
Eski Anadolu'nun Gizemli Halkı Kaškalar - Burhan Bozkurt
Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi, İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi, Tarih Bölümü
Lisans Bitirme Tezi, 2023 Tez Danışmanı : Doç. Dr. Hamza Ekmen
ÖZET
Anadolu binlerce yıldır birçok topluluğa ev sahipliği yapmıştır. M.Ö. 2. Binyılın ilk çeyreğinden sonra Orta Anadolu’da merkezi bir devlet kuran Hititler’ in Kuzey Anadolu’daki sınır komşusu olan Kaška toplulukları da Anadolu’nun kadim tarihi içinde kendilerine yer bulmuştur. Kaškalar hem dağlık bölgelerde hem de Hititlerle iç içe sınır kentlerinde yaşayan, Hititler ile zaman zaman savaşır iken zaman zaman da barış antlaşmaları imzalayarak varlıklarını sürdüren bir topluluktu. Ancak her Kaška boyu birbirinden bağımsız hareket ettiğinden dolayı Hititler bir Kaška boyu ile barış imzalarken diğer bir Kaška boyu Hititlere yağma faaliyetlerinde bulunabilmekteydi. Kaškalar Hititler yıkılana dek onlara sorunlar çıkarmış ve Hitit siyasi tarihinin neredeyse tamamında Hitit Devleti’nin baş düşmanı olmuşlardır. Hititler kral yıllıklarında, dua metinlerinde, toprak bağışı belgelerinde, Kaškalı boy beyleri ile yaptıkları antlaşmalarda bu halktan bahsetmişlerdir. Ancak Hitit devletinin son yıllarında Kaškalar hakkındaki kayıtlar azalmıştır. Büyük ihtimalle Hititlerin ortadan kalkmasıyla kuzeyden güneye doğru inmişlerdir ve hayatlarını devam ettirmişlerdir.
Anahtar Kelimeler: Kaškalar, Hititler, İnönü Mağarası, Kaška-Hitit İlişkileri
ÖNSÖZ
2021 yılında katıldığım Zonguldak/Ereğli İnönü Mağarası kazı çalışmaları sırasında mağaranın C gözündeki III. Tabakada yer alan ahşap tabanlar ve buradan ele geçen bulgular beni çok şaşırtmıştı. Kaškaların Kuzey Orta Anadolu’da varlığına dair ipuçları vardı ancak Batı Karadeniz Bölgesi’nde bir Kaška topluluğuna dair bir ipucu yoktu. Bu ele geçen bulgular kendime bunların Kaškalara ait olabileceği sorusunu sormama neden oldu. Ahmet Ünal’ın da dediği gibi Kaška coğrafyasının Batı Karadeniz Bölgesi’ni de içine alan bir kapsamda değerlendirilmesi gerektiğine inanarak bitirme tezimi Kaška halkı üzerine hazırlamaya karar verdim.
Kaškalar Kuzey Anadolu ve az sayıda bulguya rastlanan Batı Karadeniz Bölgesi’nin geçmişinin anlaşılmasında ayrıca Hititlerin Kuzey Anadolu ile olan ilişkilerini anlamamızda çok önemli bir yer taşıyor. Çalışmada çivi yazılı tabletlerin okunmuş olanlarından, hem global çapta yapılan araştırmalar hem de Türkçe kaynaklardan yararlanarak bu halk hakkında filolojik ve arkeolojik bulguları inceleyerek çalışmamı hazırladım.
Tezimin içeriğinin belirlenmesinde bana yardımcı olan, tez süresince desteklerini esirgemeyen ve İnönü Mağarası kazısına katılmamı sağlayan danışman hocam Doç. Dr. Hamza Ekmen’e ve lisans eğitimim boyunca bana engin bilgilerinden yararlanma imkanı sunan değerli hocalarıma; tezimi yazdığım süreçte bana destek olan arkadaşlarıma sonsuz teşekkürlerimi sunarım.
GİRİŞ
Anadolu coğrafyası içerisinde birçok eski medeniyeti barındırmaktadır. Bu kültürel zenginlik son yıllarda yapılan arkeolojik çalışmalarla giderek de artmaktadır (Gökçek & Abacı, 2019, s. 7). M.Ö. 2. bin yılda tarih sahnesine çıkan Hititler bu coğrafyada devletlerini kurmuşlardır. Hititler kuruluşundan yıkılışına kadar süregelen bir Kaška sorunu ile baş etmeye çalışmıştır. Kaškalar hakkında yazılı bir belge mevcut olmasa da onlar hakkında Hitit çivi yazılı belgeler sayesinde detaylı bilgilere ulaşılmıştır. Bu belgelere göre Kaškalar Hititler tarafından sürekli bir tehdit olarak görülmüştür ve onları yağmacı, saldırgan, çalıp çırpan bir halk olarak tanımlamıştır (Murat, 2016, s. 11; Ünal, 2003, s. 48).
Bu belgeler Hititler tarafından tek taraflı bakış açısıyla yazıldığından dolayı tam olarak Kaškalar’ı böyle tanımlamamız doğru olmamaktadır. Örneğin Hititler de yeri geldiğinde Anadolu’nun farklı coğrafyalarına yağma faaliyetlerinde bulunuyordu. Aslında Kaškaların burada yaptığı da sadece hayatta kalma çabasından ibaretti. Kaška-Hitit ilişkileri zaman zaman olumlu, zaman zaman da olumsuz giderdi. Kaškalar kuzey tampon bölgesinden Hitit merkezi alanına ilerleyerek bu bölgeleri sürekli yağmaladılar ve istila ettiler. Hititler buna göz yummak istemediğinden dolayı onlar ile ya barış antlaşmaları yapardı ya da savaşarak geri püskürtmeye çalışırdı. Ancak bu barış antlaşmaları bir Kaška boyunu geri püskürtürken diğer bir Kaška boyu Hititlere zorluk çıkarmaya devam ediyordu. Kaškaların merkezi bir yönetimi olmadığından dolayı her bir Kaška boyu kafasına buyruk hareket ederek Hititlerin kuzey bölgesinde sürekli sorun çıkarmıştır (Bryce, 2021, s. 30).
Ancak Kaškaların sadece olumsuz yönleri de yoktu. Onlar Kadeş Savaşı’nda Hitit ordusu içinde yer alarak Mısırlılara karşı savaşmışlardır. Yine Hititler Anadolu’nun farklı coğrafyalarına askeri harekat düzenlerken Kaška boylarından faydalanmıştır (Bardakçı, 2020, s. 232).
Anadolu’nun kuzey sınırları içerisinde birbirinden bağımsız boylar halinde yaşayan Kaškaları ele elan çalışmam dört bölümden oluşmaktadır. İlk bölümde Kaška araştırmaları tarihçesi hem filolojik hem de arkeolojik çalışmalar adı altında incelendi. İkinci Bölümde birçok bilim insanının Kaška coğrafyasının konumu hakkındaki tespitleri ele alındı ve ek haritalarla bu bölgeler gösterildi.
Üçüncü bölümde Kaškaların ortaya çıkışı ve Kaška-Hitit ilişkileri üzerinde duruldu. Kaška-Hitit ilişkileri daha kolay anlaşılabilmesi için üç ayrı dönemde incelendi. Son bölümde ise Kaška toplumu, ekonomik, inanç, yönetim vb. başlıklar altında incelendi. Hititlerin Kaškaları barbar olarak nitelendirmesinin doğru olup olmayacağı tartışıldı. Ayrıca ek (bkz Ek-11) kısmına eklenen yer adları sözlüğü ile tezde geçen yerleşmelerin konumları belirtildi.
1. KAŠKA ARAŞTIRMALARI TARİHÇESİ
1.1 Filolojik Kaynak Araştırmaları
Kaškalar tarafından yazılmış herhangi bir belge olmadığından dolayı onlar hakkındaki bilgilerimizi çoğunlukla Hitit çivi yazılı metinlerinden edinmekteyiz. Kaškalardan I. / II. Tuthalya, I. Şuppiluliuma II. Murşili’nin yıllıklarında, III. Hattušili’nin otobiyografisinde, antlaşma metinlerinde, Arnuwanda ve Aşmunikal çifti dua metinlerinde ve toprak bağışı belgelerinde, Kuruštama antlaşmasında, Ammuna Kroniğinde (Kaška adı geçmese de onların yaşadığı coğrafya ile alakalı bir metindir) bahsedilmiştir. Kaškalardan bahseden çivi yazılı tabletlerin çoğu Hattuşa, Maşathöyük (Tapikka) ve Ortaköy (Şapinuva) ‘da bulunmuştur (Kaya, 2016, s. 104; G. Ekmen, H. Ekmen & Fidan, 2021, s. 73; Murat, 2016, s. 31-35). Kaškalar hakkında bilim insanlarının yaptığı çalışmalara baktığımızda ilk olarak E. Cavaignac 1931 yılında L’Extension de la zone Gasgas a I Quest adlı çalışmasını görüyoruz. (Cavaignac, 1931, s. 1) Bu çalışmalardan en önemlisinin 1965 Tarihinde Einar von Schuler’in “Die Kaskäer” (Kaškalar) adlı kitabıdır (Gerçek, 2012, s. 2). Schuler çalışması diğer bilim insanlarına da yol gösterici olmuştur. Scheuler’in çalışmasının ardından 2016 yılında Leyla Murat “Anadolu’da Kaškalar” adlı kitabı ile Hitit-Kaška ilişkilerine, Kaška kültürüne, kökenine, coğrafyasına, tarihine dair Kaškalarla ilgili bütün metinleri inceleyip
değerlendirerek bir kitap hazırlamıştır (Murat, 2016, s. 15-16).
