
Çerkesya’nın Düşüşü: Kişisel Bir Diplomasi İncelenmesi - 2
Peter Brock - Çev. Janset Ayık
Olayların böyle beklenmedik şekilde gelişmesinin sorumlusu büyük ölçüde Urquhart’tı. Kontes Zamoyska, Urquhart’ın eşine “Bu gemi işi kesinlikle sizin işiniz” diye yazmıştı.52 Urquhart artan masrafları karşılamak53 için sadece ailesinin gümüşlerini satmakla kalmadı, daha fazla yardımda bulunmaları için varlıklı arkadaşları ve destekçileriyle de görüşmeler yaptı. Binbaşı Rolland ve iki kişi daha Urquhart’a beş yüzer pound verdiler.54 Çerkesya’nın güçlenmesini sağlayacak bu planın Polonya’nın yararına olduğuna ikna olan Prens Wladsylaw Czartoryski ve Kont Zamoyski de, düzenlemeleri Urquhart’ın yapması şartıyla küçük miktarda bağışta bulundular. Hazırlıklar devam ederken, aralarında Urquhart’ı destekleyen fabrikatörlerin ve gemi sahiplerinin de yer aldığı ve birçok nüfuzlu destekçisinin olduğu Newcastle şehrinde Chesapeak adlı gemi satın alındı.55
Bu arada Urquhartçılarla birlikte hareket eden Viscount Raynham, Avam Kamarası'nda Palmerston’a hükümetin Karadeniz sahilleri boyunca Çerkesya ile ticarete karşı tutumuna ilişkin bir soru sordu. Ancak başbakanın cevabı ticaretle ilgili olmadı.56
Binbaşı Rolland’ın dönüşünden birkaç hafta sonra Urquhart, kendisinin kalıcı temsilcisi olarak İstanbul Boğazı bölgesinde görev yapması için İstanbul’a başka bir temsilci gönderdi. Seçilen kişi, Rutenya Doğu Katolik Kilisesi rahiplerinden birinin oğlu ve Türkiye'de birkaç yıl yaşamış olan Polonyalı ateşli yurtsever Konstanty Lekawski idi. Lekawski’nin görevi aslında bu karışık hikâyenin en zor kısmıydı. Üstlendiği işin boyutlarının büyümesiyle Urquhart'ın, olayların merkezinde kendisinin isteklerini yerine getirecek ve işleri onun istediği gibi yönlendirecek birinin olmasını istemesi gayet anlaşılabilirdi. Fakat yine de bu görev için yapılan seçim ilginçti.
Lekawski’nin Urquhart’ın kesinlikle muhalifi olduğu Polonya Göçmenleri (Polish Emigration) adlı demokratik gruba siyaseten sempati duyduğu açıktı. Polonyalı demokratların asıl hedefi kendi davalarını Avrupa devrimiyle birleştirmek iken, Urquhart Şubat 1863'te “Polonya'yı Avrupa'nın devrimci hareketlerinden ayırmak için tüm imkanlar seferber edilmeli” diye yazmıştı. Hotel Lambert’teki Polonyalılar gibi Urquhart da Çerkesya’yı denizden ulaşılabilen Polonya olarak tanımlıyordu ve Polonya’nın özgürlüğünün anahtarı olarak görüyordu.57 Polonyalı demokratlar, aslında Polonya davası için kullanılması gereken insan ve finans gücünün yanlış yere kullanıldığını düşündükleri için Çerkeslerle ilgili yapılan her türlü plana karşıydılar. Polonyalı demokratlar için Avusturya da en az Rusya ve Prusya kadar düşmanlarıyken, Urquhart’a ve muhafazakâr Polonyalılara göre Avusturya’nın desteğini kazanmak için her türlü çaba sarf edilmeliydi.58
Ancak bu muammayı çözecek ipucu, Lekawski’nin genç Joseph Cowen’la son on iki yıldır süren yakın ilişkisinde yatıyordu. Newcastle’dan bir fabrikatörün oğlu olan Joseph Cowen, Urquhart’ın o yıllardaki ilginç politik arkadaşlıklarından biri olan Karl Marx’la dostluğu gibi, hem Lord Palmerston’a hem de Çarlık Rusya’sına karşı duyduğu büyük nefretinin sonucu olarak radikal bir pozisyon almıştı ve bu da Urquhart’la aralarında bir bağ oluşturmuştu.59 Urquhart'ın yazışmalarından, Cowen'ın Çerkesya'ya silah gönderme planına ortak olduğu ve gerçekten de sevkiyat masraflarına cömertçe katkıda bulunduğu anlaşılıyor. Bu yüzden Urquhart’ın bu görev için Lekawski’yi görevlendirmesinin sebebi, hiç şüphesiz Cowen’ın onu önermiş olmasıdır.60
Lekawski İstanbul’a gitmek üzere 19 Mayıs’ta Londra’dan ayrıldı. Ayrılmadan hemen önce, bir önceki işverenine şöyle yazdı: ‘Karadeniz’de Polonya bayrağını dalgalandırmak istiyoruz. Sizinle bu proje hakkında gizli iletişim kuruyorum çünkü bize Alabama türü bir kaptan ve gemi tedarik eden ve Tyneside’ın önde gelen gemi sahibi ve sanayicilerinden Mr Rogerson yardımınıza ihtiyaç duyabilir.61 İstanbul’a vardıktan hemen sonra Lekawski, Çerkeslerle olan ilişkilerinde ona aracılık eden Albay Jordan ile ters düştü.62 Bu iki Polonyalı arasında çözülemeyen anlaşmazlıklar Çerkes projesinin başarısını etkileyecek ciddi sonuçlar doğuracaktı.
Buna ek olarak, Britanya’dan geleceğine söz verilen silah yüklü geminin gecikmesi, Çerkeslerin gözünde Urquhart ve arkadaşlarının prestijinin düşmesine neden oluyordu.63 Bu durum ayrıca, Türkiye'de fraksiyonlar, anlaşmazlıklar ve kişisel rekabetlerle parçalanan Polonyalı göçmenler arasında da belirsizlikler yaratmaya başladı. Bu nedenle Urquhart, sevkiyat başlamadan önce o yıl üçüncü kez, meseleleri çözmek için İstanbul’a özel bir temsilcisini göndermeye karar verdi. Lekawski’nin seçiminde olduğu gibi bu göreve de yine ilginç bir kişiyi seçti: Binbaşı Poore.64 Hafif süvari subayı olarak bulunduğu Hindistan'daki yaşamla ilgili deneyim sahibi olmasına rağmen Poore, İstanbul’da kendini boyunu aşan Türk ve Polonyalı entrikalarının içinde buldu. Herhangi bir art niyeti olmadan, kendini dürüstçe Urquhart’ın fikirlerine ve çıkarlarına adamıştı. Ancak planlanan Çerkes projesi etrafında dönen doğu entrikalarını çözmekten acizdi.
