700 VATANSEVER VEYA 700 ÖNCÜ; YANİ 700 DÖNÜŞÇÜ...

#155 Ekleme Tarihi 06/10/2015 11:45:07
30 Temmuz 2010 Cuma Saat 09:52   ''Adıgey yönetimi diasporadaki yurttaşlarla ilişkileri geliştirmeye yönelik projeler için 3 milyon 700 bin Ruble bütçe ayırıyor. Diasporada yurttaşları ile ilişkiler ve milli işler devlet komitesi başkanı Vyaçeslav Jaçemuk… son 15 yılda Adıgey’e geri dönüş yapıp da tarihi vatanında hala yaşamını sürdürenlerin sayısını 700 olarak verdi.” (Ajans Kafkas) Geçen sene bu haberi okuyunca, “yapılması veya yapılmaması gerekenleri, doğruları veyayanlışları bunca zamandır tartışıyoruz ama bu toz duman arasında sanırım daha şimdiden başardıklarımızı görmüyor, göremiyoruz veya gördüklerimizi ve bildiklerimizi anlatamıyoruz” herhalde diye düşünmüş, “söyler misiniz: Hangi siyasetimizin 700 öncüsü veya kahramanı var? Hangi siyasetimizin “özü sözü bir” 700 insanı var?” diye sormuş ve şöyle devam etmiştim: Gerçek şu ki, eğrisiyle doğrusuyla “dönüş düşüncesinin daha şimdiden 700 kahramanı var, 700 öncüsü, 700 önderi... Ve Kabardey’e, Karaçay Çerkesya’ya veya Abhazya’ya dönüş yapmış insanlarımızı da bunlara eklersek binlerce kahraman,öncü ve dönüşçü! Yani ''Dönüş Düşüncesi'' daha şimdiden: daha düşünce aşamasındayken ve yeterince örgütlenememişken 700insanımıza yol gösterici olmuş, daha şimdiden 700 insanımızın pratiğinde ete kemiğe bürünmüş ve daha şimdiden gerçekleşebilirliğini göstermiştir. Ve inanın büyük bir güçtür bu! Çünkü her siyasi hareketin aşması gereken en önemli ve en uzun süren aşama böyle söylediklerinin ''yapılabilir'' olduğunu da gösterme aşamasıdır. İlk olmanın, “yeni” olmanın zorluğudur bu. Yalnız kitleler değil, kadrolar bile tereddütlüdür. Çünkü bilinmeze yelken açılmıştır. Kimlerle yola çıkılacak, kimlere güvenilecek ve sonunda kaç kişi kalınacak? Nelerle veya hangi zorluklara karşılaşılacaktır? Bunlarla nasıl mücadele edilecektir? Onlarca, yüzlerce cevaplanması gereken soru vardır kafalarda. Bir örnek yoktur önünüzde, karsılaştığınız her zorluğa yine kendiniz bir çözüm bulmak zorundasınızdır. Yaratıcı ve kıvrak zekanıza, kendinize güvenmek zorundasınızdır. İnancınızın ve kararlılığınızın büyük, gerçekten çok büyük olması gerekir. Sabrınızın, tahammül gücünüzün… Her başlangıç zordur ama siyasi mücadelelerde başlangıç daha bir zordur. ''Düşman güçsüz aslında'' diyenler, örgütlemek istedikleri kitleye bunu göstermek zorundadırlar. ''Bu devlet yıkılır'' diyenler de… ''Korkuyu yenebiliriz'' diyorsanız, bunu da önce siz yenmek ve örnek olmak zorundasınız. Yok ''ölmek var dönmek yok'' demişseniz, önce siz dönmeyecek ve öleceksinizdir. Ve öyle tek bir eylemle iş bitmiş olmaz veya düşüncelerinizin gerçekleşebilirliği ispatlanmaz. Anlattıklarınızın yüzlerce ve hatta binlerce kez tekrarlanması, insanların bilincine ve bilinçaltına kazınması gerekir. Çünkü başkalarının, sizi göz ucuyla da olsa izleyenlerin korkularını veya tereddütlerini yenmeleri ancak öncülerinin, önderlerinin böyle söylediklerini yapmaları; yapmaları da yetmez, sıradanlaştırmaları ile mümkündür. Ve siz öncüler veya önderler, bunu başardığınızda ideolojik savaşı da kazanmış olursunuz. Bundan sonrası ise kolaydır… Haberi tekrar okuyun. Şunu göreceksiniz: Dönüş başlamıştır ve daha şimdiden 700 insanımız anavatanına dönmüştür. En olumsuz şartlarda, nereye gidildiği, nelerle karşılaşılacağı bilinmezken, elimizden tutacak ve bize önderlik yapabilecek, yardım edecek kimse yokken bu 700 insan onurlu bir yolculuğa çıkmış ve kim ne derse desin orada tutunmuşlardır. Yanidönüş ete kemiğe bürünmüştür, ''mümkün'' olduğu kanıtlanmıştır. Bu bir ideolojik zaferdir. Bunu karalamaya, olumsuz bir iki örneği öne çıkarıp küçümseye kimsenin gücü yetmeyecek; bu kervan yürümeye devam edecektir. Eskisinden daha güçlü ve daha örgütlü bir şekilde. Ve biz bunu, bize öncülük yapan; yoldaşları ve hatta ''önderleri'' tarafından yari yolda bırakıldıkları halde yılmayan, alıştıkları yaşamı, belki de sevdiklerini bir kalemde silebilen 700 onurlu insana borçluyuz. 150 yılın birbirinden ayırdığı vadinin iki yakası üzerinde 700 insanımızın bedenlerini tuğla yapıp inşa ettikleri bu ''Dönüş Köprüsü'' Çerkes halkının geçmişini geleceğe bağlayan köprüdür. Bu köprü, Çerkes halkının geleceğe uzanan köprüsüdür, geleceğidir… Aradan geçen bir sene içerisinde belki anavatana dönen insanlarımızın sayısında büyük bir değişme olmadı; ama anavatan ile diaspora arasındaki ilişkiler daha da gelişti, derinleşti. Felsefi bir düşüncenin veya politik hareketin gücü, onun pratik olarak henüz neleri yapabildikleriyle ölçülmez. Önemli olan gelişmenin yönünü işaret edebilmesi ve geleceği temsil etmesidir. Bu anlamda “Dönüş” düşüncesi başarılıdır, başarmıştır. Artık herkes “Çerkes Ulusal Sorunu”nun biricik çözüm yolunun anavatana dönmek ve anavatanda uluslaşmak olduğunu biliyor ve “Dönüş”ü veya “Kalış”ı değil; “anavatana nasıl dönülecektir?”i tartışıyor. “Çerkesya Hareketi” büyüdükçe, ulusal bilinç gelişecek, önündeki engelleri aşacak ve anavatana dönen insanlarımızın sayısı artacaktır. Bundan kuşku duymuyorum. Yurtseverler’in, önümüzdeki yıllarda “Anavatana Dönüş Günü”nü anlam ve önemine uygun bir biçimde gündeme getirmeleri dileğiyle...
  • facebook sharing buttonFacebook
  • twitter sharing buttonTwitter
  • pinterest sharing buttonPinterest
  • linkedin sharing buttonLinkedin
  • tumblr sharing buttonTumblr
  • vk sharing buttonvk
  • odnoklassniki sharing buttonOdnoklassniki
  • reddit sharing buttonReddit
  • whatsapp sharing buttonWhatsapp
  • googlebookmarks sharing buttonGoogle Bookmarks