1.2 Arkeolojik Araştırmalar
Karadeniz Bölgesi’nin çevresel şartlarının zorluğu Kaška coğrafyası hakkında arkeolojik kazılardan ve yüzey araştırmalarından yeterli veri elde etme şansını sınırlamıştır (Gerçek, 2012, s.11). Ancak son yıllarda Kaška coğrafyasında içinde bulunan arkeolojik kazıların artmasıyla Kaškalar hakkındaki bilgilerimiz giderek artmaktadır. Samsun bölgesindeki İkiztepe (bkz EK-11) ve Oymaağaç (Nerik) kazısı, Çankırı bölgesindeki İnandıktepe kazısı, Kastamonu bölgesindeki Kınık kazısı, Tokat bölgesindeki Maşat Höyük, Amasya Bölgesindeki Oluz Höyük, Zonguldak-Ereğli bölgesindeki İnönü Mağarası Kazısı Kaška coğrafyası içerisinde yapılan arkeolojik kazılardır. Kılıç Kökten ve Nimet Özgüç Dündartepe (Samsun), Tekkeköy (Samsun) ve Kavak (Samsun) ’ta kısa süreli araştırmalar yürüterek bölge hakkında bilgiler edinmemizi sağlamışlardır (Gerçek, 2012, s.12; G. Ekmen, H. Ekmen & Fidan, 2021, s. 64).
Birçok araştırmacı Kaška coğrafyasının Orta ve Doğu Karadeniz civarında olduğunu belirtmiştir (bkz Kaška coğrafyası bölümü). Batı Karadeniz Bölgesi’nin sık ormanlarla kaplı ve engebeli olması burada gerçekleştirilecek olan arkeolojik kazıların da yavaş ilerlemesine neden olmuştur. Ancak Ahmet Ünal Kaška coğrafyasını Kastamonu’dan Sinop’a oradan da batıya doğru Bartın, Zonguldak, Amasra, Ereğli, Bolu ve İzmit’e kadar olan bölge olarak düşünmüştür. Bu topraklarda yapılacak arkeolojik araştırmalar sonucunda Kaška izine rastlanacağını tahmin etmiştir (Ünal, 2003, s. 54). Ünal, “Hitit topraklarında Hitit eserleri, Kaska topraklarında da Kaska eserleri veya her iki bölgede de karışık eserler bulunmalıdır ilkesinden hareketle bir şeyler yapılır, konuya açıklık getirilebilir” demiştir (Ünal, 2003, s. 55). Ancak Kaška topraklarında ne gibi nesnelerin aranması gerektiği bilinmemektedir. Kaškaların Hitit kentlerini ve tapınaklarını yağmalamasıyla elde edilen eserlerin ön planda olması muhtemeldir (Ünal, 2003, s. 55). Bartın, Karabük, Bolu ve Kastamonu illerinde Geç Tunç Çağı’na tarihlenen, çoğunluğu metalden oluşan nitelikli buluntuların tesadüfen elde edilip müzelere ulaştırılması bu buluntuların kimlere ait olabileceği sorusunun daima canlı kalmasına neden olmaktadır (G. Ekmen, H. Ekmen & Efe, 2022, s.17).
Zonguldak ili, Kdz. Ereğli ilçesi sınırları içerisindeki Alacabük köyü yakınlarında yer alan İnönü Mağarası Ünal’ın Kaškaların Batı Karadeniz civarında da olabileceği tahminini destekler nitelikle bir yerleşimdir. İnönü Mağarası, Zonguldak Bülent Ecevit Universitesi Arkeoloji Bölümü’nün 2016 yılında başlattığı Heracleia Pontica Yüzey Araştırması (HPYA) kapsamında ziyaret edilerek, bölgenin erken dönem kültürlerinin aydınlatılması konusunda önemli bir potansiyele sahip olduğu görülmüştür. 2017 yılında Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi öğretim üyelerinden Doç. Dr. Hamza Ekmen başkanlığında; Doç. Dr. Gülden Ekmen ve Arş. Gör. Ali Güney’in katılımı ile İnönü Mağarasındaki arkeolojik kazı çalışmaları başlatılmıştır. (G, Ekmen, 2020, s. 49)
İnönü mağarası kazısı Batı Karadeniz Bölgesi’nin Genç Tunç Çağı’nda Hitit- Kaška ilişkilerinin anlaşılması bakımından değerlidir. İnönü Mağarası’nda C gözü içinde, III. Tabaka kazılarında ahşaptan inşa edilmiş dört adet mekana ulaşılmış ve bu mekanlar A, B, C, D yapıları olarak adlandırılmıştır (bkz EK-1). Ahşap tabanlar üzerinden alınan yedi karbon örneği analizlerini incelediğimizde yaklaşık olarak M.Ö. 2.Binyılın orta ve son çeyreğine tarihlenmektedir. Bu yapıların tabanları üzerinde metalden yapılan birçok alet, süs eşyası, silah, tunçtan boğa heykelciği (bkz EK-2) ve pişmiş topraktan yapılmış insana ait bir heykelcik başı (bkz EK-3) bulunmuştur. (G. Ekmen, H. Ekmen & Efe, 2022, s. 18-19). Tunçtan boğa heykelciğinin iki adet benzeri Boğazköy’de de ele geçmiştir. Yine Heykelcik başının tasviri Hitit Çağı’nın insan tasvirine benzerlik göstermektedir (G. Ekmen, H. Ekmen & Efe, 2022, s. 19). B yapısında ele geçen kovanlı mızrak ucunun (bkz EK-4) M.Ö. 2. Binyılda yaygın olarak kullanıldığı bilinmektedir. Bu buluntunun Hitit Dönemi’ne ait örnekleri Alişar ve Alacahöyük’ten bilinmektedir (G. Ekmen, H. Ekmen & Efe, 2022, s. 18).
Mağaranın bulunduğu konum ve sahip olduğu coğrafya Hitit metinlerinde geçen Kaškaların dağlık coğrafyada yaşamaları ile ilgili söylemleriyle uyuşmaktadır. İçinde çok sayıda metal eşyanın bulunduğu ahşap mimarlık kalıntıları ve III. Tabaka buluntularının mağaranın diğer tabakalarıyla karşılaştırıldığında çok daha yüksek seviye de olması bu kalıntıların Kaškalar ile ilişkili olup olmadığını sorgulamamıza neden olmuştur (G. Ekmen, H. Ekmen & Efe, 2022, s. 19). Buluntular Kaška halkına ait ise Kaškalarında kendi sanatlarını ortaya koyduğunu söyleyebiliriz. Büyük ihtimalle Kaškalar hem Hitit sanatını özümsemişler hem de kendi sanatlarını ortaya koymuşlardır (Bardakçı, 2020, s. 233). Ünal, yeni kazı teknikleri ve yeni yöntemler ile bölgedeki bu belirsizlik durumunun aniden değişebileceğini belirtmiştir (Ünal, 2003, s. 55).
2. KAŠKA COĞRAFYASI
M.Ö. 2. Binyıl Anadolu coğrafyasına baktığımızda birçok kentin yazılı belgelerde varlığı bilinmesine rağmen tam olarak lokalizasyonları saptanamamıştır. Karadeniz ve çevresi de bu bölgelerden biridir. Karadeniz Bölgesi’nde Kaška, Pala ve Tum(m)ana ülkesinin yer aldığı düşünülmektedir (G. Ekmen, H. Ekmen & Fidan, 2021, s. 72). Ancak bu ülkelerin veya kentlerin sınırı Hititlerle olan sıkı münasebetleri, boylar halinde yaşamaları, otlak sıkıntısı, topraklarını genişletme arzusu gibi nedenlerden dolayı sürekli değişim içindedir. Bu nedenle lokalizasyonlarını tam olarak sağlamak güç olduğundan dolayı Kaška ülkesinin coğrafyası hakkında bilim insanları birçok farklı veya ortak görüş ortaya koymuşlardır.
L. A. Mayer, J. Garstang ve B. Hrozny Kaškaların Kızılırmak’ın yukarı kısmı ile Yukarı Fırat (bkz EK-6) arasında varlıklarını sürdürdüklerini belirtmiştir (Kolağasıoğlu, 2009, s. 44).
E. Forrer ise Kaška ülkesinin Yeşilırmak ve Çekerek nehirleri arasında (bkz EK-7) olduğunu belirtmektedir (Kolağasıoğlu, 2009, s. 44).