Binbaşı Poore İstanbul’a 16 Haziran’da ulaştı. Urquhart’a yazdığına göre, “onda olumlu bir izlenim bırakan” Jordan ile hemen temas kurdu. Jordan ise Urquhart’a Lekawski’nin davranışlarından yakınıyor65 ve konuyla ilgili daha derin bilgisi olan birinin Urquhart’ın önceki temsilcisi Binbaşı Rolland gibi— gelmesi gerektiğini savunuyordu. Çünkü ancak böyle biri Çerkes liderleri arasındaki anlaşmazlıkların çözülmesinde etkin rol oynayabilirdi. O an için en önemli konu bu güç birliğini sağlamaktı.66
Ancak bu sevkiyatı örgütleyenlerin arasında olmayan şey tam da güç birliği idi. Kısmen Lekawski’nin raporlarının etkisiyle, ama daha çok da işlerin kontrolünü elinde tutma konusunda tehlikeli bir rakip olabileceğini gördüğü için Urquhart Jordan’ın ciddi anlamda kuşku duymaya başladı. Uluslararası siyaset konusunda birbirlerinden tamamen farklı bakış açılarına sahip olmalarının dışında, Urquhart ve Jordan’ın anlaşmazlıklarının temelinde üç sebep vardı. İlk olarak, bu ikilinin arasında Çerkesler üzerinde etki kurma mücadelesi vardı.67 İkinci olarak ise Urquhart’ın temsilcisi Lekawski’nin sürekli yinelediği, Jordan’ın Urquhart’ın büyük parasal kaynakları kontrol etmesine duyduğu kızgınlık geliyordu.68 Son olarak, ikisi de diğerinin rakip taraflarla kurduğu ilişkileri onaylamıyordu. Lekawski’nin Çerkeslere gönderilecek silahların bir kısmını Polonyalı demokratlara göndermesi de, Urquhart’ın Türk yanlısı Michal Czajkowski (Sadık Paşa) ile yaptığı görüşmeler de Jordan’ı rahatsız ediyordu. Çünkü Michal Czajkowski (Sadık Paşa), İstanbul’daki Polonya temsilcisi pozisyonunda onu selefiydi ve Kırım Savaşı’ndan beri birbirlerine rakiptiler.69

Michal Stanislav Czajkowski (Sadık Paşa) Karl Marks
Diğer yandan Urquhart, haksız şekilde bir Rus ajanı olduğunu düşündüğü Muhammed Emin adlı Çerkes liderini desteklediği için Jordan’a kızıyordu.70 Bütün bunlara rağmen, büyük uğraşların sonunda Binbaşı Poore, Urquhart’ı temsilen sultanın saray hekimi J.M. Millingen71 ve İstanbul’a haziran ayında gelmiş olan Prens Witold Czartoryski’nin72 katılımıyla 22 Temmuz’da gerçekleşen toplantıda, eylem planı üzerinde hemfikir olunan Çerkes projesiyle ilgili konular masaya yatırıldı ve konu Polonyalı ekip lehine çözüme kavuşturuldu. Verilen karar şuydu: Silahlar ... sadece belli bir grup için değil ortak menfaat için kullanılacaktı. Bunu sağlayabilmek için bütün temsilciler silahlarla beraber seyahat etmeliydi. Güçlü bir devletin kurulması büyük önem taşıyordu ve yine bunun için bir Polonyalı ve bir İngiliz de Çerkeslerin birliğinin devamlılığının sağlamak ve amaç birliğini onlara kabul ettirmek için onlarla birlikte gitmeliydi.73
Ancak İstanbul’da varılan bu uzlaşmanın bozulması uzun sürmedi. Kont Zamoyski Londra’dayken Prens Witold’dan şifreli bir mektup aldı: “Bulwer her şeyi biliyor.” Mektubun içeriğini konttan öğrenen Urquhart öfkeden çılgına döndü. Palmerston’la yakın ilişkisinden dolayı Bulwer’dan nefret ediyordu ve ayrıca bu bilginin sızması nedeniyle Britanya’dan yola çıkan geminin İstanbul’da durdurulacağından korkuyordu.
Prens Wladsylaw Czartoryski Kont Vladislav Zamoyski Witold Adam Czartoryski
Bu sevkiyatı Britanya ve Fransa büyükelçiliklerinden saklayacağına dair arkadaşı Rolland’a yemin etmiş birinin bunu yapmasının “ihanet” olarak görüyordu. Başta Urquhart’ın telaşını paylaşan Zamoyski ise daha sonra Jordan’ın Prens Witold ile sadece Çerkesya için yıllardır yaptıkları şeyleri, oraya adam, silah ve para göndermeleri ve Türk hükümetinden ve yabancı elçiliklerden almaya çalıştıkları yardımlar hakkında konuşmuş olabileceğini düşündü. Zamoyksi hemen Jordan’a bir mektup yazarak Çerkesya seferi konusunda Urquhart’la zıt düşmemesi gerektiğini söyledi. Ancak Urquhart nihai kararı Prens Wladyslaw’ın vereceği konusunda uyarıldı. Prens Wladyslaw, Urquhart’ın temsilcisi Lekawski’nin Jordan’ın emri altına girmesini istemişti.
Fakat Urquhart’ın Jordan’a öfkesi kolay kolay yatışmadı.74 Kısa süre içinde Urquhart ile Jordan’ın arası tamamen bozuldu. Urquhart ona “Henry Bulwer’ın ajanı”, “Bulwer’ın casusu” diyordu. Urquhart’ın Jordan’ı gizli sevkiyatı basına açıklamakla suçlaması ise ikisi arasındaki gerginliği daha da arttırdı. Urquhart önce geminin durdurulması için İstanbul’a telgraf çekmek istedi, ancak sevkiyatın diğer destekçileri tarafından engellendi. Bunun üzerine Urquhart, bu projede yer almaya devam etmek için birdenbire anlamsız taleplerde bulunmaya başladı: “Bu seferde hiçbir Polonyalı yer almamalı”, “Albay Jordan İstanbul’dan gönderilmeli ve onun bulunduğu Polonya baş temsilcisi makamı boş kalmalı.” “Ben artık geminin Çerkesya’ya ulaşmamasından değil, tam tersine varmasından korkuyorum. Zira yaptığınız bu hareketle sizin bunu bir Rus projesine dönüştürmüş olmanızdan korkuyorum.”75 Jordan’a hâlâ güvenen Prens Wladyslaw Czartoryski ile ilişkileri de gittikçe kötüleşti.76 Bu olaylardan sonra sevkiyatla bütün bağını kopardı.
