“GÜNÜNÜ UMUDA AYARLA…”

#204 Ekleme Tarihi 13/10/2015 11:50:39
24 Ağustos 2011 Çarşamba Saat 01:49   Özel işlerim, sağlık sorunları ve geleceğe yönelik kimi hazırlıklar nedeniyle bir süre “kendi kabuğuma” çekilmek zorunda kalmıştım. Dün itibariyle bu sorunların önemli bir kısmını halletmiş veya hafifletmiş bulunuyorum ve bugün yeniden Cerkesyayurtseverleri.com ailesine merhaba diyebildiğim için mutluyum. Bilmek herkesin hakkı: 7 ay öncesine kadar Frankfurt’ta Opera’da çalışıyordum. İşim ağırdı, gecesi gündüzü belli değildi. Bir yandan politik faaliyetler, diğer yandan iş hayatı... birlikte götüremez olmuştum. “Sağlık sorunları” da çıkınca işi bıraktım. Hannover’de, çalışma saatleri daha düzenli ve o kadar ağır olmadığını düşündüğüm bir iş bulmuştum. Mart ayında Hannover’e taşındım, çalışmaya da başladım; ama işler istediğim gibi gitmedi ve haziran ayının sonunda, bir gece, valizi toplayıp gerisin geriye Frankfurt’a döndüm. Kolay olmuyor, hesapta olmayan veya öngöremediğim sorunlar çıkıyor; ama yapmaya çalıştığım, yaşamımı mücadelemizin veya Çerkesya Hareketi’nin ihtiyaçlarına göre yeniden örgütlemek; yani siyasallaşmak veya Çerkesyalılığımı siyasallaştırmak... Yaşamımı yeniden örgütlemeyi, yani siyasallaştırmayı gerekli gördüm; çünkü  amatör ruhla ve çalışma yöntemleriyle gelebileceğimiz yere kadar geldik ve bundan sonra ya siyasallaşır, profesyonelleşiriz ya da statüko bizi yutar diye düşünüyorum... İşe kendimden, kendi yaşamımdan başladım; çünkü  siyasetin ancak siyasi insanlarla yapılabileceğine ve en mükemmel teorilerin bile, eğer onları hayata geçirebilecek kadroları yoksa bir anlamlarının olmadığına inanıyorum. Ve ben “Çerkesya Hareketi”nin bir neferi, mücadelenin ihtiyaç hissettiği; onu taşıyabilecek, zorluklarını göğüsleyebilecek bir kadrosu olmak istiyorum.  Bu, yaşamımın merkezine Çerkesya Hareketini oturtmaktan ve her şeyimi onun ihtiyaçlarına göre yeniden örgütlemekten; yani “günümü Çerkesya’ya göre ayarlamak”tan geçiyor. Siyasallaşmak da aslında budur! Yani, son yıllarda artik geleneksel kurumlarımızın ve kimi statükocuların bile dillerine doladıkları “siyasallaşma” yalnızca “siyasi sorunlara el atmak” ve siyasi konuları konuşmak, yaz ip çizmek veya “siyasi sorunlar”ı kendine dert edinmiş örgütlenmeler yaratmak demek değildir. Bundan daha da önemli olan bu siyasetin kadrolarını, siyasallaşmış insanları yaratmaktır.  Ben siyasallaşmanın üç boyutu olduğuna inanıyorum:
  1. Hareket alanının veya hedeflerin siyasallaşması,
  2. Çalışma tarzının ve yöntemlerin siyasallaşması veya “siyasi ahlak”,
  3. Siyasi insanin ve mücadelenin insanlarının veya kadrolarının yaratılması.
Bunlardan biri eksik olduğunda siyasi mücadelenin başarıya ulaşması mümkün değildir. Ve bir “dava adamı”nı akademisyenden, “entel takımı”ndan veya “sanat-sepet” ve “yazı-çizi” işiyle uğraşıp çok önemli iş yaptıklarını sananlardan ayıran da budur. “Dava adamı”, adı üzerinde, davasının adamıdır; davası neyi gerektiriyorsa onu yapar, o olur... İhtiyaç neredeyse oraya koşar! Çerkesya Yurtseverleri Hareketi kısa sürede önemli bir iş başardı: Söylemlerimizi siyasallaştırdı veya Çerkeslerin siyasal sorunlarını gündemimize taşıdı. Şimdi bir adım daha atmalı, yöntemlerimizi ve kendimizi siyasallaştırmalıyız. Dava adamlarını, kendimizi yeniden yaratmalı ve örgütlenmeliyiz. Hedef somut ve artık körlerin bile görebileceği kadar nettir: Çerkesya’nın inşası ve Çerkeslerin (Adıgelerin) uluslaşmasıdır.  Önümüzdeki günlerde ve haftalarda bu konuları ele almaya çalışacağım. Bazılarının ( mesela “...gençliklerini ve gençliklerinin verdiği enerjiyi meyhane köşelerinde rakıya meze yapmış ya da hücre evlerinde derin siyasi amaçlarına araç kılmış insanlarımız...” diye yazıp utanmadan devrimcilerle meyhaneleri yanyana getirebilenlerin ve olur olmaz yerde kendilerinin devrimci olduklarını iddia edip yurtseverleri Nihal Atsız ile aynı kefeye koyarken; devrimcilere böyle hakaret eden ahlaksızlara kol kanat geren işverenlerin, devşirmelerin ve “derin”lerin...) bundan rahatsız olacaklarını biliyorum. Bu statükocular, yanlışların ve yanlış yapanların açık açık eleştirilmelerini istemiyor, insanları psikolojik baskı altına alarak statükoları sarsacak yazılar yazmalarını ve tavırlar geliştirmelerini engellemeye çalışıyorlar. Allah var etkili de oluyorlar. Kimilerinin gördükleri veya bildikleri yanlışları dile getirirken sesleri, yazarken de elleri titremeye başladı? Ama ben uzaydan geldim! O psikolojik savaş yöntemleri bana işlemez. Sonra ben, “edepsize kusurunu söylemezsen, kabahatini marifet zanneder” diye düşünüyorum... Ciddi bir aradan sonra tekrar Çerkesya ailesi ile birlikte olabilmek benim için büyük mutluluk.  Tüm yurtseverlere ve okuyucularımıza içtenlikle merhaba...

 
  • facebook sharing buttonFacebook
  • twitter sharing buttonTwitter
  • pinterest sharing buttonPinterest
  • linkedin sharing buttonLinkedin
  • tumblr sharing buttonTumblr
  • vk sharing buttonvk
  • odnoklassniki sharing buttonOdnoklassniki
  • reddit sharing buttonReddit
  • whatsapp sharing buttonWhatsapp
  • googlebookmarks sharing buttonGoogle Bookmarks