A. Götze, J. Garstang, O.R. Gurney, A.M Dinçol ve J. Yakar’a göre ise Kaška ülkesi Sinop ile Ordu arasındaki bölgededir (Kolağasıoğlu, 2009, s. 44). Forlanini’de Kaška ülkesinin Sinop-Ordu (bkz EK-8) arasında olduğunu düşünmektedir (Murat, 2016, s. 160).
Cornelius’a göre ise Kaška ülkesi kuzeyde Turhal, güneyde Gürün ve doğuda Kemah’ın olduğu bölgededir (Kolağasıoğlu, 2009, s. 44).
Cavaignac, Kaşka ülkesini Kızılırmak’ın alt bölümünden Ege Denizi’ne kadar uzatmaktadır (G. Ekmen, H. Ekmen & Fidan, 2021, s. 72).
E. von Schuler ise Kaška coğrafyasını 3 farklı gruba bölmüştür. Batı Kaška grubunun Gökırmak ve Devrez üst geçidinin kuzeyinde, Merkezi Kaška grubunun Kızılırmak ve Aşağı Çekerek arasında, Doğu Kaška grubunun Çorum Mecitözü ve Kelkit Irmağı’nın kuzeyinde olduğunu belirtmiştir (Kolağasıoğlu, 2009, s. 45).
Birçok bilim insanına göre ise Kaška ülkesi coğrafyası doğuda Azzi- Hayaša, güneyde yukarı ülke, batı da ise Pala-Tum(m)ana ile sınırlanmıştır (G. Ekmen, H. Ekmen & Fidan, 2021, s. 73)
Kaya ise Kaškaların bugünkü Samsun, Amasya, Kastamonu, Sinop illerinin bulunduğu coğrafyada yaşıyor olabileceklerini belirtmiştir (Kaya, 2016, s. 105).
Ünal Kaška boylarınınn Kastamonu’dan Sinop’a oradan da batıya doğru Bartın, Zonguldak, Amasra, Ereğli, Bolu ve İzmit’e (bkz EK-10) kadar olan diğer Kaška boylarıyla karışık olarak oturmuş olabileceğini öne sürmüştür. Ancak bunu kanıtlayabilecek arkeolojik veya yazılı belge mevcut değildir (Ünal, 2003, s. 54). Yaman’da Kaška coğrafyasını Kızılırmak’ın doğu kesimi yani bugünkü Erzurum’dan, batıdan da Bolu’ya kadar uzandığını öne sürmüştür (Yaman, 1935, s. 12). Hititlerin Karadeniz’in kuzeyindeki dağlık coğrafyada yaşamlarını sürdürdükleri düşünülür ise Kaškaların sadece Orta ve Doğu Karadeniz Bölgesi değil Batı Karadeniz Bölgesinde de (bkz EK-10) aranması gerektiği öne sürülmektedir. 2017’den beri sürdürülen İnönü Mağarası kazılarından elde edilen arkeolojik buluntuların neredeyse Hitit şehirlerinde ele geçirilen bulguları aratmayacak nitelikte oluşu bu bulguların Kaškalar ile ilişkisini sormamıza neden olmuştur. Geç Tunç Çağı’na ait tunç boğa heykelciği, kilden yapılmış bir tanrı heykelciği başı ve tunç silahlar (bkz EK-5) bu bölgede Hititlerle ilişkileri bulunan birtakım toplulukları akla getirmektedir. Ancak Zonguldak ve çevresinin Kaškalar tarafından bir yerleşim alanı olarak kullanıldığına dair yazılı bir belgenin olmayışı İnönü Mağarası’nın Kaškalara ait bir yerleşim yeri olup olmadığı konusunda kesin bir sonuca varmamızı engellemektedir (G. Ekmen, H. Ekmen & Fidan, 2021, s. 82-84-85).
Çivi yazılı kaynaklara baktığımızda Kaška ülkesinin sınırlarının sürekli değişiklik gösterdiğini görüyoruz. Hitit-Kaška beyleri arasındaki savaşlar, arazileri genişletme isteği, yağmacılık gibi nedenlerden dolayı bu sınırlar iki ülke arasında sürekli değişmiş olmalıdır (Murat, 2016, s. 161). Bu görüşlerden elde ettiğimiz bilgilere göre Kaška boylarının M.Ö. 2. Bin yılda Hatti ülkesinin kuzeyinde yaşıyor olduklarını söyleyebiliriz. (bkz EK-9)
3. KAŠKALARIN TARİHİ
3.1 Tarih Sahnesine Çıkışları
Anadolu tarihinde “Asur Ticaret Kolonileri Çağı” (M.Ö. 1974-1723) olarak bilinen dönem, M.Ö 2.bin yıldan başlayarak yaklaşık olarak 250 yıl sürmüştür (Gökçek & Abacı, 2019, s. 80). Bu dönemde Anadolu coğrafyasında irili ufaklı birçok şehir devleti mevcuttu ve bu şehirler Kuzey Suriye, Mezopotamya şehirleri ile canlı ticari ilişki ağı kurmuştu (Gökçek & Abacı, 2019, s. 83). Bu dönemde Asurlu tüccarlar Anadolu’da irili ufaklı karum ve wabartum denen alışveriş merkezleri kurmuşlardır (Gökçek & Abacı, 2019, s. 80). Bu karumların merkezi ise Kültepe/Kaneš karumu idi (Ünal, 2003, s. 66). Bu dönem ayrıca Anadolu’nun yazılı tarihinin başlangıcı olarak da kabul edildiği dönemdir (Gökçek & Abacı, 2019, s. 81). Bu dönemde Kaşkaların varlığı hakkında Kültepe/Kaneš’te ele geçen belgelerden bilgiler edinmekteyiz (Murat, 2016, s. 21).
Turhumit Koloni çağında karumu olan ve esas olarak Kaneš Karumu’na bağlı yerel küçük bir krallıktır. Turhumit Kültepe tabletlerinde Asurca Turhumit olarak yazılırken, Hititçe belgelerde T/Durmitta olarak yazılmıştır. Durmitta Hitit Döneminde Hititlerin ve Kaškaların birlikte yaşadığı bir Kaška ülkesidir. Bu durum bize Kaškaların Hitit dönemi öncesi Anadolu’da yaşadığını göstermektedir. Kaškalar büyük ihtimalle Anadolu’nun yerli halkı ya da Hatti halkı olarak koloni çağında Durhumit’te yaşamıştır. Kaškaların Hititlerden önce de Anadolu’da yaşamış olduğunu düşündüğümüzde büyük ihtimalle Kaneš krallığına bağlı olarak yerel küçük bir krallık kurmuş olabilecekleri düşünülmektedir (Murat, 2016, s. 22).
Kültepe/Kaneš belgelerine baktığımızda Asurlu tüccarların Kaškalar tarafından saldırıya uğradıkları ya da yağmalandıklarına dair bir kayıt bulunmamaktadır. Hititler Anadolu’ya gelmeden evvel Kaškalar ile ilgili herhangi bir içeriğe rastlanmamıştır. Bu da bize Kaška isminin Hititler tarafından sonradan verildiği düşüncesini zihnimizde uyandırmaktadır (Murat, 2016, s. 22).
Kültepe/Kaneş belgelerine baktığımızda Kaneš’in kuzeyinde Amasya civarlarında Kuburnant kentini görmekteyiz. Bu kent Hitit kurban listesinde Kappurnanta olarak geçmekte olup kentin egemenliği Hitit-Kaška arasında el değiştirmiştir. Yine Kaneš belgelerinde geçen Tapaggaš kenti Hitit metinlerine göre Hititlerin askeri üssü olarak kullanılan ve sürekli Kaška saldırılarıyla karşılaşan Tapikka (Maşat Höyük) tür (Murat, 2016, s. 24). Kültepe/Kaneš belgelerinde geçen Tiwara, Tuphiya ve Zimišhuna, Kastama kentleri ise Hitit belgelerinde Kaška coğrafyası içinde geçmektedir (Murat, 2016, s. 24-25-26).
Hititler Anadolu’da merkezi bir devlet kurduktan sonra Kaškalar ile ilgili bilgileri Hitit belgelerinden öğrenmekteyiz. Kaškalar Hitit tarihi boyunca Kuzey ülkesinde Hititlere karşı hep bir sorun teşkil etmişlerdir. Hitit kralları Kaška toprakları üzerinde başarılı birçok sefer gerçekleştirse de Kaškalar üzerinde daimi bir denetim kuramamışlardır. Kaškalar böylelikle Hititlere boyun eğmeyip onlara karşı tehditkar bir biçimde varlıklarını sürdürmüşlerdir (Bryce, 2021, s. 30).