Urquhart, Jordan ve Hotel Lambert ile uzaktan tartışmaya, Zamoyski de onları barıştırmaya çalışırken,77 haziran ayı sonunda Newcastle’dan ayrılan Chesapeak altı top, çok sayıda mermi ve mühimmattan oluşan kargosuyla Lizbon, Cebelitarık, Cezayir, Malta ve Yunanistan üzerinden yavaş yavaş ilerleyerek iki ayın sonunda, ağustosta İstanbul’a vardı.78
Sevkiyat planı bir kez daha değişikliğe uğrayacaktı. O zamana kadar İngiliz destekçilerin elinde olan insiyatif şimdi Hotel Lambert’in Polonyalılarına geçmişti. Urquhart’ın planladığı gibi İstanbul’a ulaştığında Chesapeak’e yalnızca Çerkeslere gidecek ek silah ve mühimmat yüklemek yerine Jordan ve Prens Witold başka bir organizasyon yaptılar. Çerkesya’ya vardıklarında Çerkeslerin elindeki Polonyalı esirlerden ve gelecekte Rus ordusundan kaçacak firarilerden oluşacak bir Polonya birliği kurmakla görevlendirdikleri Polonyalı silahlı bir keşif grubunu gemiye bindireceklerdi.79 Kırım Savaşı sırasında Türk topraklarında bir Kazak alayı kurmakla görevlendirilen, Jordan’ın himayesindeki Albay Klemens Przewlocki bu seferin başına getirildi. 31 Ağustos’ta on yedi adamdan oluşan bir grup — Przewlocki ve altı Polonyalı, iki Fransız subay, dört Türk ve dört Çerkes— Chesapeak’e bindi. Kurulacak Polonya Birliği için Prens Witold’un parasını kendi cebinden ödediği 150 kişilik tam teçhizat, üniforma ve silahla birlikte gemi Çerkesya kıyılarına yelken açtı.80
Sevkiyat hazırlıkları Türkiye’deki Polonyalı göçmenler arasında iyi biliniyordu. Batılı güçlerin desteği olmadan Rusya’yla açık bir ihtilaf yaşamak istemeyen Türkler, Polonyalıların ve Çerkeslerin bu faaliyetlerine göz yumdu.81
Hazırlıklarla ilgili haberler kısa sürede, Çerkes kıyılarındaki deniz devriyelerini her biri altı toplu on iki korvetle güçlendiren Ruslara da ulaştı.82 Bu yüzden hala Britanya bayrağı asılı olan Chesapeak’i izlemeye aldılar. Böylece gemi 5 Eylül’de Trabzon’a vardı.83 Polonyalılar buraya kendi temsilcilerini yerleştirmişti. Ajan Podhajski’nin görevi Çerkeslerin ihtiyaç duyduğu malzemeleri temin etmekti. Ayrıca burada Çerkes destekçisi Türklerin Çerkesya’ya yollanmak üzere kurdukları bir barut deposu da vardı.84 Chesapeak’in gelişini önceden haber alan Rus konsolos Moşnin, hemen Britanya konsolosu Stevens’dan, Rusya’nın olduğu kadar İngiltere’nin de menfaatlerine zarar verecek bu ticareti engelleme (pour empêcher un commerce interlope aussi nuisible aux interêst de l’Angleterre qu’a ceux de la Russie) konusunda yardım istedi. Bu girişime oldukça sıcak bakıyor gibi görünen Stevens ise, geminin konsoloslukla hiç bağlantı kurmadan Trabzon’dan ayrıldığı gerekçesiyle yardım talebini reddedebildi.85
Ancak iki gün sonra, 7 Eylül’de Chesapeak geri döndü. O zaman Stevens, Polonyalılarla bağlantısını keserek Rus takibinden kurtulmak istediği anlaşılan Kaptan Campbell’e bu işin içinde yer alarak kendini tehlikeye attığına dair dostça bir tavsiyede bulundu.86 Bu sırada Türk yetkilileri silahlara el koymaları için ikna etmeye çalışan Rus konsolos başarılı olamadı. Stevens’ın bir sonraki gün şunları yazıyordu: “Chesapeak’in Trabzon’un doğusundan beş mil açıkta olan Koveta Körfezi’nde demirlediği görülmüştür. Öğrendiğime göre burada üç top ve birkaç top arabası ile diğer ekipmanları kıyıdaki bir mavnaya boşaltmıştır ve bu mavnayı orada limana dönmeyi beklemek üzere altı ila sekiz mil açığa göndermiştir.”87
Britanya konsolosunun dostane tarafsızlığı, Fransız konsolosu ve Türk yetkililerin göz yummaları sayesinde Polonyalılar, Kaptan Campbell’in ürkekliğine rağmen Çerkesya’ya doğru yollarına engelsiz bir şekilde devam edebildiler. Grup Rus devriyelerinden yakasını kurtararak ayın ortalarında Çerkes kıyısı Vardan’a bir kez daha ulaşmayı başardı. Burada Ubıh kabilesinin üyeleriyle buluştular. Bunca zamandır açlık ve moral çöküntüyle boğuşan Ubıhlar büyük bir ordunun gelmesini bekliyorlardı. Ancak gelen yardımın ne kadar az olduğunu görünce büyük bir hayal kırıklığı yaşadılar.88
Bu sırada Prens Witold, Fransa’daki yarı resmi bir kaynaktan kaydadeğer bir finansal destek bularak Çerkeslerle ilgili planlarını daha da ileriye götürme isteğiyle ve ‘Chesapeak’in yaptığı işin benzerinde kullanmak amacıyla Samson adlı buharlı bir Britanya şilebi satın aldı. Maceracı bir Fransız olan Kaptan Mangan, Prens Wladyslaw Czartoryski tarafından Çerkesya ile iletişimi örgütlemeye yardımcı olması için İstanbul’a gönderildi. Bulwer’ın ifadesine göre prens, gemiye ‘bedelinin neredeyse iki katını’ ödemişti.89
Kaptan Campbell’in Trabzon’dan İstanbul’a döndüğü haberinin alınması üzerine Samson Trabzon’a doğru yelken açtı ve 25 Eylül’de oraya ulaştı.90 Ancak mürettebat Przewlocki’nin ekibinin Çerkesya kıyısına güvenle ulaştığını öğrenince Samson İstanbul’a geri döndü.
