Selam: Söze Nereden Başlanır?

#13936 Ekleme Tarihi 22/09/2026 11:06:16

Hayatımda en başarısız olduğum konulardan birisi kendimi anlatmaya çalışmaktır. Çünkü bir insan kendini anlatırken ya kuru bir biyografinin sıkıcılığına hapsolur ya da istemeden kendi sınırlarının dışına taşar. Fakat bugün durum farklı. Bugün, uzun yıllardır aynı tarihsel kırılmanın sızısını yüreğinde taşıyan, aynı diasporik çoraklıkta inatla bir vaha yeşertmeye çalışan dostlarımızın; yani Çerkesya Hareketi’nin bu onurlu dijital kürsüsünde kalemim için açtığı alanın heyecanını taşıyorum. Arkadaşlarımızın arkadaşlarına, bu yürüyüşe omuz veren emektarlara ve en çok da gözlerindeki ışıltıyla yarını müjdeleyen Çerkes gençliğine en içten, en sıcak yoldaşça duygularımla kocaman bir merhaba! 

Ben, Hatay Reyhanlı’da doğmuş, kökleri Kafkasya’nın bağrından koparılmış Batı Çerkesya kökenli bir sürgün Çerkesiyim. Ailemizin Cumhuriyet öncesinden başlayan ve sonrasında da Amik Ovası’nda kök salan Reyhanlı serüveninin bir velinimeti olarak soyadım hâlâ orijinaldir; yani Apiş sülalesindenim. Bir Çerkes köyünde doğup büyümedim belki ama Reyhanlı Yenişehir Mahallesi’nde Çerkeslerin kendi elleriyle kurdukları o korunaklı gettoda 9 yaşıma kadar anadilimin sıcacık tınısıyla, nart mitolojisinin fısıltılarıyla ve kadim Xabze’nin sessiz ama sarsılmaz ahlakıyla yoğruldum. 

Sonra hayatın o amansız çarkları döndü; ailemin ekmek kavgası, iş koşulları derken o sıcak gettodan kopup büyük şehirlerin, betonlaşmış sokakların arasına savrulduk. Reyhanlı’nın tozu, bereketli tarlalarının mineralleri hâlâ tenimdedir ve son nefesime kadar da benimle kalacaktır. Çocukken vatanım anamın şefkatli kucağı ve babamın güvenli çatısı iken; kentlerden kentlere savruldukça anladım ki dünya bizi bir bedele oturtmuştu. Fakat o çocukluk günlerinde Reyhanlı’nın sokaklarında minik kalbime ekilen Çerkeslik tohumu, geçen fırtınalı yıllara inat içimde devasa bir çınara dönüştü. Kendimi salt Reyhanlılı hissetmeyeli çok oldu ama kendimi iliklerime kadar Çerkesyalı hissedeli koca bir ömür geçti... 

Bu bilinç beni "yaşayan bir sürgüne" dönüştürdü. Çünkü diasporanın hangi kentinde, hangi ülkesinde ve hangi refah seviyesinde yaşarsak yaşayalım; vatanından koparılmış, hafızası unutturulmak istenmiş bir halkın evlatları olarak hepimiz yaşayan birer sürgünüz. 

Benim hayat kavgam da bu gerçekliğin tam ortasında şekillendi. Son 20 yılım, karayolları ve altyapı şantiyelerinde, dağ başlarında, tozun, çamurun ve betonun içinde bir topoğraf ve emekçi olarak geçti. Koordinatların matematiğiyle toprağı ölçüp biçerken, hayatın her alanında bir Çerkes ve bir işçi olarak onurumla ayakta kalmaya çalıştım. 20 yıldır şantiyeci bir emekçi, 39 yıldır bir Çerkes ve 10 yılı aşkın süredir de kelimeleriyle dövüşen bir yazar olarak aranızdayım. 

Ortaokul sıralarında amatör fanzinlerle başlayan yazı serüvenim, Jıneps Gazetesi’ndeki köşe yazılarımla, bloglarımla ve nihayetinde kitaplarımla ete kemiğe büründü. 2021’de yayımlanan Geleceği Örgütlemek: Çerkeslere Notlar ve ardından 2025’te okurla buluşan Kurulan, Dağılan, Yeniden İnşa Edilen: Çerkesya çalışmalarımın tamamında tek bir dertle yandım: Dağılan bir halkın hafızası nasıl diri tutulur ve parçalanmış bir toplumsal evren nasıl yeniden ayağa kaldırılır? 