3.2 Kaška-Hitit İlişkileri
Kaška-Hitit arasındaki ilişkilere ait en önemli bilgileri Hitit çivi yazılı belgelerden elde etmekteyiz. Kaškalardan I. / II. Tuthalya, I. Şuppiluliuma II. Murşili’nin yıllıklarında III. Hattušili’nin otobiyografisinde, antlaşma metinlerinde, dua metinlerinde ve toprak bağışı belgelerinde bahsedilmiştir (Kaya, 2016, s. 104). Ayrıca Orta Hitit Dönemin krallarının Kaškalı boy beyleriyle yaptıkları antlaşmalar da bize Kaška-Hitit ilişkileri hakkında bilgi vermektedir (Ünal, 2003, s. 50). Kaškalardan bahseden çivi yazılı tabletlerin çoğu Hattuşa, Maşathöyük (Tapigga) ve Ortaköy (Şapinuva) ‘da bulunmuştur (Kaya, 2016, s. 104).
Kaška-Hitit ilişkilerine baktığımızda onların bazen dost içinde yaşadıklarını, bazen de savaştıklarını görüyoruz. Hitit metinlerinde Kaškaların Hititlerin baş düşmanları olarak gözükmeleri onların olumsuz yönde değerlendirmelerine de neden olmuştur. Hitit metinlerinde Kaškalar yağmacı, barbar bir kavim olarak nitelendirilmişlerdir. Ancak bu yağma hareketlerini sadece Kaškalar değil Hititler de Kaškalara ve başka kavimlere karşı yapmışlardır (Ünal, 2003, s. 48). Bu metinlerin Hititlerin bakış açısıyla tek taraflı bir şekilde yazıldığını unutmamamız gerekiyor.
Aradaki ilişkiyi daha iyi anlamak için bu bölümü üç ayrı başlıkta (Eski Hitit- Orta Hitit ve İmparatorluk dönemi) inceleyeceğiz.
3.2.1 Eski Hitit Dönemi Kaška-Hitit İlişkileri
M.Ö. 2.bin yılın ortalarında Kuşşara kralı Pithana ve oğlu Anitta’nın Anadolu’da dağınık halde bulunan irili ufaklı kent devletlerini bir siyasi birlik etrafında toplamasıyla Hitit Devleti’nin temelleri atılmış oluyordu. Anitta başkenti Kuşşara’dan Kültepe/Kaniş’e taşıdı ve daha sonra Hattuşa kentini fethederek burayı yerleşime açacak kişiyi de lanetledi. Ancak I. Hattušili bu lanete aldırış etmeyerek Hattuşa’yı başkent yaptı ve Hitit Devleti’nin kurucusu oldu (Gökçek & Abacı, 2019, s. 94).
Eski Hitit Dönemi’nde Hitit kralı I. Hattušili’nin kuzeyde Kaška coğrafyası içerisinde bulunan Šanahuitta ve Zalpa’ya askeri bir sefer düzenlediğini biliyoruz. Bu askeri seferlerle I. Hattušili’nin amacı Anadolu’daki merkezi otoriteyi daha da sağlamlaştırmak, bu bölgelerden gelebilecek saldırıları önlemek ve asıl amacı olan kuzey Suriye bölgesine sefer düzenlemektir (Murat, 2016, s. 28-29).
I. Hattušili sonra krallığın başına geçen I. Muršili’nin Kuzey Anadolu ile münasebet yaşadığına dair bir kanıt yoktur (Ünal, 2003, s. 60).
Eski Hitit Dönemi’ne ait bir metinden Zalpa ile Hattuša arasındaki barış devam ederken Zalpa’nın ihtiyarları krala müracaat edip kralın bir oğlunu istemişler ve bunun üzerine Hitit kralı da oğlu Hakkarpili’yi Zalpa’ya göndermiştir. Zalpa’nın yöneticisi yapılan Hakkarpili’nin bir müddet sonra babasına ayaklandığını görüyoruz. Bu metinden Hititli yöneticilerin ele geçirdikleri bölgelere kendi soyundan birilerini gönderdiğini ve böylece merkezi otoriteyi daha sağlam hale getirdiklerini görüyoruz. Ancak Hakkarpili gibi babasına ihanet eden yöneticiler de olmuştur (Murat, 2016, s. 29-30).
Eski Hitit Dönemine ait Ammuna kroniğinde kuzeye yapılan askeri seferler olduğu bilinse de Kaškalardan bahsedilmemektedir. Zalpa, Šanahuitta ve Tipiya gibi kentlerin Anadolu’nun kuzeyinde Kaška coğrafyası içerişinde bulunduğunu bilmemize rağmen Eski Hitit dönemi metinlerinde burada Kaškaların olduğuna dair bir bilgi içermemektedir. Bu durumda Kaška ismi Hititler tarafından bu halka sonradan verilmiş olarak düşünülebilir (Murat, 2016, s. 31). Veya onların bu devirde daha sonraki yıllardaki kadar önemli bir rol oynamadıkları, Hititlerin de bu dönemde Anadolu’nun kuzey bölgesiyle çok ilgilenmemesi ve onları rahat bırakmalarıyla açıklanabilir. (Ünal, 2003, s. 59).
Hitit İmparatorluk döneminde yapılan Tiliura Antlaşması Kaškaların Eski Hitit dönemi krallarından Labarna ve I. Hattušili döneminde ortaya çıktığını belirtmiştir. Tiliura Antlaşması1’na göre Labarna ve I. Hattušili zamanında Hitit ve Kaška arasındaki sınır Kummešmaha (Yeşilırmak) nehri olarak bilinmektedir. Yine bu antlaşmadan Eski Hitit dönemi krallarından I./II Hantili döneminde Tiliura kentinin Kaškaların eline geçtiği ve I./II Hantili’ninde Kaška saldırılarına karşı karakollar kurduğu ifade edilmiştir. (Murat, 2016, s. 31). Aynı zamanda Hantili döneminde Kaška saldırılarına karşı Hattuşa’nın etrafına sur çekildiği de ifade edilmektedir (Gökçek & Abacı, 2019, s. 96).
Hitit İmparatorluk Dönemi krallarından olan III. Hattušili ve IV. Tuthaliya dönemine ait olan belgelerden de Tiliura kentinin I./II. Hantili döneminde Kaškaların eline geçtiğini öğrenmekteyiz. Bunun yanı sıra bu belgelerden I./II. Hantili döneminde Hitit Fırtına Tanrısının kült merkezi olan Nerik (Oymaağaç) kentinin de Kaškaların eline geçtiğini öğrenmekteyiz (Murat, 2016, s. 32). Ancak kimi araştırmacılara göre de bu bilgilerin III. Hattušili ve IV. Tuthaliya dönemindeki belgelerde geçtiğinden ve onlardan önceki hiçbir yazılı kayıtta Kaškalardan bahsedilmediği için geçerliliği bulunmamaktadır. (Kaya, 2016, s. 93). Önümüzdeki senelerde ortaya çıkarılacak arkeolojik ve filolojik verilerle umuyoruz ki bu soru işaretleri de ortadan kalkacaktır.
Kaškalarla ilgili Zidanta ve Huzziya dönemine dair Kuzey Anadolu ile münasebet yaşandığına dair bir belge yoktur (Ünal, 2003, s. 61).
Eski Hitit dönemi krallarından Telepinu’nun Kuzey Anadolu’daki faaliyetleriyle ilgili II. Murşili’nin yıllıklarında bir kayıt vardır (Ünal, 2003, s.61). Bu metinde II. Murşili daha önce Kaškaların eline geçmiş Hatenzuwa ve Tapanuwa ülkelerine karşı kazandığı zaferi anlatırken, Telepinu döneminden beri başka bir kralın bu ülkelere gelmediğini bildirmektedir. (Murat, 2016, s. 33).
Telepinu döneminde Hitit tahtında yaşanan taht kavgaları, Hurrilerin güçlenmesi ve Hititlerin ele geçirdiği kentlerin yeniden güçlenip Hititlere karşı baskı oluşturması gibi nedenlerden dolayı büyük ihtimalle Kaškalar Hitit topraklarına saldırmaya devam etmişlerdir.
Elde ettiğimiz bilgilere baktığımızda Eski Hitit Dönemi’nde yeterli yazılı belgenin bulunmaması bu dönemde Kaškaların Hititlerle olan ilişkilerini anlamamızı zorlaştırmıştır. Ancak Hitit İmparatorluk Devri’ndeki imparatorların belgeleri ve birkaç eski Hitit dönemine ait belgeler Kaškaların bu dönemde Hititlerle olan ilişkilerini anlamamıza yardımcı olmuştur.
1 III. Hattušili’nin sınır kenti Tiliura halkı ile yapmış olduğu antlaşma.
3.2.2 Orta Hitit Dönemi Kaška-Hitit İlişkileri
Orta Hitit Dönemi’ne baktığımızda Hititler’ in taht kavgaları, düşman ülke işgalleri, Kaška saldırıları altında kaldığını ve ülkeyi ayakta tutmaya çalıştıklarını görmekteyiz. Bu dönemde Hitit ülkesine yoğunlaşan Kaška saldırılarına karşı Hitit büyük kralı Kaškalı gruplarla bazen savaşarak bazen de antlaşmalar yaparak bu saldırıları engellemeye çalışmıştır.