Hotel Lambert'a göre, Karadeniz'de ele geçirilecek Rus gemilerinden oluşturulacak bir Polonya deniz filosunun ilk gemisi Samson olabilirdi. Fakat başlangıç için en az 300.000 frank gerekiyordu.91 Bunun yakın zamanda bulunamayacağı açıktı. Polonya’daki isyancı hükümet, denk olmayan güçlerin karşılaştığı bu savaşı sürdürmeye çalışmaktan yorgun düşmüştü. Birkaç hafta içinde III. Napolyon, Fransa’nın bağımsız bir Polonya kurulmasıyla artık ilgilenmediğini açıkça söyleyecekti. Trabzon olayından sonra Rusya ile sorun yaşanabileceğinden tedirgin olan Türkler tarafsızlık politikalarını terk edemediler. Britanya’dan gelen bireysel destekler de, Urquhart ve Hotel Lambert arasındaki tartışmalar yüzünden büyük oranda kesildi.92 Hatta büyük umutların bağlandığı Kaptan Magnan bile başarılı olamadı, yalnızca Polonyalılara gereksiz masraf çıkarma ve onları nahoş durumlara sokma konusunda başarı gösterdi. Son olarak Prens Witold’un sağlık nedeniyle, Jordan’ın ise Türkiye’deki Polonyalı göçmenlerle arasındaki şiddetli kavgaların artması üzerine Türkiye’den ayrılması (Kasım 1863’te yerine Çerkes meselesiyle ilgilenmeyen Oksza-Orzechowski atandı), Çerkesya planlarını en yakından takip eden iki kişinin bu işten elini çekmesi demekti. Fransa, İngiltere veya Avusturya’dan herhangi bir müdahale geleceğine dair umudunu kaybeden isyancı Polonya Hükümeti, yıl sonuna doğru Hotel Lambert'in baştan beri savunduğu yol haritasını değiştirdi ve Polonyalı demokratların savunduğu Macar ve İtalyan devrimcileriyle ittifak kurma politikasına yöneldi. Bu ittifaklar Mart ve Haziran 1864'te sağlandı. Hotel Lambert’ın yurtdışındaki diplomatik hareket alanı ve etkisi azalmaya başladı ve böylece Çerkesya projeleri geri planda kalmaya başladı.
Buna rağmen, Samson satıldıktan sonra Hotel Lambert, Britanya’da yeniden bir gemi alma girişiminde bulundu. Ancak bu girişim bir fiyaskoyla sonuçlandı. Doğuya doğru yol alan bu gemiye, Rus konsolosluğunun talebi üzerine İspanyol yetkililer Şubat 1864’te el koydular.93 Hotel Lambert’in Kafkasya üzerinden Polonya’nın bağımsızlığını kazanma hayalleri yerle bir oldu.
Bir ay sonra Przewlocki'nin götürdüğü keşif grubu, altı ay Çerkesya'da bekledikten sonra ülkeyi terk etmek zorunda kaldı. Çerkesler arasındaki salgın hastalıklar ve kıtlık, Türkiye’nin ve Batı’nın vaat ettiği yardımlar konusunda tekrar tekrar hayal kırıklığı yaşayan Çerkeslerin şüphelerini giderek artıran takviye ve teçhizatların azlığı, Jordan ve Hotel Lambert’ın büyük ölçüde bel bağladığı Polonyalı esirlerin ve firarilerin beklenenden çok daha az sayıda olması gibi olayların tümü keşif grubunun başarısız olmasına neden oldu. Bu silahlı keşif ekibi Rus harekatının sonucunu değiştirmek için birkaç ay geç kalmıştı.
Ağustos 1863’te Abzehlerin Ruslarla anlaşmaya varmasından sonra direnişin tüm yükü Şapsığ ve Ubıhların üstüne kaldı. Buna rağmen kasım ayında Çerkeslerle birlikte Polonyalılar Rusları mağlup ettiler. Ancak Çerkeslerin İstanbul’dan kış boyunca bekledikleri takviye gelmedi. Bu yüzden 1864 ilkbaharında Polonyalılar Rusların elinden kurtulup ülkeden kaçmayı başarırken, hala Rus hakimiyetine girmemiş olan Çerkesler de sonunda teslim oldular.94 21 Mayıs 1864’te Rusların Çerkeslerin son kalesi olan Kbaada’yı ele geçirmesi Kafkas Savaşları’nın sonu olarak kabul edildi.95
Çerkesya’nın düşüşü, bölgedeki kabilelerin direnişi bırakması ve ardından bağımsızlıklarını kaybetmeleri, onbinlerce insanın kendi dağlarından sürülmesiyle sonuçlandı. Başka bölgelere yerleştirilme teşebbüsleri yüzünden çaresiz kalan özgürlüğüne düşkün Çerkesler, Rus hâkimiyeti altında yaşamaktansa büyük kitleler halinde Türkiye’ye göç etmeyi tercih ettiler. 1860 ve 1870'lerde toplam 400.000 Çerkesin Türkiye'ye göç ettiği tahmin edilmektedir. Ülke tamamen boşaldı ve Dağlıların hayatı darmadağın oldu.96 Henüz ulusal devletlerini kuramadan Çerkesler bir ulus olarak dağıldılar ve bu yüzden Çerkesya’nın uluslararası siyasette bir unsur olarak önemi geçmişte kaldı.97

Hacı Grandük Berzeg Muhammed Emin Zanıko Sefer Bey
Çerkes direnişinin Batı’daki kahramanları, bir yanda Urquhart ve onun düşünce okulu, diğer yanda Hotel Lambert’in Polonyalıları Çerkeslerin Rusya’nın İran ve Hindistan’a doğru ilerlemesinin önünde son bariyer olduğu düşüncesini yaymaya çalıştılar. Bunun yanı sıra, Çerkesler emperyalist saldırıya karşı kendi özgürlükleri için mücadele eden özgürlük tutkunu bir halktı. Son olarak Çerkeslerin mücadelesinin, Rusya’ya hala aktif olarak direnen diğer tek halk olan Polonyalılar ile güç birliği yapmaları için eşsiz bir fırsat yarattığı düşünülüyordu.
Bununla birlikte bu iddialara ciddi itirazlar da getirilebilirdi. Çerkeslerle ilgili gerçeklikten uzak, hayalci planlar yapan Urquhartçılar onların mücadelesinin Rusya’nın Hindistan’a ilerlemesi önünde engel oluşturmadaki önemini abartıyorlardı. Anti-emperyalistler de İngiltere ve Fransa’nın, Afrika ve Asya’yla ilgili sömürge politikalarının, etik açıdan en az Rusya’nın vahşi Çerkes kabilelerini boyunduruğu altına almak için kullandığı yöntemler kadar yanlış olduğunu savunmaktadır. Son olarak Polonyalı demokratlar, Hotel Lambert’in çok önem verdiği Çerkesya seferleri için Polonya’daki mücadelede kullanılacak kaynakların gereksiz yere harcandığını ve bu seferlerin harcanan emek ölçüsünde getirisi olmadığı düşünüyorlardı. Polonyalıların, Kafkasya'daki Rus birliklerinden toplu firarlar olacağı beklentisi de gerçekleşmedi.