Hep söyledim, yine söylüyorum: Elbette değişeceğiz, çağın gereksinimlerine sırtımızı dönemeyiz; ancak asla bozulmayacağız, çürümeyeceğiz! Biz Çerkes kalarak değişeceğiz. 21 Mayıs 1864 Soykırımının o kahredici acısını asla unutmayacağız; lakin sadece karalar bağlayıp yasa hapsolmayı da reddedeceğiz. 21 Mayıs’ın yasına sıkışıp kalmak yerine, 22 Mayıs’ın direncini, iradesini ve kurucu aklını hep birlikte örgütleyeceğiz! Çünkü Çerkesya yalnızca haritalarda sararmış bir sınır çizgisi değildir. Çerkesya bir yer değil; bir hatırlayış biçimi, bir direnç hâli ve her seferinde küllerinden yeniden inşa edilen dinamik bir sosyal evrendir. Çerkesya vatandır! 

İşte tam bu noktada, Çerkesya Hareketi’ne ve bu hareketin can damarı olan Çerkesya Gençliği’ne yürek dolusu bir teşekkür borçluyuz. 

Yıllardır diasporanın ataletine, ezberci kabullerine ve yılgınlığına karşı tavizsiz bir demokratik duruş sergileyen, Çerkesya davasını romantik bir nostaljiden çıkarıp siyasal, kültürel ve toplumsal bir hakikat haline getiren Çerkesya Hareketi’nin mücadelesi paha biçilemezdir. Hele ki Çerkesya Gençliği... Kamplarda bir araya gelen, atölyelerde tartışan, diline, kültürüne, anavatanına ve geleceğine sahip çıkarken diasporanın üzerimize boca ettiği ölü toprağını silkeleyip atan o genç dimağlar, bu halkın sönmeyen meşalesidir. Yaptıklarınız, ürettikleriniz ve vazgeçmeyişiniz için her birinize binlerce kez teşekkür ederim. Sizler bu halkın yaşayan umudusunuz! 

Ve şimdi, buradan diasporanın dört bir yanındaki genç kardeşlerime en gür sesimle seslenmek istiyorum: 

Sevgili genç kardeşim; asimilasyonun, yabancılaşmanın ve kimliksizleştirmenin metropolleri bir ahtapot gibi sardığı bu çağda sakın geri çekilme! Hafızana sahip çık. Çünkü hafıza, bir sürgünün elindeki en keskin savunma kalkanıdır; unuttuğun gün yok olursun, hatırladığın gün özgürleşirsin. 

Ve ne olursun yaz! Kendi kelimelerinle, kendi cümlelerinle yaz. Köyündeki ninenin fısıltısını, dedenin gözlerindeki o derin sürgün hüznünü, gettonun tozunu, metropol sokaklarında hissettiğin o kimlik yalnızlığını ve içinde büyüttüğün Çerkesya düşünü kaleme dök. Kendi hikâyeni başkalarının yazmasına izin verme. Çünkü yazılmayan her acı zamanla silinir, kayda geçmeyen her hafıza başkalarının yalanlarına yem olur. Dergilerde yaz, fanzinlerde yaz, dijital mecralarda yaz; gerekirse duvarlara, gerekirse kendi içine yaz ama üretmekten, itiraz etmekten ve düşünmekten asla vazgeçme! Xabze’nin o sınıfsız, eşitlikçi, dayanışmacı özünü 21. yüzyılın dünyasına taşıyacak olan senin kalemindir, senin iradendir. 

Çerkesya Hareketi’nin bu köşesinde; şantiyelerin alın terinden, halkımızın sosyolojik sancılarından, teorik arayışlarımızdan ve sokakların sesinden süzülenleri hep birlikte tartışacağız. Kuru sloganlara değil, yaşayan ve dönüştüren bir fikre alan açacağız. 

Kafkasya’nın karlı zirvelerine, Reyhanlı’nın bereketli topraklarına, şantiyelerde ter döken emekçilere ve geleceği tırnaklarıyla kazıyan Çerkesya Gençliği’ne selam olsun! 

Yolumuz açık, hafızamız diri, kavgamız umutlu olsun. 

Janberk Apiş 

Апыш Джанбэрк - Janberk Apiş
  • facebook sharing buttonFacebook
  • twitter sharing buttonTwitter
  • pinterest sharing buttonPinterest
  • linkedin sharing buttonLinkedin
  • tumblr sharing buttonTumblr
  • vk sharing buttonvk
  • odnoklassniki sharing buttonOdnoklassniki
  • reddit sharing buttonReddit
  • whatsapp sharing buttonWhatsapp
  • googlebookmarks sharing buttonGoogle Bookmarks