Bazı araştırmacılar Hitit kralı I. Şuppiluliuma’nın askeri faaliyetleri ile ilgili olan belgede, geçmişte yaşanan olayların anlatıldığı bölümlerde Muvatalli’den, Nerik, Pigainariša, Kattimuwa gibi Hitit-Kaška sınır kentlerinden bahsedilmiştir. I. Muwatalli’ye ait bir arazi bağış belgesinde de Kuzey Anadolu coğrafyasına bir atıf vardır. Bu belgelerden şunu anlıyoruz ki I.Muwatalli Kaškalarla mücadele etmiş ve bu sorunu çözmek amacıyla da arazi bağış belgeleri düzenlemiştir (Murat, 2016, s. 34).
I./II. Tuthalya Anallarından Tuthalya’nında Kaškalar ile münasebete girdiklerini bilmekteyiz. Bu anallardan edindiğimiz bilgiye göre Tuthalya, Assuwa seferine çıktıktan sonra kralın uzakta olduğu fırsat bilen Kaškalarda Hitit topraklarına girmiştir. Seferden dönen kral daha sonra Kaška coğrafyasına ilerlemiş ve Tiwara’ya saldırmıştır (Murat, 2016, s. 35).
Kaşkalar hakkında diğer önemli bilgileri edindiğimiz bir belgede Kuruštama antlaşmasıdır. Bu antlaşma I./II. Tuthalya ve Mısır Firavunu II. Amenofis arasında yapılmıştır. Bu antlaşmadan anlaşıldığı kadarıyla iki ülke birbirlerini savunacaklardı ve Kuruštama halkı da Hititler tarafından Mısır’a destek birliği olarak gönderilecekti. Kuruštama halkının yaşadığı Tokat-Turhal coğrafyasına baktığımızda buranın Kaškaların ülkesi olduğunu görüyoruz. Yani Mısıra gönderilen destek birliğinin aslında Kaškalı halklardan oluştuğunu anlamaktayız. Böylece Hitit kralı bu bölgedeki Kaška halkını mısıra göndererek Kaška nüfusunu da zayıflatmaya çalıştığını söyleyebiliriz. Bu Hititlerin kendilerine sorun çıkaran bölgelere karşı uyguladıkları bir politika olmuştur (Murat, 2016, s. 35-36).
Kuruštama antlaşmasına göre Kaškalar sadece Anadolu coğrafyasında değil aynı zamanda Mısır ülkesinde de yaşayarak onların tarihinde ve kültüründe kendilerine yer edinmişlerdir. Ancak mısır firavunun Kaškalı Kuruštama halkını Mısır’da nereye yerleştirdiğini bilememekteyiz (Murat, 2016, s. 38). Ayrıca bu Kaškaların Mısır’a gittiklerinde köle olarak mı yoksa başka bir amaçla mı kullanıldıklarını da bilememekteyiz (Ünal, 2003, s. 62).
“Ey tanrılar. Kaškalar tapınaklarınızı yıktılar ve imgelerinizi parçaladılar. Gümüş ve altını, gümüş altın ve bakırdan libasyon kaplarını, tunç eşyalarınızı ve elbiselerinizi yağlamadılar ve aralarında paylaştılar. Rahipleri, yüce rahipleri, rahibeleri, kutsal suyla arınmışları, müzisyenleri, şarkıcıları, aşçıları, fırıncıları, pullukçuları ve bahçıvanları ayırdılar ve kendilerine hizmetkar yaptılar” (Bryce, 2021, s. 77).
Orta Hitit dönemi kral çifti olan Arnuwanda ve Ašmunikal’den kalan dua/antlaşma metnin de ilk kez Kaška adının kullanıldığını bilmekteyiz (G. Ekmen, H. Ekmen & Fidan, 2021, s. 73).
Bu dua/antlaşma metnine baktığımızda bu dönemde Hititlerin yoğun bir Kaška saldırısı altında olduklarını görmekteyiz (Bryce, 2021, s. 77).
Dua/antlaşma metninde Kaškaların Nerik, Huršuma, Kaštama, Šeriša, Himmuwa, Taggašta, Kamama, Zalpuwa, Kipiruha, Hurna, Dankušna, Tapašawa, Kazzapa, Darukka, İlaluha, Zihhana, Šipidduwa, Wašhaya ve Patalliya kentlerini ele geçirdiklerinden bahsedilmektedir (Murat, 2016, s. 39).
Bu dönemde Kaškalara karşı direnç gösteremeyen bu çift çareyi tanrılara yakarmakta bulmuştur. Bu dua/antlaşma metninde, bu saldırıların önlenmesinin tanrıların da çıkarına olacağını belirtmişlerdir. Hititlerin bu metinde diğer bir huzursuz oldukları konu ise Kaškaların elinde bulunan Nerik’te Hititlerin Fırtına Tanrısı’na ait olan armağan ve kurbanların Hakmiş’e yollanırken Kaška saldırılarına maruz kalarak bu eşyaların zarar görmesidir (Murat, 2016, s. 42-43).
I. Arnuwanda döneminde Kaška beylerine toprak bağışı yapıldığını gösteren arazi bağış belgeleri mevcuttur. Hititler Kaškaların saldırdıkları toprakların bir bölümünü Hattuša’ya bağımlılık gösteren Kaška beylerine dağıtmıştır. Bu sayede Hititler dost Kaška toplulukları oluşturarak düşman Kaškalara karşı bu toplulukları kullanmıştır (Murat, 2016, s. 43). Hititler gerek antlaşmalarla gerek toprak vererek Kaškaları denetim altında tutmaya çalışmış ancak Kaškalar merkezi bir otoriteye bağlı olmadıklarından dolayı her Kaška grubunun kendine ait bir beyi olabiliyordu. Hititler bir Kaška beyiyle anlaşırken diğer bir Kaška beyi Hititlere saldırarak tehdit ediyordu.
II. / III. Tuthalya dönemine ait Maşat (Tapigga9 ve Ortaköy (Šapinuwa) ülkesinde ele geçen mektuplar bize Orta Hitit Dönemi Hitit-Kaška ilişkilerine dair önemli bilgiler vermektedir. Orta Hitit Dönemi’nde Maşat Höyük-Tapigga yukarı Yeşilırmak vadisinde yer alıyordu ve geniş bir alanı Kaška tehlikesine karşı koruyan askeri bir üst konumundaydı. Kaška tehlikesine karşı Yukarı ülke, İšhupita ve diğer bölgelerden sağlanan askeri birliklerde Maşat ’ta görevli olan Kassu’nun emrindeydi. Kassu Kaškaların Hitit kralıyla yapmak istedikleri barış görüşmelerini organize ediyor, buradaki kentleri Kaška saldırılarına karşı koruyor, Kaškalı düşmanları gözetleyen casusların denetimini sağlıyor ve bölgede alınması gereken tedbirleri de organize ediyordu (Murat, 2016, s. 44-45-54). Aşağıda Kaškalar ile ilgili olan Maşat Höyük-Tapikka mektupları incelenecektir.
HKM 10st. 14-41
“Majeste şöyle söyledi: Gaššu’ya söyle! < Bu konuda > bana Pihapzuppi’nin ve Kaškanu’nun konusu hakkında” artık onların barış sağladığını” yazmışsın. Buna dair bilgim oldu. Bu konuda bana şu şekilde yazdın: “Bakınız, Kaškalar büyük bir sayıyla şu anda barış içinde geliyor. Bana Majesteye yazdınız” barış için gelen Kaskaları Majestenin huzurundan gönder. < Bu konuda > bana şöyle yazdın: “Majestem, siz bana kaşka insanlarının bu barış konusu hakkında yazana kadar ben, İšhupitta ülkesinde emrinizi bekleyeceğim.” Çünkü daha önceden Tanrılar…. [ ] Beni yüzüstü mü bırakacaksın (?). Şimdi bana gerektiği gibi yazacaksın! < Bu konuda >, bana yazmışsın ki İšhupitta ülkesine ulaşır ulaşmaz, düşman hemen arkasından Zikkatta’ya saldırdı. Kırk sığırı ve yüz koyunu götürdü. Ben onları tamamen püskürttüm. Düşmanı tutuklanan ve öldürülen on altı kişiyle birlikte düşmanı püskürttüm” buna dair bilgim oldu.” (Alp, 1991, s. 132-137) ve (Murat, 2016, s. 45).