Britanya cephesinde ise Çerkes direnişi süresince Çerkeslere batıdan yardım götürme girişiminde hükümetin müdahalesi yoktu. Girişim hem başlangıçta hem de uygulama aşamasında tamam kişisel teşebbüslerle desteklenmişti. Sheffield ve Newcastle gibi sanayi merkezlerindeki varlıklı kişiler bu konuda Urquhart ve benzeri kişilere para yardımı yapıyordu. Şüphesiz ki Britanya’dan maddi yardım geleceği umudu Çerkeslerin direnişe devam etmelerinde önemli rol oynadı. Ancak gerçekte Batı’dan devlet desteği olmadan şahısların çabalarıyla gelen yardım yetersizdi ve geç ulaşıyordu. Savaşan kabileler Britanya Hükümeti’nden hiçbir şekilde yardım almadılar. Türkler ise sadece dostça bir tarafsızlığı sürdürebildi, çünkü Rusya korkusu kendi topraklarında Çerkeslerin ve Polonyalı göçmenlerin faaliyetlerini görmezlikten gelmekten fazlasını yapmalarını engelliyordu. Aynı şekilde III. Napolyon ve Drouyn de Lhuys, Çerkesya’ya yapılan sefer ve çıkartmalara Palmerston ve Russell’dan daha olumlu bakmalarına rağmen, kendilerini bağlayıcı taahhütlerde bulunmaya hazır değillerdi.
Britanya Hükümeti aslında Rusya ile ilişkilerinde sorun yaratabileceği için Çerkes mücadelesini yeniden diriltecek girişimlere onay vermedi. Rusya’nın Çerkesya—orada yaşanan olaylar tamamıyla hoş karşılanmasa da— üzerindeki hak iddialarını tanımaktan kaçınırken, Avrupa’daki mevcut koşullarda barışcıl bir ortam oluşmadıkça veya Avrupa çapında bir savaş olmadıkça bu meselede Urquhart ve takipçileri gibi aktif bir rol üstlenmek istemedi. Rusya'ya karşı mücadelelerinin son yıllarında Çerkeslere sağlanan destek ve teşvik, Urquhart ve Britanya’daki takipçileri, Hotel Lambert Polonyalıları ve Çerkes delegeler arasındaki iş birliğinin bir sonucuydu. Kişisel diplomasi denebilecek girişimlerin sonucu tam olarak böyle oldu.
***
Bu makale yazıldıktan hemen sonra, Rusya'da bu konularda yeni bir revizyon yaşandığı görüldü ve Sovyet tarihçilerin 1950'den önce bulundukları konuma geri dönüldü. A.M. Pikman 19. yüzyılda Kafkas halklarının tarihini irdelerken, son yıllarda böyle mevzularda Marksist-Leninist anlayıştan uzaklaşıldığını yazar (‘O borb’e kavkazskikh gortsev s tsarskimi kolonizatorami’, Voprosy Istorii, 1956, no. 3, 75-84). Marx ve Engels bu konuda, bu yazarlara taban tabana zıt görüşlere sahiptiler. Çarlık Rusyası’nı eleştiren Marx, Kafkas dağlılarının mücadelelerini destekledi. Britanya ve Türk hükümetlerine, onların adına müdahale ettikleri için değil, tam tersine, bunu yeterince etkili bir şekilde yapmadıkları için saldırdı. Marx ve Engels Dağlılar ile İngiltere ve Türkiye arasındaki bağlantıların gayet farkındaydı. Ancak onları bundan dolayı hiçbir zaman suçlamadılar. Hem kendi özgürlüğü için savaşan küçük bir halk neden alabileceği bir yardımı reddetsin ki? İngiltere ve Türkiye’nin gerçekte yaptıkları yardımlar, yapmayı söylediklerinden çok daha azdı. Şamil önderliğinde müridizmin gerici ve yabancı kaynaklılığı tezini hala sürdüren A.V. Fadeyev'in yakın tarihli bir makalesini eleştiren Pikman, böyle toplu bir suçlamayı “gerçeğin tam tersi” olarak nitelendiriyor. “Böyle bir iddia, emperyalist bir bakış açısının (velikoderzhavnye ustanovki) ifadesidir ve halklar arasındaki dostluğun güçlendirilmesinde hiçbir faydası olmaz. Kafkas Dağlılarının [bağımsızlık] hareketi tarihini tahrif etmeyi bırakalım.” Makalenin sonuna eklenen editör notu, Kafkas halklarının Rus İmparatorluğu'na dahil edilmesinin yararlı sonuçlarını savunurken, son dönemde ortaya çıkan ve Çarlığa karşı mücadelelerine gerici bir karakter yükleyen görüşleri yanlış oldukları için kınıyor ve tüm bu meselenin derginin gelecek sayılarında daha geniş şekilde incelenmesine çağrıda bulunuyor.
52 Kontes Zamoyska’dan Bayan Urquhart’a, 20 Temmuz 1863, U.B., I.J. 4.
53 Widerszal, a.g.e. s. 199.
54 Bayan Urquhart’tan Kontes Zamoyska’ya, 19 Temmuz 1863, U.B., I.J. 4.
55 The Expedition of the Chesapeak, s. 12. Prince WI. Czartoryski’ye göre, P.D.D. s. 367, seferin toplam masrafı 125,000 frank tuttu, bunun sadece 15,000’i Polonyalı kaynaklardan gelmişti. Bu son tutarın ‘Britanya’yı teşvik etmek için hemen verildiğini’ yazdı.
56 Hansard, 3. ser. clxx, sütunlar 1773, 1774. Avam Kamarası'nda 17 Şubat 1863'te yapılan bir konuşmanın sonucunda, 'Karadeniz'in Doğu Kıyısındaki Ticaretle ilgili olarak Rus Hükümeti'nin düzenlediği hükümlere dair' 1856'dan beri yapılan yazışmalardan esaslar yayınlandı. (Accounts and Papers (47), Ixxv, 349.)
57 Bkz The Expedition of the Chesapeak, s.10: ‘Polonyalıların Çerkeslere gidecek yardımı kurtarmaktan başka yapacak hiçbirşeyleri yoktu, çünkü Çerkes bayrağının Karadeniz'de dalgalanması onların lehine bir dikkat dağıtıcı olacaktı.’
58 The Free Pres, 4 Mart, 1 Nisan 1863, Bkz The Expedition of the Chesapeak, s. 7.
59 Makaleme bkz ‘Joseph Cowen and the Polish Exiles ’, Slavonic and East European Review, xxxii. 52-69. Marx ve Urquhart için, bkz Wiktor Weintraub, ‘ Marx, Palmerston i sprawa polska’, Kultura (Paris, 1950), no. 12/38, 51-69.
