı Çerkesçesini "ayrı diller" olarak mühürlemek, bu iki kadim dalı birbirine bağlayacak köprüleri daha inşa edilmeden yıkmak anlamına gelir.

​Coğrafi Determinizm ve Modern Ulus Tanımı

​Yazıda vurgulanan "aradaki Türki nüfus" ve "coğrafi bütünlük yoktur" argümanı, 19. yüzyılın lojistik imkanlarıyla sınırlı kalmış bir bakış açısıdır. Günümüz dünyasında ulusal bütünlük, sadece sınır boyu bitişik köylerle değil; dijital ağlar, ortak kültürel üretim ve "kader birliği" bilinciyle kurulur.

​Coğrafi mesafeyi bir "kopuş" gerekçesi olarak sunmak, vatanın farklı köşelerini ve devasa diasporayı birbirine bağlayan Çerkes (Adığe) üst kimliğini teknik bir ayrıntıya kurban etmektir. "Ortak coğrafyası olmayanın ortak dili olmaz" mantığı, bugün dünyanın dört bir yanına dağılmış bir halkın birleşme umuduna atılmış bir prangadır.

​Tarihsel Hiyerarşi Tuzakları

​Yazıda, arkeolojik verilere dayanarak Batı bölgesinin "11 bin yıllık yerli", Doğu bölgesinin ise "500 yıllık gelenler" olarak tasnif edilmesi, ulusal birliğin temeline dinamit koyan tehlikeli bir hiyerarşi yaratmaktadır. Bir ulusu "kim daha önce geldi" tartışmasıyla bölmek, antikite saplantısından öteye gidemez.

​İster 11 bin yıl önce Kuban’da olsun, ister 500 yıl önce Terek’e yerleşsin; bu halk aynı mitolojinin, aynı toplumsal yasaların (Xabze) ve aynı trajedinin evladıdır. Bir ağacın dallarını, gövdeden çıkış tarihlerine göre "farklı türler" ilan edemezsiniz. Doğu ve Batı Çerkesçesi arasındaki tarihsel ayrışma süreci bir kopuş değil, ortak bir gelecekte sentezlenmesi gereken bir zenginliktir.

​Bayrak: Ortak Hafızanın ve İradenin Sesi

​"Dil ve Diyalektik" metninde geçen "bayrağın dili tektir" önermesi, birleştirici olması gereken en kutsal sembolü bir "taraf" sembolü haline getirme riskini taşır. 12 yıldızlı yeşil bayrak, sadece belli bir bölgenin veya lehçenin değil, 1836’dan bugüne tüm Çerkesya’nın bağımsızlık ve birlik iradesidir. Onu tek bir şiveye hapsetmek, o bayrak uğruna can veren her boydan insanın hatırasına dar bir pencereden bakmaktır.

​Sonuç: Mikro-Milliyetçilik Asimilasyonun En Büyük Dostudur

​Jane Bülent’in yazısında dile getirilen "herkes kendisi olsun" çağrısı, kulağa özgürlükçü gelse de pratikte "herkes kendi küçük adasında boğulsun" demektir. Doğu ve Batı Çerkesçesini "ayrı diller" olarak tescil etmek, bu sesleri küresel dünyada etkisiz birer "müze objesi" haline getirir. Asıl asimilasyon, birlik çabalarıyla değil; parçalanmış, birbirine yabancılaşmış ve baskın diller karşısında atomize olmuş toplulukların içinde gerçekleşir.

​Asıl pragmatizm; küçük farkları devleştirerek bölünmek değil; devasa benzerlikleri ortak bir dilde, ortak bir alfabede ve ortak bir iradede birleştirmektir. Uluslaşmak, coğrafyanın dayattığı kaderi reddedip, tarihin önümüze koyduğu birliği seçmektir.

YAŞASIN ÇERKESÇE!

​YAŞASIN ÇERKESYA!

​YAŞASIN ÇERKES KALMA MÜCADELEMİZ!

​Çerkesya Hareketi

17.03.2026

Bakış Açımız
Diğer Haberler
  • facebook sharing buttonFacebook
  • twitter sharing buttonTwitter
  • pinterest sharing buttonPinterest
  • linkedin sharing buttonLinkedin
  • tumblr sharing buttonTumblr
  • vk sharing buttonvk
  • odnoklassniki sharing buttonOdnoklassniki
  • reddit sharing buttonReddit
  • whatsapp sharing buttonWhatsapp
  • googlebookmarks sharing buttonGoogle Bookmarks