10 no’lu Maşat mektubuna baktığımızda hem Hitit hem de Kaškaların Kaška sorununa dair barışçıl çözümler aradığını görmekteyiz. Bu mektuba göre Pihapzuppi ve Kaskanu isimli Kaškalı adamlar daha önce barış yapmışlardır. Daha sonra barış yapmak üzere daha fazla Kaškalı adam Hitit kralının huzuruna gelmiştir. Barış görüşmeleri sonuçlana kadar Kaššu İšhupita ülkesinde kalmak istemiştir. Bunun nedeni de daha önce İšhupita ülkesine giden Kaššu İšhupita’ya vardığında Kaškalı düşman gruplar Zikkatta kentine saldırmıştır bununla yetinmeyerek kırk sığırı ve yüz koyunu da almışlardır. Bunun üzerine Kaššu Kaškalı düşmanlara saldırmış ve onları geri püskürtmüştür. Yukarıda söylediğim gibi bir Kaška grubuyla barış sağlanırken başka bir Kaška grubu saldırıya geçiyordu bu belge bunu kanıtlaması açısından güzel bir örnektir (Murat, 2016, s. 45).
HKM 71st. 1-31
“Mareşal (?) şöyle söyledi: Kassu’ya söyle! < Bu konuda > bana şöyle yazdın: “ Eğer beyim aşağı gidiyorsanız, Kaşka insanlar sürekli şöyle söylüyorlar: “ Mareşal (?) oraya ulaştığında, biz barışı yapacağız!” Bana her defasında yazdın, sen komutan değil misin? Benim sadece Mareşal (?) olduğum sırada, sen birlik müfettişlerinin lideri olarak tanıyorlar. Beni göklere çıkarıyorsun, neden o zaman habercileri karşılamadın/bulmadın? Sen büyük bir komutan değil misin? Benim için Garahna’nın, İšhupitta’nın (ve) Šakaddunuwa bölgesinin birliklerini Ninišankuwa’ya getirmezsen, ben oraya varır varmaz, seni sorguya çekmek için Hatti insanları gelecek. Bak, bu tableti sana gönderdiğim günlerde, yukarı ülkenin birliğini o günde çıkardım. Sen bana hemen orduyu sevket!” (Alp, 1991, s. 254-257) ve (Murat, 2016, s. 46-47).
Mareşal’ın Kaššu’ya gönderdiği 71 no’lu Maşat mektubunu incelediğimizde 10’lu belge gibi Kaškaların ve Hititlerin barış için uğraştıklarını görüyoruz. Mektuptan anlaşıldığı kadarıyla Kaššu daha önce de Mareşala bir mektup göndermiş ve eğer Mareşal bulunduğu mekandan aşağıya inerse Kaška gruplarının Mareşal ile barış yapmak istediklerini bildirmiştir. Mektuba göre İšhupita, Karahna ve Šakaddunuwa birlikleri Kaššu’nun idaresi altında bulunuyordu. Mareşal da Kaššu’dan bu birlikleri Ninišankuwa’ya getirmesini istemiştir. Büyük ihtimalle Mareşal mektubu gönderdiği sırada kendi birliklerini yukarı ülkeye sevk ettiğinden dolayı kendine birlik sağlamak için Kaššu’nun birliklerini Ninišankuwa’ya getirmesini istemişti (Murat, 2016, s. 46).
HKM 8 st. 1-19
“Majeste şöyle söyledi: Kaššu’ya söyle! Bana yazmış olduğun meseleler, düşmanın ürünlere nasıl zarar verdiği, Kappušiya’ya nasıl girdiği, kraliçenin tapınağının/evinin (mallarına) nasıl saldırdığı, bir happutri-Kraliçenin tapınağının sığırı fakir insanların ve on adamın otuz sığırı uzaklaştırdığına dair bilgim oldu. Düşman böyle ansızın toprağa girdiğinden dolayı herhangi bir yerde gördüğünde, onu vurabilirsin. Düşmandan dolayı çok dikkatli ol” (HKM 8, Alp, 1991, s. 130-133) ve (Murat, 2016, s. 49).
Kralın Kaššu’ya gönderdiği 8 no’lu Maşat mektubunu incelediğimizde, Kaššu’nun daha önce krala bir mektup gönderip Kaškaların tahıllara, kraliçenin tapınağına/evine zarar verdiğinden ve insanların sığırlarını çaldıklarından bahsetmiştir. Kral ise Kaškaların izinsiz ve ansızın Hatti topraklarına girmesi nedeniyle Kaššu’ya Kaškalıları vurabilme izni veriyor ve onu Kaškalı düşmanlara karşı dikkatli olması konusunda uyarıyordu (Murat, 2016, s. 49).
HKM 17 st. 1-35
“Majeste şöyle söyledi: Hulla’ya Kaššu’ya ve Zilapiya’ya söyle! < Bu konuda > siz bana şöyle yazmışsınız: “Biz Hattuşa’da olduğumuz sırada Kaşka insanları bunu duyarlar. Onlar sığırları tekrar götürürler. Ve onlar yolu kontrol altına alırlar”. Ben seni, Hulla kışın gönderdiğimde, o sıralarda onlar seni işitmemişti, şimdi seni işittiler mi? Bakınız, sizin bana yazdığınız şey, “Pizzumaki bize şu şekilde söyledi: Düşman Marešta’ya çekildi. [ ] Pipitahi’yi (Kaşkalı düşmanı) gözlemlemek için gönderdim. Maresta’ya yakın olan düşman casuslarının her birini vuracağız. Şimdi her şey yolundadır. Uygun bir şekilde harekete geçeceğiz. Eğer ürünler bulunursa birlikler hemen onları almalı! < bu konuda > bana şöyle yazmışsın: “ Kapapahšuwa da senden emir aldığı gibi, biz vurduk. Kapahšuwa çok korundu. Kapapahšuwa’nın bana […..] değil mi ? Onlar ülkenin bu tarafından sıkıştırılmış sınırları […..] kontrol altına aldılar. Ve sana bir tuzak kurdular. […..] ve tarlanın ve arazinin […..] hatta Taggašta’dan […..] tarlada (ve) arazide vuracaksın! […..] başa çıkacak mısın (?)” (HKM 17, Alp, 1991, s. 142-147) ve (Murat, 2016, s. 50-51).
Kralın Hulla, Kaššu ve Zilapiya’ya gönderdiği 17 no’lu Maşat mektubunu incelediğimizde Hulla, Kaššu ve Zilapiya’nın Hattuşa’da olduğunu, bu sırada Kaškalarında onların Hattuşa da olduklarını fırsat bilerek sığırları kaçırdıklarını ve yolları kontrol altına aldıklarından bahseder. Devamında kral Hulla’yı daha önce Hattuşa’ya gönderdiğinde Kaškaların bunu işitmediğinden ancak şimdi nasıl oldu da bu durumu işittikleri konusunda şüphesini dile getirmektedir. Daha sonrasında Pizzumaki düşmanın (Kaškaların) Marešta şehrine çekildiğini ve onları gözetlemesi için Pipitahi’yi gönderdiğini Hulla, Kaššu ve Zilapiya’ya bildirir. Onlarda Marešta’da olan Kaškalı düşmanları vuracaklarını krala iletirler. Kral da daha önce Kaškalı düşmanın ürünlerini çaldığını belirterek, çalınan ürünleri bulduklarında birliklerin onları almasını emretmektedir. Mektubun sonraki kısımlarını incelediğimizde Hulla, Kaššu ve Zilapiya Kapapahšuwa’da Kaškalı düşmanları bozguna uğratmış ve şehri korumuşlardı. Ancak sonrasında Kaškalar ülke sınırlarını kontrol altına alarak üstüne Hulla’ya da tuzak kurmuşlardır. Kral da Hulla’ya gördüğü düşmanı öldürmesini emretmiş ve Hulla’ya Kaškalı düşmanla başa çıkıp çıkamayacağını sormuştur (Murat, 2016, s. 49-50).
HKM 25 st. 1-25
“Majestleri şöyle (der): Tatta’ya ve Hulla’ya söyle! Bak Pišeni bana Kašepura’dan yazdı. Düşman büyük kalabalık halinde yürüdü, bir taraftan 600 (Kaşkalı) düşman, diğer taraftan 400 (kaşkalı) düşman ürünleri toplayacak. Bu mektup size ulaşır ulaşmaz, Kašepura’ya gidiniz! Ürünler olgunlaştığı için onları toplayınız! Ve ambara götürünüz! O zaman düşman ona hiçbir zarar veremez. Bak, ben size Piseni’nin mektubunu gönderiyorum. Onu sizin önünüzde okusunlar!” (HKM 25, Alp, 1991, s. 164-165) ve (Murat, 2016, s. 53).
Kralın Hulla, ve Tatta’ya gönderdiği 25 no’lu Maşat mektubunu incelediğimizde Piseni Kašepura’dan krala bir mektup göndererek 600 ve 400 Kaškalı düşmanın geceleyin yürüdüğünü ve ekinleri toplayacağını belirtmiştir. Bunun üzerine kral hemen Tatta ve Hulla’ya bu mektubu göndererek hemen Kašepura’ya gitmelerini ve ekinleri toplayıp ambara götürmelerini emretmiştir. Bu sayede kral Kaškaların ekinlere zarar vermesini engelleyecekti (Murat, 2016, s. 53).