60 Bayan Urquhart’tan Kontes Zamoyska’ya giden mektubun bu yorumlanışı doğru görünüyor, 19 Temmuz 1863, U.B., I.I. 4. Lekawski’nin İstanbul’da hala Coven’ın firmasıyla belirsiz bir bağlantısı var gibi gözüküyor (Lekawski’den Urquhart’a, 9 Temmuz 1863, U.B., I.J. 9).
61 Lekawski’den Cowen’a, 18 Mayıs 1863, Cowen Koleksiyonu, Newcastle-upon-Tyne Merkez Araştırma Kütüphanesi, A. 715. Lekawski’nin sefer hazırlıklarına ilk kez Mayıs’ın ilk yarısında dahil olduğu görülüyor, bkz A. 713, 714.
62 Lekawski’den Urquhart’a, 8 Haziran 1863, U.B., I.J. 9. 29 Ekim 1863’de Lekawski Cowen’a, Jordan ve Türkiye’deki diğer Hotel Lambert destekçileri ile birlikte ‘Ya iş birliği yapmam ya da savaşmam gerekiyordu. İkinciyi tercih ettim. Bütün zamanımı savaşarak harcadım’ yazdı. (Cowen Koleksiyonu, A. 717).
63 Lekawski’den Urquhart’a, U.B., a.g.e..; Lekawski’den Cowen’a, 11 Haziran 1863, Cowen Koleksiyonu, A. 716. Widerszal, a.g.e. s. 203, bu dönemde bazı Çerkeslerin, Urquhart konusu açıldığında kendilerini suçladıklarını ifade eder. Ne yazıkki kendisi böyle bir rivayete izin vermez.
64 Bkz M. C. Bishop, Memoir of Mrs. Urquhart (Londra, 1897), s. 189.
65 Jordan’ın Lekawski’yi suçladığı şeyler arasında Franciszek Sokulski ve Zygmunt Milkowski (Polonya edebiyatında T. T. Jez mahlasıyla ünlü) adlı iki eski arkadaşıyla yakın ilişkide olması da vardı. Bu kişiler Polonya Demokratik Topluluğu’nun Türkiye’deki temsilcileri ve Jordan ile Hotel Lambert’ın can düşmanlarıydı. Tamamen kendi inisiyatifiyle hareket eden Lekawski, bu arkadaşların Çerkesya'ya sevk edilen bazı tüfekleri ve Britanya’dan getirilip İstanbul’daki hükümet cephaneliğinde geçici olarak saklanan tüfeklerin bir kısmını çıkarmalarına ve bunları Polonyalı Demokratların başlatmayı planladığı, Tuna prensliklerinden Rusya'ya karşı yapılacak seferde kullanılmak üzere Tulça'ya nakletmelerine izni vermişti. (Temmuz 1863 sözde Moldavya seferi için, bkz Lewak, a.g.e. s. 166-73). Daha sonra Lekawski bu hareketini “Çerkesler o küçük silahları istemiyor” iddiasıyla hafifletmeye çalıştı. Çerkesler buna itiraz ederken, Lekawski’nin bu tutumu doğal olarak Jordan’ı da öfkelendirdi. Bkz. Binbaşı Poore’dan Bayan Urquhart’a, 3 Temmuz 1863, U.B., I.J. 9; Wydawnictwo materyalów do historyi powstania 1863-1864, v (Lviv, 1894), 246; Jez-Milkowski, Od kolebki przez z ycia: Wspomnienia, ed. A. Lewak, iii (Kraków, 1937), 48; F. Sokulski, W kraju i nad Bosforem (1830-1881): Fragmenty zycia i listy, düzenleyen Marian Tyrowicz (Wroclaw, 1951), s. 96. Lekawski’nin yaptığını öğrenince Binbaşı Poore’un yorumu ‘İyi bir plan gibi durmuyor’ oldu, Prens W. Czartoryski ise Varşova’daki Polonya Ulusal Hükümeti’ne gönderdiği telgrafta bu olayı çok daha sert bir dille kınadı, 14 Temmuz 1863, P.D.D. s. 296.
66 Poore’dan Bayan Urquhart’a, 18 Haziran 1863, U.B., I.J. 9.
67 Poore’dan Bayan Urquhart’a, 2 Temmuz 1863, U.B., I.J 9; Widerszal, a.g.e. s. 203.
68 Lekawski’den Urquhart’a, 9 Temmuz 1863, U.B., I.J. 9. Bkz. Wl. Czartoryski’den Polonya Ulusal Hükümeti’ne (telgraf), 14 Temmuz 1863, P.D.D. s. 296.
69 Widerszal, a.g.e. s. 204, Poore, Czajkowski ile uzun bir sohbetten sonra Urquhart’a “Onda gördüğüm şeyler hoşuma gitti” diye yazdı, 3 Temmuz 1863, U.B., I.J. 9. Czajkowski için, bkz. Polski Slownik Biograficzny, iv. 155-9; Çerkeslerle kurduğu yakın ilişkiler için, ayrıca bkz Kel’siev, Russky Vestnik, Ixxxi. 538-41. Bu dönemde Czajkowski Polonyalılar, Ukraynalılar ve Don Kazakları’nın Kafkasya halklarıyla büyük bir ittifak kurmasından yanaydı.
70 Muhammed Emin için, bkz Kavkazsky Kalendar’, xvi (1861), 86 (Allen and Muratoff’da alıntılanmıştır, ag.e. s. 68) Kendisi Çeçen’di ve Şamil’in temsilcisi olarak (naibi), 1850'lerde Çerkes kabileleri arasında belirli bir düzen oluşturdu ve merkezi hükümet anlayışını getirmeyi başardı. Ayrıca bkz Widerszal, a.g.e. s. 112, 113, 204, 213. (a.g.e. TheExpedition of the Chesapeak, s. 11-14.) Çerkes toplumunun yarı feodal, yarı ataerkil yapısı Muhammed Emin'in Müridist teokratik demokrasisine pek uymadığından Jordan, Çerkesler arasında bir iç savaş çıkabileceğinden korktu, bu yüzden, muhtemelen Çerkes liderlerin en yeteneklisi ve Rusların en çok korktuklarından biri olmasına rağmen onun hizmetlerinden faydalanmadı.
71 Millingen için, bkz D.N.B. xiii (1909), 439, 440. Urquhart Millingen’a çok güveniyordu. Millingen özellikle önde gelen Türklerin desteğini kazanmada etkili oldu.
72 Prens Witold için, bkz P.S.B. iv. 229, 230. Babası Polonyalı muhafazakarların liderliğinde Wladyslaw’ın varis olmasını istedi. Witold, Prens Wladyslaw’dan büyük olmasına rağmen, bu isteği sadakatle kabul etti. Zeki fakat güçlü bir iradesi olmayan Prens Witold, Jordan'ın güçlü kişiliğinin etkisi altındaydı. Ayrıca Porte’deki Britanya büyükelçisi Henry Bulwer ile de dostane ilişkiler içindeydi.
73 Poore’dan Bayan Urquhart’a, 22 Temmuz 1863, U.B., I.J. 9.
74 Bayan Urquhart’tan Binbaşı Poore’a, 19 Temmuz 1863; Bayan Urquhart’tan Kontes Zamoyska’ya, 19 ve 20 Temmuz 1863; Kontes Zamoyska’dan Bayan Urquhart’a, 20 Temmuz 1863, U.B., I.J. 9.
Dışişleri Bakanlığı belgelerinde herhangi bir referansın bulunmaması, Jordan'ın, detayları Urquhart ve Zamoyski'nin sandığından daha az bildiğine dair Zamoyski’nin açıklamasını doğruluyor gibi görünüyor.
75 The Expedition of the Chesapeak, s. 7-14.
76 Poore’dan Mrs. Urquhart’a, 11 Ağustos 1863; Poore’dan Urquhart’a, 14 Ağustos 1863, U.B.,I.J.9.
77 Jan Mohl’dan Zamoyski’ye, 21 Ağustos 1863, Jeneral Zamoyski, vi. 446.
78 Stevens (Trabzon’daki Britanya Konsülü)’dan Russell’a, 7 Eylül 1863, F.O. 78/1775; Stevens’dan Bulwer’a, 25 Eylül 1863, no. 13, F.O. 195/762; WI. Czartoryski’den Polonya Ulusal Hükümeti’ne, 7 Ekim 1863, P.D.D. s. 367, Liverpool, kalkış limanı olarak adlandırılır. Ancak geminin belgelerini gören Stevens'ın doğruluk payı daha yüksektir.
Ignacy Plichta’dan Polonya Ulusal Hükümeti’ne, 27 Ekim 1863, P.D.D. s. 372, geminin gecikme sebebinin, ‘Britanya kaptanın tembelliği’ olduğunu ifade eder. Görünüşe göre Kaptan Campbell bir ayyaştı. (Lekawski’den Cowen’a, 29 Ekim 1863, Cowen Koleksiyonu, A. 717).
79 WI. Czartoryski’den Polonya Ulusal Hükümeti’ne, 7 Ekim 1863, P.D.D. s. 368. Karşılaştırınız. Sokulski, a.g.e. s. 116; Lekawski’den Coven’a, 29 Ekim 1863, Cowen Koleksiyonu A. 717. Rusya'nın Kafkasya ordularının 35-40.000 kadar adamının, 1772 öncesi Polonya sınırları içerisinde yetiştirildiği görülüyor. Bkz Kel’siev, ‘Ispoved’, s. 261; Stevens’dan Russell’a, 10 Ekim 1863, no. 29, F.O. 78/1775.
80 P.D.D. önceden a.g.e. Przewlocki, sefere çıkmadan birkaç hafta önce keşfin geçici lideri olarak atandı,
Bkz WI. Czartoryski’den Polonya Ulusal Hükümeti’ne (telgraf), 13 Ağustos 1863, P.D.D. s. 334. Gemi İstanbul’dan Galati’ye gitmek üzere geçti, ancak onun yerine, Rus işgüderi Novikov’un yakındığı üzre birden Trabzon’a gitti. (Bulwer’dan Stevens’a, 18 Eylül 1863, no. 3, F.O 78/1738).
81 Bulwer’ın Russell’a gönderdiği mektuplara göre, Russell Belgeleri, Devlet Arşivleri Ofisi, 30/22.92 (Widerszal ile ilgili bölümde alıntılanmıştır, a.g.e. s. 208, 209): ‘Çerkesya’nın sıkıntısını azaltma fikri iyi bir yönlendirici olabilirdi [diğer bir deyişle eğer Rusya’ya karşı savaş patlak verirse Türkiye’ye gitmek için] ve ülke içinden bahsedersek Çerkes karısı olan her Türk, [Çerkesya'da] çok uzun süredir devam eden çatışmalara katılarak hane konforunda kayda değer bir kazanç elde edecekti. (23 Temmuz 1863). ‘[Türkiye] Kabinesi bölünmüş durumda; bir kısmı tarafsız- ama Çerkesya'yı teslim etmenin cazibesine eninde sonunda direnmeyi bırakacaklardır. . . . Bu savaşın sonucunda Polonya ve Çerkesya'nın bağımsız olacağından biraz şüpheliyim, ancak Fransa'nın büyümesine karşı alınacak önlemler vardır.’ (6 Ağustos 1863), Karşılaştırınız. Prens Witold Czartoryski’den Prens WI. Czartoryski’ye, 17 Eylül 1863, Wydawnictwo materyalów do historyi powstania 1863-1864, v. 323. Ayrıca bkz Lekawski’den Cowen’a, 11 Haziran 1863, Cowen Koleksiyonu, A. 716.