II. / III. Tuthaliya döneminde Kaškalar yüzlerce kişilik akıncı gruplarıyla Hitit kentlerini yağmalamış ve tarım arazilerini yakıp yıkmışlardır (Bryce, 2021, s. 79) Kaškalar Hititlerin baş belası olarak saldırılarının şiddetini arttırmaya devam etmişlerdir (Kaya, 2016, s. 102) Maşat (Tapigga) ve Ortaköy (Šapinuwa) mektuplarının çoğunu Hitit büyük kralı yazmış ve Tapikka’daki yerel memurlara ulaştırılmıştır. Mektuplar majestelerinin Kaška saldırılarına karşı taşra iradesini nasıl yönettiğine dair bize bilgi sağlamıştır (Bryce, 2021, s. 80).
Ortaköy (Šapinuwa) mektuplarını incelediğimizde bu mektuplarda da Maşat mektupları gibi Kaškalıların barış için kralın huzuruna çıktıklarını görüyoruz. Ayrıca Orta Hitit Dönemi’nde Kammama, İškamaha, Tiwara, Kaltarša ve Galzana kentlerinin Kaškalı düşmandan korundukları belirtilmiştir (Murat, 2016, s. 55).
“Eskiden Hatti ülkeleri düşmanlar tarafından yağmalandı. Düşman Kaška geldi, Hatti ülkesini yağmaladı ve Nenaşa’yı kendi sınırı yaptı” (Bryce, 2021, s. 82).
III. Hattuşili dönemine ait bir metinden II. / III. Tuthaliya zamanında Hatti topraklarının büyük bir kısmının düşman saldırısına maruz kaldığını ve Kaškaların Kızılırmak’ı geçip Nenešša’yı kendine sınır yaptığını öğrenmekteyiz. Meydana gelen Kaška saldırıları Hititleri derinden sarsmıştır. Hititler bu saldırılar sonrasında büyük ihtimalle krallığın başkentini Šamuha adlı kente taşımışlardır. (Bryce, 2021, s. 82-83). Bu saldırılarından nasibini alan bir kentinde Çorum il sınırları içinde yer alan Eskiyapar olduğu düşünülmektedir. Eskiyapar’ın Orta Hitit Çağında Kaškaların saldırılarından dolayı yangınla tahrip olduğu düşünülmektedir (Murat, 2016, s. 58-59-60).
3.2.3 İmparatorluk Dönemi Kaşka-Hitit ilişkileri
Hitit kralı I. Şuppiluliuma’nın tahta çıkmasıyla Hititler Ön Asya bölgesinin en güçlü imparatorluklarından biri oldular. O çağının en yetenekli askeri hükümdarıydı (Kaya, 2016, s. 109). On dördüncü ve on üçüncü yüzyıllarda gücünün doruk noktasına erişen imparatorluk Anadolu’nun batı kıyılarından Anadolu Yarımadası boyunca Fırat Irmağı’na ve güneyde Suriye’ye, Şam’ın kuzeyine kadar uzanmaktaydı (Bryce, 2021, s. 184). Bu dönemdeki Kaška-Hitit ilişkileri hakkında Hitit metinlerinden birçok bilgi edinmekteyiz.
I. Şuppiluliuma döneminde Šamuha bölgesinin yakınlarındaki Kaška gruplarına karşı harekat düzenlenerek geri püskürtülmüş ve yağmalanmışlardır (Bryce, 2021, s. 84). Kaškaların bu saldırılar sonucunda yılmayıp tekrar fırsat bulduklarında saldıracaklarını iyi bilen kral sınır savunma hattını güçlendirdi ve Kaškalardan kaçan halkı da güçlendirilmiş surları olan yerleşim yerlerine yerleştirdi. Bu savunma hattı Hakpiş’ten başlayıp Nerik’e kadar uzanıyordu. Savunma hattındaki yerleşimlerden birisi Hanhana ikincisi ise Hattena idi (Kaya, 2016, s.110).
I. Şuppiluliuma’nın kahramanlıklarının anlatıldığı yıllıklara baktığımızda bu dönemde Hitit ülkesinde ortaya çıkan bir salgından dolayı Hakmiš, Tahmutaru, Huršamma, Tuhmiyara, Durmitta, Tapapanuwa ve Dahara nehri ülkeleri Hititlere karşı Kaškalı düşmanların kışkırtmasıyla isyan ettiğini görmekteyiz. Bu isyana karşılık kral bölgeye salgından dolayı gidemeyince prensi göndermiştir ve isyancıları mahvetmesini istemiştir (Murat, 2016, s. 63-64).
I. Şuppiluliuma’nın hem batı hem de doğu Kaška ülkelerindeki isyanları bastırdığını ve böylece tüm bölgede egemenliği sağladığını görüyoruz (Murat, 2016, s. 66). Şuppiluliuma bununla da yetinmeyerek Kaška saldırılarına karşı Tum(m)ana ve İštahara’da garnizonlar kurduğunu bilmekteyiz (G. Ekmen, H. Ekmen & Fidan, 2021, s. 74). Bu başarılardan sonra I. Şuppiluliuma artık yüzünü kuzey Suriye seferine dönecektir. Bu sefere çıkmadan önce de Kaška saldırılarına karşı başkent Hattuşa’nın surlarını güçlendirmiştir (Ünal, 2002, s. 78).
İsyancı grupları itaat altına aldığını düşünen I. Şuppiluliuma Suriye seferinde iken Kaška düşman grupları yine Hitit sınır kentlerine saldırmışlar ve yağlamamışlardır. Bu saldırılara karşılık hemen bölgeye asker gönderen kral isyan eden Kaška ülkelerini ele geçirmiştir (Murat, 2016, s. 68).
I. Şuppiluliuma dönemi yoğun Kaška isyanları ve onların egemenlik altına alınmasıyla sürmüştür. Kaškalar fırsat buldukları her anda Hitit ülkesine saldırmaktan çekinmemişlerdir. Gökçek’de bu dönemde en çok Kaškalarla mücadele edildiğini belirtmiştir (Gökçek & Abacı, 2019, s. 103).
I. Şuppiluliuma’nın son dönemlerinde Mitanni İmparatorluğu’nun sorunlarıyla uğraşmasını (Bryce, 2021, s. 113) ve çocuk yaşta bir kralın yönetimi devralmasını fırsat bilen Kaškalar II. Murşili’nin saltanat yıllarının başlarında Hititlere saldırmışlardır (Gökçek & Abacı, 2019, s. 105). II. Murşili saltanatının ilk iki sefer mevsimini Kaška saldırılarını püskürtmekle ve onlarla savaşmakla geçmiştir (Bryce, 2021, s. 115).
II. Murşili’nin yıllıklarını incelediğimizde II. Murşili’nin Hititler’e asker gönderme yükümlüğünü yerine getirmeyen İšhupita, Durmitta, Kalašma ve Timmuhala ülkelerinin Kaška kentleri ile uğraştığını ve onların tekrar Hitit ülkesine asker vermekle yükümlü kıldığını görüyoruz (Murat, 2016, s. 71-72-84- 86).
II. Murşili’nin ikinci yılında kaşka ülkesi olan Tipiya ve Palhuišša düşmanlık yapmaya başlayınca kral bu ülkelerin üzerine giderek onları itaat altına almıştır. Üçüncü yılında tekrar İšhupita ülkesine giderek Palhuišša kentine sefer düzenlemiştir. Beşinci yılında tekrar Kaškalarla mücadele eden II. Murşili Kaškaların eline geçen Ašharpa’ya dağını tekrar geri almış ve Kaškalı düşmanları bu bölgeden çıkarmıştır. Altıncı yılında Ziharriya ülkesi Tarikarimu Dağı’nda yaşayan Kaška grupları Hattuşa’ya kadar gelerek kente saldırınca kral II. Murşili bu bölgeyi Kaškalardan temizlemiştir (Murat, 2016, s. 73-74-75)
II. Murşili’nin hükümdarlığının yedinci yılında Pihhuniya adında Kaškalı bir bey görmekteyiz. Bu bey Kaška ülkesini bir kral gibi yönetmektedir. Tipiya ülkesi kralı olan Pihhuniya yukarı ülkeyi zapt etmiş aynı zamanda Kaška sınırlarını güneye doğru çekmeye çalışarak daha fazla toprak elde etmeye çalışmıştır. II. Murşili bu güçlenmekte olan beye saldırmış ve onu yenmiştir (Murat, 2016, s. 75-76)
II. Murşili Kummešmaha Kaška bölgesine karşı Eski Hitit Dönemi Hantili döneminde terk edilen Tiliura kenti sınır kalesini yeniden inşa ettirmiş ve seferlerde ele geçirdiği Kaškalı tutsakları bu kente yerleştirmiştir (Murat, 2016, s. 79).
II. Murşili hükümdarlığının on yedinci ve yirminci yılları arasında Tummanna’yı fethettiğinden, daha sonrasında ise Tapapanuwa, Hatenzuwa, Kattešhišša kentini yakıp yıktığından bahseder (Murat, 2016, s. 85).