82 Lekawski’den Coven’a, 29 Ekim 1863, Cowen Koleksiyonu, A. 717.
83 Stevens’dan Russell’a (gizli), 6 Eylül 1863, FO. 78/1775.
84 Widerszal, a.g.e. s. 205; Poore’dan Bayan Urquhart’a, 26 Temmuz 1863, U.B., I.J. 9.
85 Machenine’den Stevens’a ve Stevens’dan Machenine’e (kopyaları), 5 Eylül 1863, F.O. 78/1775. Yakın gelecekte benzer bir durumun ortaya çıkması olası olduğundan Stevens, 10 Eylül'de, no. 9, F.O. 195/762, Bulwer'a, böyle bir durumda nasıl bir tutum sergilemesi gerektiğini sormak için yazdı. Rus işgüder Novikov’dan Stevens’ın yönetimine dair şikayetler almış Bulwer, Stevens’ın Chesapeak ile ilgili eylemini onayladığı halde şöyle yanıtladı: ‘Bir Britanya Gemisinin aranması veya gerekirse [yani Türk makamlarının resmi talebi üzerine] alıkonulmasını reddetmeyi savunmamalıyız, çünkü bu reddimiz Türk İmparatorluğunun, Osmanlı Makamları tarafında herhangi bir sorunu veya (onlara karşı başkalarıyla) suç ortaklığı olmayan bir komşu devletle ciddi tartışmalara girmesine yol açabilir’. (Bulwer’dan Russell’a, 18 Eylül 1863, no. 421; Bulwer’dan Stevens’a (kopya) 18 Eylül 1863, no. 3, F.O. 78/1738.) Ancak Stevens’ın böyle bir politika hakkındaki belli tereddütleri devam etti. Şöyle yazdı: ‘Ben ne yerel otoritelerin ne de herhangi bir başkasının, başka bir ülkenin içinden transit geçen bir geminin yüküne müdahale etme ve Rusları kendi sularını izlemeye bırakarak Türkiye topraklarına hiçbir şeyin inmediğinden emin olmak için gemiye nöbetçi yerleştirme hakkına sahip olmadığını düşünüyorum.’ (Stevens’dan E. M. Erskine’e, İstanbul’daki işgüder, 10 Ekim 1863, F.O. 195/762.) Daha sonra Dışişleri Bakanı, Steven’ın Chesapeak üzerindeki yönlendirmesini ve Bulwer’ın talimatlarını onayladı ve ekledi: ‘Arzu edilen budur, ancak . . . bölgesel otorite tarafından Stevens'dan yardım istenecek istisnai durumlarda bile çok dikkatli ve sağduyulu davranılmalıdır.’ (Russell’dan Bulwer’a, 14 Ekim 1863, no. 457, F.O. 195/748.) Dışişleri Bakanlığı'nın Stevens'ın Russell'a mektubu hakkındaki yorumu; ancak bir Britanya gemisi ‘Çerkeslere savaş mühimmatı taşıdıysa, Rusya ona açık denizlerde el koyabilir’, oldu, 10 Eylül 1863, F.O. 78/1775. 1864-63’te ‘Çerkesya kıyısında ticaret’ konusuna yönelik Britanya’nın tutumu için, bkz F.O. 65/654, 97/344, 97/350.
86 Stevens’dan Russell’a (gizli), 7 Eylül 1863, FO. 78/1775.
87 Stevens’dan Russell’a (gizli), 10 Eylül 1863, FO. 78/1775. Stevens'ın 7 Eylül tarihli mektubundan, Chesapeak kargolarının bir kısmının 5 Eylül'de mavnaya aktarılmış olduğu görülüyor. Bu mavna Polonyalılar tarafından satın alınmıştı.
88 Stevens’dan Russell’a, 25 Eylül 1863, FO. 78/1775. Grubun İstanbul’dan Çerkesya’ya yolculuğu için, ayrıca bkz, a.g.e. s. 163, 164, 176-9.
89 Bulwer’dan Russell’a, 18 Eylül 1863, no. 421, FO. 78/1738; WI. Czartoryski’den Polonya Ulusal Hükümeti’ne, 7 Ekim 1863, no. 421, F.O. 78/1738; WI. Czartoryski’den Polonya Ulusal Hükümeti’ne, 7 Ekim 1863, P.D.D. s. 368; Plichta’dan Ulusal Hükümet’e, 27 Ekim 1863, P.D.D. s. 372. Ayrıca bkz Widerszal, a.g.e. s. 206, 210. Gemiye toplamda 50,000 frank ödendi. Polonyalıların Çerkeslerle ilgili planlarına (bkz Widerszal, a.g.e. s. 208, 209; Lewak, a.g.e. s. 177) Fransızların böylesine cömert bir fon sağlamasının sebebi 3. Napolyon’un planıyla Polonyalıların planının uyuşmasıdır. Napolyon bölgenin Türkiye’den Avusturya’ya geçmesini ve Türkiye’nin, Galiçya’nın da içinde olduğu bir Polonya Devleti’nin kurulması karşılığında Rusya’nın Kafkasya’daki zararını tazmin etmesini istiyordu. Ancak plan İngiltere, Prusya ve Avusturya'nın yanı sıra en çok endişe duyulan Türkler ve Güney Slavların muhalefeti nedeniyle düşürülmek zorunda kaldı. Palmerston’un 1854’te sunduğu benzer bir plan için, bkz A. J. P. Taylor, The Struggle for Mastery in Europe 1848-1918 (Oxford, 1953, s. 67.)
90 P.D.D. s. 368; Stevens’dan Russell’a, 26 Eylül 1863, no. 25, F.O. 78/1775. South Shields’dan çıkan Samson, F. W. Cumming tarafından komuta edildi. Trabzon’daki Britanya Konsolosu ‘Samson'un da Chesapeak gibi Polonya'nın hizmetinde çalıştığına inanmak için fazlasıyla sebebim var’ dedi.
91 P.D.D. s. 368, 369, 373.
92 Karşılaştırınız. The Free Press, 3 Şubat 1864.
93 Slavonic and East European Review adlı makaleme bkz, a.g.e. s. 65-7. Gemiye çeşitli isimler verildi, Princesse, Kościuszko, and Kiliński gibi.
94 Widerszal, a.g.e. s. 214-18; Lewak, a.g.e. s. 176-81. Karşılaştırınız. Kel’siev, Russky Vestnik, Ixxxiv. 152. İstanbul’daki Polonya Ofisi ile İsyancı Hükümeti’nin Rutenya Bölgeleri Bölümü arasında çıkan ihtilaf için (Wydzial Wykonawczy Ziem Ruskich), ikisi de Przewlocki’nin Kafkasya seferinde yetkili otoritenin kendisi olduğunu iddia ediyordu, bkz P.D.D. s. 180, 378.
95 Bol’shaya Sovetskaya Entsiklopediya, xix (1953), 270.
96 M. N. Pokrovsky, Diplomatiya i voiny tsarskoy Rossii v XIX stoletii (Moskova, 1923), s. 229; Istoriya SSSR, düzenleyen M. V. Nichkina, ii (Moskova, 1949), 281. Çerkeslerin küçük bir bölümü Kuban kenarına yerleşmeyi seçti. Fadeev’ göre, a.g.e. s. 96, Britanya, Çerkesleri ‘gelecekte Rusya’yla yaşanacak mücadelede kullanmak’ için onları göçe teşvik ediyordu. Mültecilerin kaderindeki Britanya menfaatleri için, bkz The Times, 27 Mayıs ve 8 Temmuz 1864; Hansard, 3. ser. clxxv, toplanmış 1047; clxxvi, sütunlar. 2081, 2082; Free Press, 1 Haziran 1864; Widerszal, a.g.e. s. 174.
97 Çerkesler, 1877 Rus-Türk savaşında küçük bir rol oynadı. Ancak göç ve yerleşmenin sonucunda, sonradan Dağıstan ile Çeçenistan’da olacağı gibi isyanların meydana gelmesi mümkün değildi. Bkz Allen and Muratoff, a.g.e. birçok yerde.
Kaynak: Kafkasya Calışmaları - Sosyal Bilimler Dergisi / Journal of Caucasian Studies
Kasım 2020 / November 2020, Yıl / Vol. 6, № 11
ISSN 2149–9527 E-ISSN 2149-9101