II. Murşili hükümdarlığının 20/26. düşman Kaška kentleri olan Taggašta, İstalubba, Kappuppuwa ve Hutpa, Zaqabura, G/Kašipa, Kapaqapa, Tahandatipa, Takkuwahina, Kummešmaha nehri ülkelerini yakıp yıkmış ve bu yerleşmelerdeki Kaška halklarının ürünlerini almıştır (Murat, 2016, s. 91).
Sonuç olarak II. Murşili dönemi yine I. Şuppiluliuma dönemi gibi Kaškalarla yaşanan sık münasebetlerle geçmiştir. Kral Kaškalara çok büyük zarar vermiş ve Kaškaların yaşadığı coğrafyada büyük oranda Hitit egemenliğini tekrar kurmuştur.
II. Murşili’den sonra tahta çıkan Muwatalli döneminde de her dönemde olduğu gibi Kaška saldırıları devam etmiştir. Muwatalli döneminde Kaškalarla yapılan mücadeleyle ilgili bilgileri III. Hattuşili’nin Otobiyografisi’nden öğrenmekteyiz (Murat, 2016, s. 99).
Kaškalar yukarı ülke topraklarında faaliyet göstermeye tekrar başlayınca Muvatalli III. Hattuşiliyi bu bölgeye göndermiştir. III. Hattuşili’de hem doğudan hem de batıdan Hititlere karşı topraklarını genişletmek isteyen Kaškaları iki kez mağlup etmiştir (Murat, 2016, s. 100-101).
Muwatalli güneydeki seferlerini daha iyi yönetmek amacıyla başkenti Tarhuntaşşa’ya taşımıştır (Murat, 2016, s. 102). Başkenti taşımanın Kaška saldırılarından uzakta kalabilmek amacıyla da yapılmış olabileceği düşünülmektedir (G. Ekmen, H. Ekmen & Fidan, 2021, s. 75). Kimi araştırmacılar başkenti taşımanın sadece Kaška saldırılarından korkarak meydana geldiğini belirtse de Kaška saldırıları sürekli olduğundan dolayı bu tez bazı araştırmacılar tarafından pek doğru bulunmamaktadır (Kaya, 2016, s. 126). Muwatalli Tarhuntaşşa’ya yerleşince Kardeşi III. Hattuşili’ye Yukarı Ülke’nin iradesini, Hattuşa’nın iradesini ise Mitannamuwa’ya bırakmıştır. Böylece bu dönemde Hitit İmparatorluğu Yukarı ülke, aşağı ülke ve merkez Hattuşa olarak üç bölgeye ayrılmıştır (Murat, 2016, s. 102-103). Yukarı Ülkeyi idare eden III. Hattuşili’ye de LUGAL (kral) ünvanı verilerek kendisinden seyrek nüfuslu bölgelerin nüfusunu arttırarak canlandırması, Kaška işgal bölgelerine nüfus yerleştirmesi gibi görevler verilip yerine getirmesi istenmiştir (Bryce, 2021, s. 168-169).
Başkentin taşınması kuzey bölgesindeki düşman saldırılarını da arttırdı (Bryce, 2021, s. 192) Bunu durumu fırsat bilen Pišhuru, İšhupita, Daištipašša gibi Kaška ülkeleri, Landa ve Marišta ülkesini istila etmişler, Kaneš’e saldırmışlar ve Šuwatara ülkesine kadar saldırılarını devam ettirmişlerdir. Bu Kaška istilasından sadece Hakmiš ve İštahara ülkesi kurtulmuştur. Bu ele geçirilen ülkeler on yıl Kaška hakimiyetinde kalmışlardır (Murat, 2016, s. 103).
III. Hattuşili’nin Yukarı ülkede Kaškalara karşı göstermiş olduğu mücadele ve bölgenin iyi yönetilmesi, Kadeş Savaşında kardeşi Muwatalli’ye verdiği destek ve bu savaşta Kaškalı askerlerinde Hitit saflarında yer alması gibi nedenlerden dolayı kral Muwatalli kardeşi III. Hattuşili’yi Hakmiš ülkesi kralı yapmıştır. III. Hattuşili artık hem yukarı ülke, kuzey eyaletlerinin idarecisi hem de Hakmiš ülkesinin kralıdır (Murat, 2016, s. 104-105). Hakmiš kenti stratejik açıdan çok önemlidir ve Kaška gruplarının saldırılarını önleme de önemli bir görev üstlenmiştir (Murat, 2016, s. 106).
Sonuç olarak Muwatalli dönemi Kaška saldırıları III. Hattuşili’nin ve Muwatalli’nin ortak çabaları sonucunda geri püskürtülmüştür.
Muwatalli’den sonra tahta çıkan Urhi-Teşup döneminde I. / II. Hantili döneminde kaybedilen ve I. Şippiluliuma’nın, II. Murşili’nin çabalarına rağmen alınamayan Hititlerin baş tanrısı olan fırtına tanrısının kült merkezi Nerik kenti III. Hattuşili’nin gayretleri sayesinde geri alınmıştır (Murat, 2016, s. 107). Nerik Kenti 200 yıl boyunca Kaška egemenliğinde kalmıştı ve sonunda Hititlerin onu tekrar ele geçirmesi III. Hattuşili’nin gurur kaynağı olacaktı (Bryce, 2021, s. 195).
Ancak Urhi-Teşup III. Hattuşili’nin krallıktaki gücünün gittikçe artmasını fark ederek tedirgin olmaya başlamış ve onun gücünü zayıflatmak istemiştir (Bryce, 2021, s. 195; Murat, 2016, s. 107). Krallığın merkezi bu dönemde tekrar Hattuşa’ya taşınmış (Bryce, 2021, s. 195) ve Urhi-Teşup III. Hattuşili’nin iskan bölgesindeki kentleri elinden almıştır. Bunun üzerine de III. Hattuşili artık bu son nokta diyerek krallık tahtını ele geçirmiştir (Murat, 2016, s. 108).
III. Hattuşili Kaškalara karşı sürekli savaşarak bir yere varılamayacağını anlayınca diplomasi yolunu tercih etmiştir. Kaška kenti olan Tiliura’da yapılan antlaşma ile Hititler ve Kaškaların birlikte yaşamaları sağlanmış, Kaškaların yaşadığı toprakların Hatti toprağı Kaška halkını da Hatti ülkesinin halkı olarak kabul edilmesiyle Hitit-Kaška arasındaki ilişki genişlemiştir (Murat, 2016, s. 108- 109).
Kuzeydeki Kaška coğrafyasındaki Hitit birlikleri savaşmak için batıya veya güneye gönderilmediğinde, Kaškaların tekrar saldırması, yayılması ve bir siyasi birlik kurmaları engellendiğinde Kaška-Hitit barışını sürdürmek mümkün olabilirdi (Murat, 2016, s. 109).
IV. Tuthalya dönemine baktığımızda o da babası III. Hattuşili gibi Hitit- Kaška halkını kaynaştırmaya çalışmıştır (Murat, 2016, s. 11). Çevre bölgelere dostluk mesajları göndererek sadakat yemini almaya çalışmıştır. (Gökçek & Abacı, 2019, s. 120). Ancak bu dönemde Batı Anadolu’daki Arzava ve Viluşa kentlerinde çıkan isyanlar, Kaškaların devam eden saldırıları devletin iyice zayıflamasına neden olmaktadır (Gökçek & Abacı, 2019, s. 119).
IV. Tuthalya’yı kendine düşman gören Tarhuntaşşa kralı Kurunta Hitit büyük kralını tahttan indirerek kendini kral ilan edince Kaškalar da boş durmayarak hemen Hitit ülkesine saldırmışlardır (Murat, 2016, s. 112).
Kurunta’nın tahta çıktığında çok yaşlı olduğu için hükümdarlığı da fazla sürmemiştir (Gökçek & Abacı, 2019, s. 120). Bundan sonra tahta çıkan son iki hükümdarın döneminde Hititler’de çökme ve dağılma belirtileri başlamıştır (Ünal, 2002, s. 83). Sondan bir önceki kral olan III. Arnuwanda hakkında çok az bilgimiz vardır. III. Arnuwanda’dan sonra Hitit imparatorluğunun son kralı II. Şuppiluliuma tahta geldi. Yaşanan şiddetli Ege göçleri, kuraklık ve kıtlık, insan gücü eksikliği, Hitit imparatorluğunun yıkılmasında büyük bir etkiye sahip olmuştur (Gökçek & Abacı, 2019, s. 120; Bryce, 2021, s. 270). Ünal’a göre Hititler ağır vergi yükü ve askeri baskı altında kalan yerli Anadolu halkının önderlik ettiği bir isyan sonucu dağılmıştır (Ünal, 2002, s. 84).
Hitit devletinin son yıllarına yani M.Ö. 1200’lere geldiğimizde Kaškalar hakkında bilgi veren kaynaklar susmaktadır. Büyük ihtimal Hitit devleti yıkıldıktan sonra Kaškalar daha da aşağıya inme fırsatı bulmuşlardır (Murat, 2016, s. 112)
DEVAM EDECEK.....



